Embed

UÇURTMA AVCISI

Merhaba gülükcağazım, Khaled Hosseını (Halit Hüseyni) nin Uçurma Avıcısı adlı kitabını okudum.

Uçurtma Avcısı, Uluslar arası çok satanlar listesine girmiş, çeşitli ödüller almış, sinema filmi yapılmış bir kitap.

Uçurtma Avcısı’nı ,  Hüseyni’nin  Bin Muhteşem Güneşi’ni okurken sipariş vermiştim. Nasıl etkilenmişsem o kitaptan hemen aynı yazarın -elinden, zihninden çıkmış- bu meşhur kitabını da okumak istedim.

Uçurtma Avcısı’nı okumam biraz uzun sürdü zira artık dayanamıyordum bu kadar acıyı okumaya. Aklımda çok merak ettiğim bu kitap varken bekletiyordum nelerle karşılaşabileceğimi tahayyül  etmeden; sadece acı duyacağımdan emin olduğum için. Fakat kitabı okumuş olan ve ‘Mendilini hazır bulundur’diyen dostlarımın aksine gözyaşı akıtmadım bu kitapta ben. Acıya alışmak bu  muydu ? 

Uçurtma Avcısı , Bin Muhteşem Güneş’de olduğu gibi Afganistan’ın  savaş yıllarında geçiyor. Hasan ve Emir’in hayat hikayelerinden yola çıkarak , Emir’in anlatımıyla o yıllarda yaşananları okurken ‘elbette bu kitap bir kurgu ama asla bağımsız değil gerçekten ve bilmediğimiz gerçekler ne kadar da acı’ diye düşündüm yine :(…

Kitaptaki Sohrap’ın ‘Her şeyden yoruldum' sözü aklımdan hiç çıkmıyor . Çünkü o daha  bir çocuktu :( ...

Kitabın yazarının yanlı taraflarının olduğunu iki kitapta da fark etmemem mümkün değildi. ABD’ye sığınmasının ve o yakadan bakmasının elbette etkisinde idi.  Yanlı fakat yanlış şeyler değildi bence anlatılanlar. Ama Uçurtma Avcısı’nda çok daha barizdi bu tavrı .

Burada maharet okuyucuya kalıyor. Şiar edindiğim şu sözü yineleyeceğim :  'Pirinci ne taşı var diye yememezlik yapmalı ne de taşı ile yemeli. Ayıklayıp yemeli.'  

Savaşın en çirkin yüzünü görmüş birinin ona kucak açanı kurtarıcı görme psikolojisini de anlayabiliyorum. Yine de okuyan, araştıran birinin ABD ‘nin yaptıklarının farkına varmasını da beklerim ben ki eleştirel söylevler de yok değildi Allah'tan...

Okurken gerçeklerden uzaklaşmamak bize düşüyor. Kitaplar kapı aralar , yolda yalnız yürürüz. Okudukça daha çok bilgi edinmek isteği oluşturmalı okuduklarımız. Bu kitap bende yanlı tarafları da gördüğüm için Afganistan’ ı daha doğru anlama, öğrenme isteği oluşturdu en başta. O nedenle iyiler listemde ...

Savaşları bilmeli, savaşları okumalı, savaşları anlamalıyız. Savaşı yazanlara , savaşa karşı duranlara selam olsun…

Kitaptan :

-Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Diğer günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir… Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun; karsının elinden kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun. 

-Bahar gelince ,karların tek tek, tane tane  eridiğini biliyorum.

-Yanıtlanmayan sorular, boş bakışlar, anlamsız yüzler öyle acı vericiydi ki. Yeşil ışığı bekleme konumuna geçmişti. Bekliyordu …

-Abartılı duygudaşlıklarıyla bizi boğmayı kestiler…

-Daha sürgün bile vermeden bir hayalden geriye kalanlar…

-Sessizdi, ama dünya değil…

-Suskunluk, huzur içeriyor. Sakinlik, dinginlik. Yaşam düğmesinin sesini kısmak gibi. Sessizlik ise düğmeyi kapamak. Kesmek. Tamamen durdurmak…

-Yoksa bağışlanmak böyle mi tomurcuklanıyordu?

-Mutlu son diye bir şey var mı?

-Hayat devam ediyor. Başlangıcı, sonu ,bunalımları, sevinçleri önemsemeksizin,ağır, tozlu bir kervan gibi ilerliyor.

-Beyninde iblisler at koştururken , algı yeteneğin bir lüks olup çıkar.

-Eski hayatımı geri istiyorum.

-Her şeyden yoruldum.

-Yüreğime bir diken batıverdi.

-Anlıyorum da aklım almıyor.

-Çocuklara sözler vermek çok tehlikeli bir şeydir.

-Bu dünyada kötüler var. Bazen kötüler hep kötü kalır. Bazen onların karşısına dikilmen gerekir.

-Afganistan da çocuk çok ama çocukluk yok.

-Çocuklar dikkat ister…

-Bence borcunu ödemenin gerçek kefareti budur. Pişmanlığı iyiliğe dönüştürmek, şerden hayır çıkartmak.

-Vicdanı olmayan, iyiliği bilmeyen bir insan acı da çekemez.

-Anımsadığın hiçbir şey sağ kalmadı. En iyisi unutmak…

-Burada en bol şey çocukluğunu yitirmiş çocuklar.

-Birini aslan kafesinden kurtarıp kaplan kafesine atmak gibi bir şey.

-Belleğim şu binalar kadar hasarlı.

-Senin bu kadar mutlu olmana ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.

-Ayrıntıların açlığını çekmek…

-Aşkın en pürüzsüz göründüğü an, dertler bastırıverirdi.(Hafız)

-Ağzımdaki bu tat su katılmamış ham korku değilse neydi?

-Savaşlar Afganistan’da babaları, çok az bulunan bir mala , değerli bir ayrıcalığa dönüştürmüştü.

-Keşke kayıtsızlığa, unutuşa gömülmüş bir halde yaşamama izin verseydi.

-Yaşamlarını bizim için feda eden insanlara ihanet etmiştik.

-Dik bir yanaştan aşağıya kayan, tutunabileceği bir ot, bir çalı arayan ama eli boş kalan biri gibiydim.

-Çocuklar kırılgandır.

-Zaman çok aç gözlü bir şey- bazen, bütün ayrıntıları çalıp kendisine saklıyor.

-Sonradan bulduğun bir şeyi yitirmek her zaman daha zordur.

-Yeniden iyi biri olmak mümkün.

-Her kadının bir kocaya ihtiyacı vardı. Bu onun içindeki şarkıyı susturan biri olsa da…

"Sabahı kilitleyip anahtarını kuyuya at
Usulca git , güzelim ayışığım ,usulca git.
Sabah güneşine doğmayı unuttur,
Usulca git, güzelim ayışığım ,usulca git."

-Hüzünlü öykülerden iyi kitaplar çıkıyor.

-Savaş onuru ortadan kaldırmaz. Tam tersine , barış zamanından çok daha fazla onur gerektirir.

-Sonuçta mutlaka dünya kazanır. Düzen böyle…

-Ne zaman, neye gereksindiğini bilen birine sahip olmak , aynı zamanda rahatlatıcıydı.

-Ama yalanla kendini kandırmaktansa, gerçekle yüzleşmek her zaman iyidir.

-Özü sözü doğru olanların ortak yönü de budur, karşısındaki kişinin de içten konuştuğunu sanırlar.

-Tanrı’nın armağanı olan yetenekleri boşa harcayan biri,eşektir.

-Geçmiş pençeleriyle kendine bir çıkış yolu açmayı becerdi…

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !