Yolculuğuma dair -4:) - düşlediğim herşey - Blogcu




Yolculuğuma dair -4:)

25/6/2009 · Kategori: güncem

Merhaba, herkesin mubarek üç aylarını ve Ragaib kandilini kutlarım.  Mekke günlerime kaldığım yerden devam etmeden önce Medine’ye dair unuttuğumu fark ettiğim bir şeylerden bahsetmek istiyorum. Medine’de  Osmanlılar’ın yaptığı bir camide namaz kıldık ve yine atalarımızın yaptığı tiren garını gördük. Bu gar yapılırken Abdülhamit Han, Peygamberimize saygıdan tren raylarının üstüne keçe döşemiş ki ses çıkmasın diye. Mescid-i Nebevi inşa edilirken işçiler de hiç dünya kelamı konuşmamış ve hep tesbih çekerek inşaatı bitirmişler. Ne kadar büyük incelik değil mi? Ayrıca çok uzun Osmanlı’nın yaptığı su arklarnı da gördük yol boyunca. Atalarımızın yaptığı eserleri başka coğrafyalarda görmek çok  gurur  verici.  

Mekke’de bir arkadaş da edindim. En büyük kazanımlarımdan biri olarak gördüğüm Hicran’ı , kızı Sina’yı ve eşi Gürsel ağabeyi tanıdığıma çok memnun oldum. Ne tatlı, ne sıcak bir aileydiler. Hicran ile Medine’de de aynı katta kalmıştık ama Medine’de sarhoş halimi atamadığımdan tanışamamıştık. Mekke’de de aynı katta kalıp asansörde konuşmaya başladık. Sonra bir ömür süreceğini ümid ettiğim arkadaşlığımız başladı. Kahve makinemi,kahve çikolatalarımı ve Türk kahvemi de götürmüştüm giderken. Maalesef  oda arkadaşlarım kahve sevmediğinden yalnız keyif alamadan içiyordum kahvemi. Kahveyi çok sevdiğini öğrendiğim Hicran ile odamda kahve de içtik karşılıklıJ  Sina, 6 yaşında. Öyle güzel eğitilmiş bir kız çocuğu ki hayran kaldım kendisine. Su içecekse eline ikişer bardak alıp isteyene dağıtıyordu. Çok sosyal bir çocuk , herkesle güler yüzü ile iletişim kuruyordu. Anne ve babasıyla tavaf ederken birlikte yaptığımız umrede ona hayran oldum. Say ederken erkeklerin koşması gereken kısımda babasıyla ve diğer beylerle koşu yarışına girmesi çok hoşuma gidiyordu. Çocuklara şeker dağıtması, yardımseverliği, vermeyi sevmesi kazanılmış ne güzel huylardandı. Sina gelmeden evvel Peygamber Efendimizi rüyasında görmüş.  “Çok güzeldi , beni gül bahçesine götürdü ve bir sürü oyuncak hediye etti bana Peygamberimiz” dediğinde nasıl duygulandığımı anlatamam. Ailesi ilk duyduğunda inanamamış ama ayrıntılı anlattığında bu güzel rüyayı görmenin  melek gibi bir çocuğa nasip olduğunu anlamışlar. Hicran ile Safa ve Merve tepesinde say ederken “ne düşünüyorsun,  ne duası ediyorsun” diye sorduğumda ”Hz. Hacer annemizi düşünüyorum” dedi. “Onun evladı için çırpınışını,Allah ‘a teslimiyetini, bir annen evladı için yaptığı duanın kabul oluşunu, bizim şimdiki durumumuzu düşünüyorum”dedi. Ne kadar anlamlı bir say edişti o. Zaten oradaki her şey birer sembol. Hikmetlerinin anlaşılmaya çalışılması önemli.”Bünyesinde pek çok  sembolik anlamlı davranış bulunan hac ve umre ibadetlerinin özünün ve ruhunun yakalanabilmesi aslolan. Dıştan bakılan her sembolik davranışın bir anlamı ve müslümanı eğitici ve bilinçlendirici bir yönü var” yazıyor kitapçıkta . İnşallah anlamlarını kavrayabildiğimiz  fiillerde bulunmuşuzdur bizler  de…

Mekke’de Peygamberimizin 35 yaşından 40 yaşına kadar cahiliye adetlerinin çirkin davranışlarından uzaklaşmak için sığındığı Nur Dağı’na ve Hİra Mağarası’na çıktık gece yarısı 3,5 da. Tabi çıkmamız saatler aldı. Hatta dağın yarısında sabah ezanı okununca hepbirlikte sabah namazını kıldık. Mekke’nin gece manzarası çok güzeldi. Gündüz evlerin çatısız oluşundan çıplak ve kimse yaşamıyor gibi bir görüntü veriyordu. Gece ışıkları capcanlı bir havaya büründürdüğü konusunda hepimiz hemfikirdik . Hira ‘ya çıkarken  çok heyecanlıydım. Peygamberimiz  5 yıl boyunca sık sık orada yalnız kalırmış. Hz.Hatice validemiz de ona yemek taşırmış. Şimdilerde merdiven ile çıkışı kolaylaştırsalar da çıkarken çok zorlandık. Allahım sen dilediğinde tüm zorlukları nasıl da kolaylaştırıyorsun. Peygamberimize 40 yaşındayken ilk ayet-i kerimelerin indiği yer  de Hira mağarasıydı. İlk ayet-i Kerime ise ne kadar anlamlıydı “Oku!” Yaradan Rabbinin adı ile oku!”…

Nur dağının zirvesine ulaştığım anda ayağım burkuldu benim. Öyle bir burkulmaydı ki “bu kadar yolu kim taşır da beni indirir” diye düşündüm o an. Sonra kalktım ve mağaraya girdim. Yine Peygamberimiz kokuyordu. Allahım o koku bir mucize. Sırf bu kokuyu duymak için yine gidilmesi gerektiğini söyleyebilirim arkadaşlar. Zaten oralarda her yer değişmiş, defalarca tamir olmuş, yeniden inşa olmuş. Değişmeyen şeyler dağlar ve taşlar. O dağlarda ise Peygamberimizin kokusunu çekebildiğiniz kadar çekin içinize. Başka yerde bulamazsınız çünkü. Yüzyıllar önceden yaşamış birinin kokusu hala mis gibi  duruyor.  Bu mucize değildir de nedir.

Hira Mağarasında bir başka arkadaş ise düşüp alnını ve burnunu yardı. Hira gazisi diye anılmaya başladık ikimizde. Onun durumu ciddiydi dönüşte hastanede  dikiş atıldı ben ayağımı göstermedim, sıcağı sıcağına bir şey anlamadığımdan. O gün Kabe’de tavaflarımı yaptım akşama kadar. Akşam baktım ki ayak bileklerimin iki yanı feci şekilde şişmiş ve morarmış. Hoca ve ablalar kızdı bana “hiç söz dinlemiyorsun, sağlık da önemli yat” diyerek. Ben çok ağladım daha yapacağımız 2 umre vardı ve ruhlarına tavaf yapmak istediğim kişilerL Yatmayı göze alamıyordum “sizlerin kaçıncı gelişi, heyecanımı anlamıyorsunuz, unutmuşsunuz ilk heyecanlarınızı” dedim.” Umrelerimi başkası adına yapıyorum kendim için olsa inanın yatarım “dedim. İyi dedimJ

Medine’ye giderken hem  hemşehrim hem arkadaşım olan İsmihan’ı aradım. Eşi Yunus amansız bir hastalığa yakalanmıştı. Çok gençti daha . Telefonda sesi geliyordu “bana dua etsin” diye. “Etmem mi en çok onun için gidiyorum demiştim.” İsmi iyileşince biz de gidelim” diye heveslenmiş telefonumdan sonra.İlk gittiğimde Yunus’a dua etmiştim ve sonrasında da hem öylesine içten duaydı ki anlatamam. “Allahım Eyüp Peygambere şifa veren sensin Yunus’a da şifa ver. Onu annesine ve eşine bağışla ne olur” diyordum dualarımda. Medine’nin son günlerinde ablam “Yunus öldü sana demedi annemler üzülme diye bak sakın üzülme ben dua et diye diyorum” dedi:( Üzülmemek mümkün müL Geldiğimden beri yana yakıla dua ettiğim kişi ölmüştü. Hayal kırıklığına uğradım, İsmihan’ın acısını hisettim. Gencecik insandı işte nasıl üzülmem. Günlerce uyuyamadım, çok acı çektim. Ama iyi de oldu demesi, bu kez “Allahım hastalığı günahlarına kefaret olsun,Peygamberimiz komşusu olsun.Ailesine sabır ve dayanma gücü ver” diye dua ettim. Tam 4 adet okunan hatim Ravza’da Yunus’a bağışlandı. Orada yakınımda olan herkes ona Yasin okudu, dua etti. Ve ayağımın burkulmasına rağmen çok şükür ben de umre yaptım Yunus adına. Allahım inşallah mekanı Cennet olur.

Ayağımın burkulduğu gece grup başkanımız ve dayım(!) olan  Rıvan Hoca, kendisi Kadıköy’de bir caminin imam-hatibiymiş aynı zamanda  buz aradı ve gece yarısı getirdi bulup ayağıma koymam için. Öncesinde Nesime abla, Şule abla ve Havva teyze de çok ilgilendi sağolsunlar, tabi bana söylenerekJ  Ertesi günü doktora götürdüler, sağolsun film bile çekmedi ilaç verdi sardırdı doktor amcaJ Ben umre yapabilir miyim diye sormaya korktum izin vermez endişesi ile. Ve kaldığım yerden devam ettimJ Birini Yunus’a , diğerini Aşık dedeme yaptığım umrelerimi ve tavaflarımı çok şükür bitirdim. 50 tavaf yapmak çok sevapmış ama maalesef o ayakla hareketlerim yavaşlayınca 50 tavafı bitiremedimL Genellikle tavaflarımı ölmüş yakınlarıma, aileme ve arkadaşlarıma yaptım. Aslında vaktim olsa tanıdığım her insan adına seve seve tavaf yapardım. İnşallah kabul olur.

Ayağım burkulunca Sevr Dağına çıkma hayalim suya düştü.  Sevr’e çıkmayı isteyen 3 kişi kalmıştı benle beraber, Sevr dağı gezisi iptal oldu ve çıkılmadıL  Sevr Dağında Peygamberimiz hicret esnasında yine Hz. Ebu Bekir ile saklanmıştı. Onu korumak için örümcek ağını örmüş, kuşlar da yuva yapmıştı. Ne büyük mucizelerle dolu bir dinin mesubuyuz değil mi. Orada doğru bir dine mensup oluğunu daha çok anlıyor ve anlamlandırıyor insan .

Mekke’de ayrıca hac ibadeti sırasında gidilen Mina, Müzdelife, Arafat , şeytan taşlama mahalli gibi yerleri otobüsle geçerken gördük. Ben ayak basmadığım yeri anlayamıyorum. İnşallah oraların ayrıntılarını hacca gidip, döndükten sonra anlatırımJ Ayrıca ilk yaratılan insanlar  Hz. Adem ve Havva anamızın ilk birleştiği yer olan Arafat Dağına çıktık. Aaaa biliyor musunuz 11 yaşında yattığım hastanedeki oda arkadaşım Rabia’yı gördüm ben hem orada hem Kuba Mescidinde. Yani ben görmedim, 50 yıl bir arada kalsak yine hatırlamazdımJ.Hafızam malumunuzJ  O gördü beni , gözümde güneş gözlükleri, simsiyah giyinmiş halde beni nasıl tanıdı onca yıl geçmesine rağmen hala hayret  ediyorum.

Gerçi birkaç kez daha rastlaşmıştık ama hala hayret ediyorum taaa oralarda karşılaşmamıza. Bir de babamın kuzeni ve yeğenleri de aynı tarihlerde oradaydı. Onca insanın içinde kaç kez rastlaştık. Tanıdık görmenin hazzı ise bambaşka oralarda. Diyanet’in 2 yıldır düzenlemiş olduğu bir organizasyona da katıldık Mina veya Müzdelife’de. Karıştırdım  yawJ Her neyse işte Diyanet bizim için sofralar kurdurmuş, mangallar yaktırmıştı. Cacık, baklava vs her bir şey vardı menüde. Piknik alanında Hicaz kitabının yazarı bir hoca sohbet verdi, Kuran okundu, dua okundu hep birlikte namaz kılındı. Sohbet ve hoca çok değerliymiş ama ben yeni tanıştığım arkadaşım Hicran ile muhabbet ettiğimden dinleyemedimL Kitabını okuyacağım ceza olarakJ Bir de orada Sina ,Hicran ile birlikte at arabasına bindik. O kadar bilinçli olmamıza rağmen bir anlık düşüncesizliklenasıl yaptık o işi anlamıyoruz halaJ At arasına binince ikimizin de aklı başına geldi ve iş işten geçmiş oldu. Allah’tan adam bizi aldığı yere bıraktı ama o korku da bize yettiJ Sohbeti dinlemeyişimize bağladık yaşadığımız korkuyuJ Biliyorsunuzdur çokça tembihlenmiştik  “arabaya falan sakın yalnız binmeyin” diyeJ  Bir de deve sütü içmeye gittik çöle. Deve sütü şifaymış, sağılıyor ve kaynatmaya gerek kalmadan içiliyor. Deve sütü içmeye gittiğimiz çölde ayaklarım yandı sıcaktan. Arabistan’ın coğrafi açıdan hiçbir özelliği yok. Bir çöl resmen. Hiç kimsenin ayak basmayacağı bir çölü dinin yayılma yeri olarak seçmesinin sebebi çok anlamlı Allah’ın bence. Bir çöl ve tek yeşilliği hurma ağaçları. Ama bolluk bereket içinde. Çünkü Peygamber duası almış o topraklar. İnsanların umudunu yitirmemesi için, çölde bile bereket bahşeden Allah’a tam inanması gerekli. Geldiğimde bunu anlattığım bir arkadaşım ama nasıl umutlu olayım ben, eşimin aldığı maaş belli asla bir evim olamaz dedi. İşte bu umut;  yoksunluğu ki insanı hep hüsranda tutar. Ben ölümden gayri her şeyden ümitliyim. Bir şeyi istersem ölmezsem olacağına inancım tam. Bu sebepten hep hedefler koyuyorum, bu hedefler genellikle gezme amaçlı olsa daJ oluyor mutlakaJ

Of gene çok uzun yazmışım, bu kadar anlatacağım aklıma gelmemişti ama daha bir dolu şey var  anlatılacak. Sanırım benim umre muhabbetim epey daha devam edecekJ Umarım sıkılmıyorsunuzdur, sevgiyle…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (8) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

8 yorum yazılmıştır

Yazan:nevbahar01 | Tarih: 2/7/2009
Konu: ...

CANIM ARKADAŞLARIM YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
AYAĞIM BİRAZ DAHA İYİ AMA TAM DEĞİL:) ORADA BİR TEYZE YAŞIN KADAR İYİLEŞMEZ DEDİ. SANIRIM 31 GÜN BEKLEMEM LAZIM:)
YAPRAKCIĞIM İNAN BUNU NASIL İZAH EDEBİLECEĞİMİ BİLEMİYORUM. AMA O KOKUNUN PEYGAMBERİMİZE AİT OLDUĞUNA O KADAR EMİNİM Kİ. BU BİR MUCİZE AMA EN SEVGİLİSİNİ DE ALLAH İNSAN OLARAK YARATSA DA ÇOK FARKLI ÖZELLİKLERLE SÜSLEMİŞ. YANİ ONUN KOKUSU ZATEN ÇOK ÖZELMİŞ VE GEÇTİĞİ YERLERDEN SİLİNMEMİŞ. ORADA BAŞKA BİR KOKU OLDUĞUNU ASLA DÜŞÜNMÜYORSUN. ZERRE KADAR ŞÜPHE GELMİYOR İÇİNE. YAW BAZI ŞEYLERİN İZAHI ZORDUR YA. BUNU DA GİTMEDEN ANLAYAMAYACAKSIN , AMA ÇOK DUA EDİYORUM BİR GÜN SEN DE ORALARI GİDİNCE ANLICAKSIN. NE HARİKA BİR YAZI ÇIKAR SENDEN DÜŞÜNMESİ BİLE HOŞ:)
HEPİNİZ ÖPÜLDÜNÜZ ŞEKERLER...

Bağlantı»

Yazan:isimsiz | Tarih: 29/6/2009
Konu: zeynep melike...

böylesi güzelliği okumanın sıkılmasımı olur hiç kıs,hazır yazılmış harika bilgili yazı,sen yazmaktan sıkılmıyorsunya?
selam ve dua ile inş. arkadaşım..
(bu arada kelebek gibiyle istanbulda görüşürseniz haberim olsun lütfen:)
zaman ve mekanda bi problem yaşamazsam katılmak isterim size:)

Bağlantı»

Yazan:çileklisüt | Tarih: 29/6/2009
Konu: canım..

geçmiş olsun iyileşti mi bari bileğin?

Bağlantı»

Yazan:www.damlabebek.blogspot.com | Tarih: 26/6/2009
Konu: ...

Yaz tabi ki canım ya, bir çok terime yabancı hissetsem de kendimi, zevkle okuyorum ben şahsen. Şimdi bir şey soracağım ben. O kokunun Peygamberimizin kokusu olduğunu nereden biliyoruz? Yani daha önce o kokuyu almak lazım ya hani. Ay ifade edemedim ki :) Ya korkuyorum da günaha mı giriyorum acaba :( İlk önce kokuyu bilirsin hani ve sonra karşına çıkınca şu kokuyor dersin. O manada soruyorum. Bu arada ayağın düzelmiştir umarım, çok geçmiş olsun, allahtan büyük bir şey olmamış. Ve başınız sağolsun... Bir de Arabistan çöl çorak ama ordan çıkan petrol ihya ediyor onları. Bu arada bizim Suriye sınırında petrol varmış diye bir rivayet çıktı. Duydun mu? Doğru mu bilmem. Hani şu İsrail' e yarım asırlığına kiraya verilmek istenen mayınlı sınırda! Ben de bazen burayı msn' e benzetiyorum ya yaz yaz bitiremiyorum :))

Bağlantı»

Yazan:hilal | Tarih: 26/6/2009
Konu: yaz yaz

Yaz yaz hacı olana kadar yaz:)Hac dönüşüde, 40 yıl kadar da hac muhabbetlerini dinleriz,anca biter di mi:)))
Senin hayatın detay kızım,yazmasaydın şaşardım:))

Bağlantı»

Yazan:isimsiz | Tarih: 26/6/2009
Konu: blahblah

gerçekten o koku duyuluyor mu? vay be diye kalakaldım ya. ne güzel.

Bağlantı»

Yazan:birguzelciftiz | Tarih: 25/6/2009
Konu: Regaib

Kandilin mubarek,duaların kabul olsun canım...
selam ve dua ile...

Bağlantı»

Yazan:asheke | Tarih: 25/6/2009
Konu: ..

Niye sıkılalım ki. Sıkılan okumasın. Seninle bu heycanı paylaşmak güzel oluyor. İlerde bizde idersek allah izin verirse yazdıklarını hatırlarım bişeyler tanıdık gelir :)

Bağlantı»

« Önceki :: Sonraki »