Embed

UYANIŞ

Merhaba günlükcağazım, 28 Aralık ‘da Profilo Kültür Merkezi’nde İclal ile izledim Uyanış’ı.

Uyanış’dan  Twitter’de takipleştiğim Yağmur Yağmur Hanım’ın gala gösterimine davet etmesiyle haberdar oldum. Bu hafta izleyeceğim bir oyun olmadığı için bu nazik davete nasıl mutlu oldum anlatamam.  Bir de sonunda oyunu beğenmemiz ayrıca mutluluk kattı İclal ile bana…

Uyanış’ı Yakup Almelek  yazmış.Oyunun ilk olarak 2010 yılında Amerikalı tiyatro yönetmeni Annie Ward’un rejisiyle Broadway’de sahnelendiğini öğrenmek bana gurur verdi.  Ülkemizde de sahnedikleri için Oyun Bandı’na ayrıca çok teşekkür ederim.

Uyanış, yeni kurulan Tiyatro Oyun Bandı’nın ilk oyunu. Yeni bir topluluk ve  ilk oyun fakat ne kadar profesyoneldi öyle.  Profesyonel diyorum ama mecaz değildi bu tabirim, zira oyunun yönetmeni Devlet Tiyatrosu’ndan tanıdığım Saydam Yeniay’dı. Yeniay’ı bu güzel oyuna verdiği emek ve destek için tebrik ederim.

Uyanış beni düşündüren, duygulandıran oyunlardan biri oldu. Ayla karakterindeki Özlem Öçalmaz rolünü öylesine içselleştirmişti ki bu bana da yansıdı ve onunla birlikte kaygılandım, kızdım, yüreklendim, savaş verdim ve daha bir dolu duygu durumunu hissettim oyunu izlerken.  Çok başarılıydı Öçalmaz , kendisini ayrıca tebrik ederim. Hele son sahnedeki performansı büyüleyiciydi. Diğer oyuncular da birbirinden başarılıydı ki hepsinin emeğine sağlık…

Uyanışın dekoru büyük çerçevelerdi , tülle kaplı. O çerçevelere yansıyan video görüntüleri oyuna gerilim katıyordu . Tek dekorda  fakat farklı mekanlarda geçen sahneleri izlerken asla yadsımadım bu durumu. Eşyasız sahnede oyuncunun eline koluna bakarım ben nasıl kullanıyor diye ki hepsi ustaca kullandı doğrusu. Hepsini tebrik ederim.

Oyunun ışığını biraz fazla buldum. Not alırken çok rahat etmeme rağmen bana bile fazlaydı . Projeksiyon cihazlarının ışığı çerçevelerin ardından  fazla yansıyor  ve göz alıyordu.

Oyunun müziğini çok beğendim. Oyunun adı gibi insanı uyandıran, dürtükleyen, hafif hafif gıdıklayan bir müzikti. Dingin fakat dinç… Orhan Enes Kuzu’yu oyuna çok yakıştırdığım bu müzik için ayrıca tebrik ederim.

Uyanış, pişmanlıklarımızı büyütmememizi , dünde kalanı orda bırakıp bugünümüze taşımamamız gerektiğini hatırlattı bir kez daha bana...

Bir zamanlar kendi başıma gelen bir hadisede öyle acı çekmiştim ki ;  ta ki ‘Ne zaman öleceğim belli değil, bu acı son da değil; o zaman gücümü bu acıyla tüketmemeliyim’ diye silkelenmeye başladığımda anlamıştım bunu ben de. Fakat hatırlatmak gerekiyor bunu insanın kendine ve başkalarına. Zira mutsuzluk habis bir ur gibi yayılan bir şey. Kendisine bulaşmasına izin vermemek için bütün koruyucu önlemleri alsa da insan kıyısından köşesinden mutlaka bulaşıyor .

Uyanıştaki anne karakteri bazı büyüklerin önce kendisini iyileştirmeleri gerektiğini düşündürdü bana. Saygı duymayan, küçümseyen, kıyaslayan, eleştiren ve yüreklendirmeyen ebeveynlerin nasıl da zararlı olduklarını gördüğümde mutsuzluğun önce aileden bulaşan bir ur olduğunu ve bunu genetiğe dönüştürmemek için kişisel çaba gerektiğini düşündüm.

Uyanıştaki Ayla’yı izlerken ona Samuel Beckett’in ‘Yeryüzündesin. Bunun bir tedavisi yok’ sözünü söylemeyi istedim bir ara . Bu umutsuzluk urunun bana da bulaşmış olduğunu fark edip utandım kendimden sonra. Hem ne diyordu üstat Sezai Karakoç ‘Umutsuzluk yok! Gün gelir; Gül de açar, Bülbül de öter.’ Yeter ki gül açtığında görecek gözü, bülbül öttüğünde duyacak kulağı olsun insanın. Ve en önemlisi temiz tutmayı başardığı bir kalbi…

Uyanıştaki Ayla’nın babasına ‘e be adam daha önce görüneydin ya‘ dedim içimden :) Her ne kadar çaba harcansa da , destek aransa da illa da Mistisizm insan üzerinde çok etkileyici bir iyileştirici.  Kimi mistik anlayışla, kimi inançla, kimi ilaçla  ama mutlaka bir şeye inanarak yol alıyor insan…

Uyanış, kaza ve kadere iman ettiğim için bir kez daha şükretmeme vesile oldu .  

Uyanış , George Orwell’in yazdığı 1984 adlı  romanını okuma isteğime vesile oldu.

Uyanış, iyi bir oyun izlememe vesile oldu.  

Bütün bu vesileler için Uyanış’da  emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Yağmur Yağmur Hanım’ın kurucusu ve kendi tabiriyle koruyucusu olduğu Tiyatro Oyun Bandı’nın yolu açık olsun, nice güzel oyun izlememize de vesile olsunlar .  Uyanış’ın da  alkışı ve seyircisi bol olsun inşallah…

Oyundan :

-İnsanlar sevgiye muhtaçtır.

-Hatırlamak neden başka bir şey vermiyor ki?

-Hayır görecelidir. Kimine göre hayır olan, kimine göre şerdir.

-Daha hiçbir şey denemediniz.

-Ama canım senden, sana ne…

-Gerçek miyim?

-Kimsin sen?

-Öylesine yorgunum ki düşünmeye bile halim yok.

-Olmuşu ,olmamış gibi göstermek kendini aldatmaktan başka nedir ki?

-Çıkın, kendinizi nereye kapattıysanız çıkın.

-Dedikodu ihtiyaçtır

-Keşke gemilerim batsa, içinde ben de olsam. Düşüncelerimle teker teker boğulsam…

-İyileşmek isteyenin şansı  istemeyene göre her zaman fazladır.

-Olması gereken ne ise o olmuştur.

-Bir fırtına esiyor benliğinde, her fırtına gibi geçecektir. Şüphen olmasın sakın.

-Geçmişi yargılamayı bırak, sana bir fayda getirmez.

KÜNYE

Yazan: Yakup Almelek

Yöneten: Saydam Yeniay

Proje Tasarım ve Proje Sanat Yönetmeni: Yağmur Yağmur

Dramaturji: Saydam Yeniay, Yağmur Yağmur

Dekor Tasarım: Şirin Dağtekin Yenen

Işık Tasarım: Murat Özdemir

Kostüm Tasarım: Dilek Kaplan

Müzik: Orhan Enes Kuzu

Video: Can Çakmakçı

Mapping: Erdi Bağcıvanoğlu

Afiş Tasarım: Genco Demirer

Oyun Fotoğrafları: Yavuz Yılmaz

 

Oyuncular:

Ayla: Özlem Öçalmaz

Perihan: Alayça Öztürk

Dr. Erol: Barış Aytaç

Anne: Dikmen Seymen

Baba: Kubilay Karslıoğlu

Betül: Elçin Hanbay Kaya

Genç: Batuhan Sezer

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !