Embed

Vakti Geldi

Merhaba günlükcağazım, 18 Aralık Perşembe akşamı Fatih Reşat Nuri sahnesinde izledim ‘Vakti Geldi’ adlı oyunu. Yeri gelmişken hemen söyleyeyim Reşat Nuri sahnesi çok soğuktu ,mantomla oturmak zorunda kaldığım salonun bu eksikliği daimi değildir ve düzelir umarım.

Yeri gelmedi ama bir  şey daha söyleyeyim :) İBBŞT nin broşürleri ve afişleri bu yıl çok kötü yaw .Denge temasını hiç yakıştıramadım ben broşürlere. Diğer oyunculara da haksızlık gibi geliyor tek ayak üstünde sadece bi oyuncunun bekletilmesi :)

Bilirsin günlükcağazım , oyunları izlemeden önce pek araştırma yapmıyorum. Bu oyunda da yapmamıştım ki iyi ki yapmamışım çünkü daha sonradan baktığımda konunun çoğu yerde yazdığını gördüm .Benim için hayret etmek tiyatro beklentilerimin ilk sıralarında yer alır  ve ben bu oyunda hayret ettim doğrusu…

Vakti Geldi , ağlanacak halimize güldürdü bizi. Hal-i pür melalimizin  ne kadar trajikomik olduğunu bir kez daha anladım. Bu oyunun konusu bir dramdı , aslında dram olarak da pekala anlatılabilirdi; iyi ki de bu yolu seçmişler şahsen güldürmek zordur ve ben güldüm bu oyunda :)

Oyunda sadece gülmedim elbette bol bol düşündüm, sonrasında da öyle…  Siyasetin ne kadar kirli bir çark olduğunu düşündüm yine. Nasıl ki bara giren içmeden dahi kokudan ve ortamdan sarhoş olabiliyorsa siyasetin içinde de temiz kalmak çok zordu. Çıkarların, iktidar hırsının dostlukları dahi nasıl harcadığına tanık olurken,  Vakti Geldi’de izlediğimin genele yayılmış gerçeği yansıtıyor oluşuna vahlandım yine.

Vakti geldi de bir türlü tam yaşayamadığımız demokrasiyi gördüm, içi boş olan demokrasiyi.  Anlamlı  diyaloglar vardı demokrasiyle alakalı, tekstini okumak istediğim oyunlar arasına girdi o nedenle bu oyun.

Vakti Geldi ‘yi izlerken insanlığımızın, erdemlerimizin  kısırlaştığını düşündüm ve birilerinin insanlığı yeniden doğurması gerektiğini… Oyunda da bahsi geçtiği üzre her ne kadar Don Kişot’luğa  kimse özenmiyorsa da bu çağda, en azından hep hedeflediğim ‘Erdemsiz toplumda erdemli insan’ olma çabasını  güdenlerin sayılarının artmasını diledim. Vakti gelmedi mi artık bunun?

Vakti Geldi’nin dekoru sonbaharın döktüğü yapraklarla ve insanların döktüğü çöplerle dolu bir istasyon sahnesiydi. Çöpleri  yerlerde, telefon kulubesini ve bankı  kırık görünce ‘ağaçlar yapraklarını baharda yeniler de bu kaybolan insanlık yenilenebilir mi?’ diye düşünmeden edemedim.

Vakti Geldi’yi izlerken başlarda ‘o ışık oyunlarına gerek var mı’ diye düşünmüştüm ki izlediğimin kara komedi olduğunun farkına varınca ışık oyunlarını yerinde buldum .

Bir perdelik bu oyun  (60 dk.) ne çok şey anlattı ve düşündürdü bana. Yol boyunca neler düşündüm neler … Çok güzel cümleler kurmuştum oyuna dair kafamda ama uçtu gitti yazaken :) Çıktığımda yine tebessüm vardı suratımda :) Düşünmek, sorgulamak beni mutlu ediyor düşündüklerim iç açıcı olmasa da…

Vakti Geldi’de  Orhan Hızlı, Selçuk Soğukçay, Ali Karagöz ve Yeşim Koçak rol alıyordu. Dört oyuncuyu da tanıyorum  ve beğenirdim , bu oyunda da beğendim. Hepsi birbirinden başarılı olan oyuncuları tebrik ederim.

Vakti  Geldi’nin yazarı Gökhan Erarslan.  Erarslan ‘ın biyografisine baktığımda 1982 doğumlu olduğunu gördüm, kardeşcağazım Saliş ile aynı yaşta  idi. Bu genç yaşta  böyle anlamlı bir oyun yazıyor oluşuyla gurur duydum Erarslan’ın. İsimsiz’i izlediğimde genç yazarı ve yönetmeni Özgür Kaymak Tanık için de aynı duyguyu beslemiştim.  Bu genç tiyatrocuların yeteneği ve duyarlılığı -Mardin seyahatimi anlattığım yazımda bahsettiğim tescillenen teyze olan- beni  cidden çok gururlandırdı ve umutlandırdı :). Elbette oyunun yöneteni usta oyuncu Naşit Özcan’ın katkısını yadsıyamam. Ne güzel örnekti bu oyun ustalarla  gençlerin  dayanışmasına. Hepsinin emeğine, yüreğine bin sağlık…

Oyundan :

-Burda hiç kimse diğerleri için sevgi ya da hoşgörü beslemiyor . Bu kesin…

-Bu yılın ilk altı ayı içinde 160 bin izinsiz dinleme yapıldığını biliyor musunuz?

-Muhalefet hani, nerde? Ben onları hiçbir yerde göremiyorum.

-Asker muhtıra verip, darbe yapsa ilk önce muhalefeti devirir.

-Kaç mağdur sesini duyurabiliyor?

-Bu şehir eskisinden daha temiz değil.

-Burda kimse kimseye güvenmiyor.

-Hayat denen şey bu: Güçlü ,zayıfı ezer…

-Siz bu ülkenin gerçeğisiniz…

-Her şeyin bir bedeli var.

-Demokrasinin en kötü yanı inansan da inanmasan da seçtiğin insana katlanmak zorunda oluşun.

-Hepimiz birbirimizden beteriz.

Kadro:

Yazan

: GÖKHAN ERASLAN

Yöneten

: NAŞİT ÖZCAN

Dramaturgi

: HATİCE YURTDURU

Sahne Tasarımı

: GAMZE KUŞ

Kostüm Tasarımı

: AYŞEN AKTENGİZ BAYRAŞLI

Işık Tasarımı

: ÖZCAN ÇELİK

Müzik

: ÖMER GÖKTAY

Efekt

: METİN TAŞKIRAN

Süre

: 1 SAAT 10 DAKİKA TEK PERDE

OYUNCULAR

ALİ KARAGÖZORHAN HIZLISELÇUK SOĞUKÇAY YEŞİM KOÇAK

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !