Embed

Üsküp seyahatimin birinci günü

Merhaba günlükcağazım,1-6 Haziran tarihlerinde Makedonya'nın başkenti Üsküp'deydik Rukiye ile birlikte. Seyahatimiz sadece Üsküp ile sınırlı değildi elbette. Gezdiğim, gördüğüm yerlerden -uzun zaman olmasına rağmen- hafızamda kalanları ve not ettiklerimi sana aktarıp bu harika gezimi ölümsüzleştirmek istiyorum. Yazdıklarımda eksik veya yanlış bilgiler varsa şimdiden affola...

Neden mi Üsküp?

Rukiş bir gün 'Cahide Üsküp'e gidelim, çok güzelmiş' demişti. Ayağımın kaşındığı bir anda, ucuz uçak biletlerine bakıp Viyana bileti almayı düşünürken daha ucuz diye kendimi Üsküp bileti alırken buldum:) Anlayacağın üzre yine plansız, promramsız, hasbelkader bir seyahat girişimi idi benimkisi:) O ana değin Elveda Rumeli dizisini de seyretmemiş biri olarak Üsküp hakkında hiç bir bilgiye sahip değildim doğrusu:)

Biletimi aldıktan sonra sosyal medyadaki hesabımdan 'Üsküp de tanıdığı olan var mı?' diye yazdığımda liseden arkadaşım Küboş aynı okulda okuduğumuz bir arkadaşının Üsküp'de olduğunu söyledi. Üsküp seyahatimin şahane geçmesine vesile olan Abide ile bu vesile ile -sosyal medyadan- tanıştım. Abide, kendisinde kalabileceğimizi ama onun Kalkandelen'de ikamet ettiğini dilerse merkezdeki yurtta da kalabileceğimizi söyledi sağolsun. Seyahatim yaklaştığında Ensar Öğrenci Yurdu'nun müdiresi Kadriye Hanım'la yine sosyal medyadan irtibat kurdum. Kadriye Hanım iki bayan arkadaşın da bizimle aynı uçakta geleceğini ve onlarla birlikte bizi aldıracağını söylediğinde çok şaşırdım doğrusu. Hiç tanışmadan Abide'nin ve Kadriye Hanım'ın bu ilgileri beni daha gitmeden ezmişti bile...

Seyahatimin ilk kazanımı: Zühal ve Zehra

Üsküp Havalimanı'nda tanıştığımız iki bayan arkadaş Zühal ve Zehra da bizim gibi çılgın iki seyahatsevermiş. Onlar da bir vesile ile yurtta kalacak ve Üsküp'ü gezeceklermiş. Bu tevafuk, hem Üsküp seyahatimizin güzel geçmesine hem de iki güzel dost edinmemize vesile oldu. Hamdolsun.

Ensar Kız Öğrenci Yurdu

Ensar Kültür ve Yardımlaşma Derneği çatısı altında faaliyet gösteren yurt, kız ve erkek üniversite öğrencilerinin yeme-içme, barınma ve eğitimlerine destek veren gördüğüm en güzel yurtlardan biriydi. Sıcacıktı her şeyden önce. Makedonya'nın uzak köylerinden gelen genç kızlar kardeşce ve huzurla eğitimlerine devam ediyordu burada. Vakfın kurucusu ve başkanı olan Süleyman Baki hakkında duyduklarım da beni gururlandırdı. İşittiklerim Baki'nin Üsküp'deki Türkler'in sorunlarıyla ilgilenen gerçek bir vatanperver olduğunu gösteriyordu. Allah azmi ve yüreği güzel olan kardeşlerimizin sayısını çoğaltsın inşallah.

Havalimanından bizi alan ağabey Ensar Kız Öğrenci Yurdu'na bizi bıraktığında yurt öğrencilerinden Neşra karşıladı bizleri kapıda. Hemen kalacağımız odalara yerleşmemizi sağlayıp yurdun toplantı salonunda kahvaltı ikram ettiler bize sağolsunlar. İlgisi için Neşra ya ayrıca teşekkür ederim.

Gerçek bir aktivist: Zinnet Abla

Salonda bizi bekleyen Zinnet abla o gün düzenlenecek bir konferans için Üsküp'de bulunuyor ve yurtta misafir kalıyordu. Emekli öğretmen olan Zinnet abla Işık Derneği üyesi ve kendisini Doğu Makedonya'nın kırsal kesimlerindeki kadınların eğitimine adamış tam bir aktivistti. Kahvaltımızı yaparken ettiğimiz sohbette bilincine,duyarlılığına hayran oldum Zinnet ablanın. Türkiye bizim birinci vatanımız diyen Zinnet abla vatanı hakkında ne çok şey biliyordu öyle. Söylediklerinde, gözlemlerinde ne kadar haklıydı. Zinnet abla ile sohbetimiz esnasında bende oluşan 'Vatanımızın kıymetini buradaki kardeşlerimiz kadar biliyor muyuz?' sorusu, toplamda 2 ülke 15 şehir gördüğüm seyahatim boyunca hasbihal ettiğim kardeşlerimden dinlediklerimle sürekli beynimi kemiren ve beni ezen bir soru olarak yüreğimi epeyce sıkıştırdı. Hamdolsun...

Üsküp'de Osmanlı Türkçesi öğrenene destek veriliyormuş. 'Arşivlerimiz Osmanlıca çünkü, öğrenmek lazım' diyor Zinnet abla. 'Dünyada 8. ülkesininiz, ABD nin oyununa gelmesin gençleriniz' diyor Gezi olaylarından bahsederken. 'Tarihi derinden okumak gerek, biz okuyoruz' diyor. Buzları eritmenin öneminden bahsederken kendisine hayran hayran baktığımı anımsıyorum. 'Kul hatasız olmaz, duam olumlu olam, yapıcı olam, bozucu olmayam, kimseye negatif enerji yüklemeyem' dediğinde hayramlığım biraz daha artıyor kendisine. Fethullah Gülen'i önceleri sevdiğini daha sonra onu tanıyamadığını söylüyor. 'Gavur, kardeşi kardeşe kırdırıyor,onlar da gavur devletle bir oluyor, oyuna geliyorlar' diyor. 'Buraya Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu çok geliyor bizleri çok koruyor. Emine Hanım ile fotoğraf çektirdim sosyal medyada yayınladığımda Türkiye'deki bazı kesimler hemen tepki gösteriyor ben de onları sayfamdan atıyorum. O, devlet başkanları bu kin niye' diyor. 

Kadriye Hoca ile tanışma

''Muhacirken Ensar'a gelebilirsiniz ,hiç sıkıntı olmaz' diyerek, kucaklayarak karşıladı bizi Kadriye Hoca. Görev yaptığı okuldan direk yurda gelip bizlere hoşgeldiniz deyip kırk yıldır tanıyormuşuz gibi davranmasını hiç unutmayacağım kendisinin. Onca yoğunluğunun arasında bize program hazırlayışı ne büyük incelikti. Kısacık vaktinde bizi Üsküp'ü gezdirmeye çıkarışı ne büyük özveriydi.

Ensar Kız Öğrenci Yurdu'nun 8 yıllık müdiresi Hafıze Kadriye Hoca aynı zamanda 3 okulda öğretmenlik yapıyor. Ensar Dernediği'nin yanısıra Köprü Derneği ve başka STK larda da görev alan tanıdığım en meşgul insanlardan biri. Onunla tanıştıktan sonra hayatımın ne kadar boş geçtiğini hissettim. Farkındalığına, mücadele azmine, çalışkanlığına hayran oldum Kadriye Hoca'nın. Benim için çok iyi bir örnekti kendisi. Yorulmak nedir bilmiyordu sanki ya da yorulmak vız geliyordu ona. Maşallah... Allah azmini,gayretini arttırsın; zamanını bereketlendirsin inşallah...

Üsküp'de ilk ziyaret: İsa Bey Camii

Yurt ile aynı yerde olan İsa Bey Camii Kadriye Hoca mihmandarlığında yaptığımız ilk ziyaret mekanımızdı. Üsküp Sancakbeyi İshak Bey'in oğlu İsa Bey'i ilk olarak Saraybosna'da yaptırdığı eserlerle tanımıştım ben. Saraybosna'nın kurucusu olarak da bilinen İsa Bey gelirinin büyük çoğunluğunu değerli eserler yaptırmaya vakfetmiş, bu eserleri Üsküp ile Saraybosna'da görmek beni çok gururlandırdı. Rahmet olsun İsa Bey'e.

İsa Bey Camii 1475'de yaptırılmış, eskiden burada hafızlık eğitimi verilirmiş.Caminin benim için en büyük özelliği Yahya Kemal'in annesinin kabrinin camii bahçesinde oluşu. Üsküp'lü olan Milli şairimizin annesi için yazdığı 'Ben girmeden hayatı şafaklandıran çağa/ Bir sonbaharda annemi gömdük o toprağa.' dizelerine mezar taşında rastlamak beni çok etkiledi doğrusu. Rahmet olsun Nakiye Hanım'a ve Yahya Kemal'e...

Türk Çarşısı

Adından da anlaşılacağı üzre Osmanlı İmparatorluğu Dönemine ait bu tarihi çarşıyı gezerken kendimi evimde gibi hissettim. Aynı zamanda kardeşlerimizin tarihlerine, miraslarına sahip çıkışlarına gıpta ile baktım. Geleneklerini, camilerini, çeşmelerini TİKA'nın da katkısı ile ne güzel muhafaza etmişler. Türkiye'deki atıl halde bulunan tarihi eserlerimizle, işlevini yitiren ve unutulmuş çeşmelerimizle kıyaslayınca hiç hazır su almadan susadıkça su içtiğimiz çeşmeler beni hayrete düşürdü burada. Minik dükkanlar, kumaşçılar, Türk restauranlar, hediyelik eşyacılar, cafeler ile bu çarşıda gezinti içimi ısıttı .

Köprü Derneği ve ilk özel kütüphane

Kadriye Hoca görev aldığı bir başka dernek olan Köprü Kültür Sanat ve Egitim Derneği'ne de götürdü bizi. Bu dernek Makedonya’nın değişik bölgelerinde yaşayan Türklerin kültür, sanat, eğitim ve diğer alanlarda gelişmesini sağlamayı hedefliyor ki bünyesinde bulunan Üsküp'deki ilk özel kütüphanedeki (Şair Aşık Çelebi Kütüphanesi) gençleri kitap okurken görmek bana büyük umut verdi orada. Bilinçli gençlerimizin ve bu tür derneklerin sayıları çoğalsın inşallah...

Çifte Hamam

Türk Çarşısı'nda, İsa Bey zamanında yaptırılan eserlerden biri olan bu hamam şu an sanat galerisi olarak faaliyet göstermekteymiş. Kadın ve erkek bölümü ayrı olduğundan çifte adı verilmiş buraya. Makedonya da gördüğüm hamamların akıbeti hep sanat galerisi olmaktı ki bundan ziyadesi ile memnun oldum ben. İçini gezmek nasip olmadı ama dıştan gördüğüm kadarı ile çok güzel bir yapıydı bu hamam.

Davutpaşa Hamamı

Davut Paşa tarafından yaptırılılan,Taş Köprü civarında bulunan bu hamam da sanat galerisi olarak faaliyet göstermekte ve aynı zamanda da müze. İçerisine giremedim ama dıştan görünüşü gayet görkemli ve gurur verici idi.

Sulu Han

Tarihi han, hamam, köprü, çeşme gördüğümde gezmeden duramayanlardanım bendeniz. Sulu Han'ı görür görmez bahçesine attım kendimi bu nedenle. Şu an Üsküp Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin bir binası olarak kullanılan bu hanın bahçesi bile enfesti. Yine bir İshak veya İsa Bey zamanı yapılmış 15. yy. eseri olan bu yapı ecdadımızın estetiğe ne çok önem verdiğini hatırlattı bana hele şimdiki yapılarımızla kıyaslayınca hayran hayran seyrettim bahçesinden binayı.

Kapan Han

Yine Türk Çarşısı içerisinde çok güzel bir han burası da. Makedonya'da bu kadar Osmanlı eserini görmek başımı döndürdü ve bana büyük gurur verdiği için daha bir anlamlı gezdim buraları ben.

Osmanlı coğrafyasındaki diğer “kapan han”lar gibi girişte malları tartmak için Farsça’da “kab-ban” (kab tutan) denilen bir aletin bulunduğu; ismini bu sözcüğün Türkçe’deki söylenişinden aldığı düşünülüyormuş bu hanın.

Kurşunlu Han

Biz bu hana akşam çay içmeye gittik ama hazır hanlardan söz etmişken bahsetmek istedim. Yine Türk Çarşısı civarında olan, Osmanlı hanlarından biri olan Kurşunlu Han, III. Selim için çalışan Abdul Gani adlı bilim adamının oğlu Molla Muslidin Hoca tarafından 1550 yılında yapılmıştır. Bir dönem hapishane olarak da kullanılmış olan bu han da görülmeye değer yerlerden biriydi.

Murat Paşa Camii

Gördüğüm en şirin camilerdendi Murat Paşa Camii. Şadırvanı, çeşmesi, ahşap çatısı ile ne güzeldi. Cuma günü Cuma namazında seyrettiğim cemaati ile hafızamdan silinmeyecekler arasında yerini aldı. 16. asrın başında Şahinoğlu Murad Paşa tarafından inşa edilmiş bu camiimiz.

Üsküp mutfağını ilk tadışımız: Pçela-Arı Restaurant

Kadriye Hocamızın tavsiyesi ile ilk Üsküp mutfağını tattığımız mekandı burası. Yine eski çarşı içerisinde olan bu mekanda kebap adındaki bizim bildiğimiz köfteyi, tavçe gravçe denilen tavada bizim bildiğimiz güveçte fasulyeyi, şopska denilen salatayı tattık. Ben en çok şopskayı beğendim . Bildiğimiz çoban salatasına rendeledikleri peynir çok güzel bir tat vermişti. Bu arada Kadriye Hoca bize adı Strumka olanÜsküp gazozu da tattırdı yurtta. Var olsun... Bu arada sodaya da ekşi su dediklerini kaydedeyim blogcağazıma:)

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü

Taş Köprü, Vardar Köprüsü gibi bir çok adı olsa da ben en bilinen adı olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü adını kullanmak istedim bu simge köprü için. Üsküp'e gitmeden bildiğim tek yapı olma özelliğini taşıyor ayrıca bu köprü:). Fatih zamanında yapılan 14 gözlü köprü Vardar nehrinin üzerinde etrafında sonradan yapılan saçma sapan (ki bizdekilerden saçma olmasın) binalara rağmen tüm ihtişamı ile Vardar nehrinin akışına şahitlik ediyor. Sadece yayalara açık olan bu köprüde durup suyun akışını izlemek büyük keyifti. Köprü üzerinde ayrıca bir mihrap da bulunuyordu. Köprünün üzerinde Vardar'ı seyrederken Vardar Ovası türküsünü hatırlamamak ve  mırıldanmamak mümkün değildi:) 

Makedonya Meydanı

Makedonya'nın başkenti Üsküp'ün tam merkezini gezince tek tek anlatmanın uzun süreceğini düşündüm. En iyisi ben dikkatimi çeken belli başlı binaları söyleyeyim. Bu arada meydanı gezerken söylediğim ilk şey şu oldu 'Metrekareye bir heykel düşen şehir:))' Mübalağa etmekle beraber sahiden ne çok heykel vardı yaw:) Hele Büyük İskender'in ana kucağından başlayan heykelleri ne çoktu. Taş Köprü'nün hemen başında yeni yapılan Arkeoloji Müzesi binasının bahçesinde de boydan boya heykeller diziliydi. Ben en çok yeni tiyatro binasının bahçesindeki heykelleri sevdim. Ner tatlıydı onlar, birlikte bol bol da fotoğraf çekildim aktör ve aktrist heykeller ile. Vardar nehrinin akışını izlerken taş köprüden izlediğim manzarada müze binalarını, kiliseleri, camileri, heykelleri ve kaleyi temaşa etmek çok hoştu...

Konferansa da katıldık :)

Gittiğimiz ilk gün Üsküp'de Aleksandan Palace Hotel'de bir konferans varmış. Rumeli Vakfı'nın düzenlediği konferansa Türkiye'den gelen Prof. Nilüfer Pembecioğlu, Aile İçinde Sağlıklı İletişim konulu bir konuşma yapacakmış. Kadriye Hocamın siz de katılır mısınız teklifini yol yorgunluğumuza rağmen geri çeviremeyip katıldığımız konferansta uyuklayınca biz, hepsini dinlemeden geri yurda dönmek zorunda kaldık:) Çok değerli bilgiler edinebileceğim bu güzel program,hiç uyumadan yola çıkmış benim için istifade edemediğim bir anı olarak kaldı ne yazık ki. Güzel tarafı orada Abide'nin annesi ve kız kardeşleri ile tanışmış olmamdı.

Üsküp'ün gecesi de bir başka güzel

Üsküp'de geçirdiğimiz birinci günü yol yorgunluğumuzu atamadan dolu dolu geçince halimiz kalmasa da gecesini görmekten alıkoyamadık kendimizi. Kızlarla Türk Çarşısını gezip ,dondurma yedik ve sakin gecesini solumayı ihmal etmedik.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !