Yolculuğuma dair -3 - düşlediğim herşey - Blogcu




Yolculuğuma dair -3

24/6/2009 · Kategori: güncem

Merhaba, “gök görmedik bir umre yaptı, anlata anlata bitiremiyor” demeyeceğinizi ümit ediyor ve kaldığım yerden devam ediyorumJ Biliyorsunuz gün gün güncemi yazarım normalde. Aslında gün gün orda not tuttum ama yazmıyorum, siz de buna razı gelin artıkJ

Medine’deki unutamayacağım, muhteşem 7 günün ardından Mekke’ye doğru yola çıktığımızda Peygamber Efendimize veda etmedim ben. Çünkü Allah ömür verirse yanına yine gideceğim. Kendi uslubumca “hoşça kal sevgili Peygamberim, yine geleceğim” diye el salladım ravzasında. Biliyorum beni görüyordu. 

Mekke’ye giderken Zulhuleyfe Mescidi’nde durup 2 rekat ihram namazı kılıp, otobüslerde topluca ihrama girmek için niyet ettik. Niyetimizden sonra o meşhur “Lebbeyk” duasını okuduk birlikte. “Buyur Allahım buyur! Emrindeyim buyur!Senin hiçbir ortağın yoktur. Emrindeyim buyur!Şüphesiz hamd sana mahsusdur. Nimet de senin, mülk de senindir. Senin hiçbir ortağın yoktur.”

Sonra salavatlar,tekbirler getirdik birlikte. Çok duygusal bir an.İhrama erkekler bembeyaz iki parçadan oluşan kıyafetle giriyor, bizim özel bir kıyafetimiz yok.  O kıyafetin de anlamı tüm dünyevi ayrıcalıklardan soyunmayı ve bütün insanlarla eşitlenmeyi simgelemesiymiş. İhram yasaklarımız da niyetimizle birlikte başlamış oluyor. Bu yasaklar hiçbir canlıyı öldürmemek, bitkiyi koparmamak, saç ve tırnak kesmemek, vücudumuzdan bir yeri bilerek kanatmamak, koku ve benzeri  şeyler sürünmemek, kötü söz söylememek vs. gibi şeyler. İhramlı halde uzun ve ,heyecanlı Mekke yolculuğu devam etti. Yoldaki tabelalar, mahal yerine bize yol boyunca  ne okuyacağımızı hatırlatıyıyordu. Bu da çok ilginçti benim için. Elhamdülillah,Allahu Ekber,Lailaheillallah gibi tesbihler yazıyordu tabelalarda. Mekke’ye vardığımızda otelimize yerleştik ve akşam yemeğinden  sonra Kabe’ye doğru bütün kafile yola koyulduk. Zaten çok kısa mesafeydi,dilimizde yine “Lebbeyk” nidaları, kalbimiz küt küt. Benim gibi ilk kez görecek olanların heyecanını tahmin ediyorum. İnanılmaz derecede heyecanlıydım. Daha önceden gelmiş olan Şule ablanın koluna girdim “beni bırakma ben hiçbir şey bilmiyorum” diye. Ağlıyordum.Bir türlü ne dua edeceğime karar verememiştim. Çoğu insanın ettiği  “ettiğim bütün dualar kabul olsun” duası bana saçma geliyordu. Bütün dualar kabul olamaz ki, olsa giden  herkes medyum olur. Hayırlı dualar kabul olur ancak. Sonunda kararımı vermiştim. Başlarımız önümüzde Harem-i Şerif’te Kabe görüş alanımıza girene kadar yürüdük, Şule abla "kaldır başını artık Kabe karşında" dediği anı unutamıyorum, olabildiğince muhteşem ihtişamıyla karşımda olan Allah’ın evinde “Allahım beni, annemi, babamı, Saliha’yı,  Salih’i , Nilüfer’i, Osman eniştemi, Ömer’i ve Alperen ‘i öldükten sonra direk Cennet’ine al ve Peygamberimize komşu  eyle “ dedim. İnşallah kabul olmuştur. Nasıl duamı güzel seçmiş miyim. Onlarsız ;Cennet’i neyleyeyim. Sonrasında ise ardı ardınca dualarımı sıraladım, kalbim küt küt atmaya devam ediyordu, elim ayağım titriyordu heyecandan. Nasıl bir çekim gücüdür o. Nasıl bir mucizedir Yarabbim. Hemen akabinde tüm kafilecek Kabe’nn etrafını niyet ederek tavafa başladık. 7 kere yaptığımız tavaftan sonra 2 rekat tavaf namazı kılıp, sünnet olduğu üzre zemzemlerimizi “ilim,sıhhat ve rızık” dilekleri ile içip, Safa Tepesine gidip niyet edip, Safa ve Merve tepelerini 7 kere say ettik. Say bitimi saçlarımızdan bir tutam kestirip ihramdan çıkmış olduk ve böylece ilk umremizi yapmış da olduk. Allah’ım ne olur kabul et. Umre budur arkadaşlar.  Ben hiçbir şey bilmemenin verdiği endişe ile , bilenleri kaybetmeden elimde Diyanet’in verdiği dua kitapçığını okuyarak yaptım bu işlemleri. Harika bir kitapçıktı. Arapça duaların yanında Türkçelerinin yazması çok iyiydi . Mekke’de elimden düşürmedim o kitapçığı. Tavaf ederken ve say ederken edilecek dualar çok güzeldi.

Tavaf demek Kabe’nin etrafını 7 kere dönmek demek. Bu da bir sembol tabi, isterseniz hiçbir şey okumayın sadece içten ve samimi oluşunuza bakıyor, Hz.Allah. Zaten Kabe’yi sadece seyrediyor olmak bile ibadet hükmündeymiş. Bir galaksinin milyarlarca yıldızıyla dönüşünü andırıyordu kitapçıktaki ifadeyle binlerce müslümanın tavaf ederken oluşturduğu manzara. Ayrı dilleri konuşan, renkleri , giyinişleri, yaşayışları ayrı binlerce insan aynı yöne doğru Allah için gidiyor. Kabenin altın kapısının yanındaki köşede bulunan Hacer-i Esvet taşına aynı anda aynı sözcükle “Bismillahi Allah’u ekber” diye selamlıyoruz ellerimizi kaldırarak. Ben genellikle kitapçıktaki dualara dalar Hacer-i Esvet köşesine vardığımın farkında olmazdım. O an benimle aynı yerde bulunan , haritada yerlerini bilmediğim kardeşlerimin selamlama sesiyle farkına varır , onlarla selamlardım.  Kabe’nin bir köşesi de Altınoluk köşesi. O köşenin etrafının bir kısmı mermerle çevrilmiş, aslında orası da Kabe’nin içinden sayıldığından orada iki rekat namaz kılmak Kabe’nin içinde namaz kılmaya eşdeğermiş. Çok şükür çok kez nasip oldu orada namaz kılmak, tüm izdihama rağmen. Ama nasip olan şeyleri suistimal etmedim hiç . Kimsenin hakkını yemek istemedim. Saatlerce secdeye kapanıp dua etmektense bir başkasına yer verdim hiç oyalanmadan . Sanırım bencil düşünmediğim için karşılaştım bu tür kolaylıklarla.  Kabe’yi tavaf ettiğimin 2.günü Hacer-i Esvet taşını öpmek de nasip oldu. Nasıl oldu hala hatırlamıyorum. Bir daha da o izdihama girip öpmedim. Bir kez yeterliydi sünnete uymam için, binlerce insan bekliyordu onu öpmeyi. İzdiham olmasa elbette defalarca öpmeyi isterdim, Peygamberimizin dudaklarının değdiği taşı. Siyah olan bu taş aslında beyaz iken insanların günahları ile yüz sürmelerinden dolayı karardığına dair rivayetler var. Peygamberimiz musaitse o taşı öper, değilse eliyle selamlarmış.  Elimizle selam vermemizin bir anlamı da hiçbir insanın diğerine benzemeyen parmak izinden oraya gelenleri tanıyıp, geldiğimize şahitlik etmesiymiş. Cidden bu parmak izi mevzuu bir mucize bu arada. Kabe kapısı ve Hacer-i Esvet arasındaki kısım ise Mültezemmiş ve orada edilen dualar kabul olurmuş ki ben bunu buraya gelince öğrendim. O selamlama mevzuundaki hikmeti de... Ne çok bilmediğim şey varmış, öğren öğren bitmedi. Ama ben gidecek olanlara hepsini anlatacağım ki benim gibi cahil olmasınlarJ

Şimdilik bu kadar ,çünkü mesaim bitti:) Mekke günlerime yarın kaldığım yerden devam edeceğim, hepinizi öpüyorum... 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

Yazan:isimsiz | Tarih: 25/6/2009
Konu: zeynep melike...

sen böyle tane tane yazki bigün inş. nasip olursa bizlerede,nasiplenelim senden,ve sende vesile olduğun için sevabına nail olursun canım:)
yüreği güsel arkadaşım,Regaib kandilin mübarek olsun,o güsel dualarından beni yine nasipsiz bırakma olmazmı,selam ve dua ile,Allah'a emanet ol canım,,

Bağlantı»

Yazan:www.damlabebek.blogspot.com | Tarih: 25/6/2009
Konu: ...

yaz yaz merakla okuyorum yazdıklarını. allah dualarını kabul eder inşallah ve tekrar gitmeyi nasib eder...

Bağlantı»

Yazan:isimsiz | Tarih: 25/6/2009
Konu: blahblah

inşallah duaların kabul olur nevcim.

Bağlantı»

Yazan:aysegelin | Tarih: 24/6/2009
Konu: :)

İnşallah ablacıgım tekrar gidersin. Peygamber efendimizle vedalaştıgın gibi.

Bağlantı»

« Önceki :: Sonraki »