Embed

Sirke Tadında Böğürtlen Reçeli

Merhaba günlükcağazım,  27 Kasım Perşembe akşamı izledim Sirke Tadında Böğürtlen Reçeli’ni İBBŞT’nın  Reşat Nuri Sahnesi’nde.  Adını çok beğendiğim oyunun kendisini beğenip beğenmediğim noktasında kararsızım hâlâ. Bir türlü bir karara varamıyorum ,oyun hakkında ne yazacağıma da… Sanırım bu oyun bende tam da adı üstünde bir tat bıraktı.

Oyunun yazarı A. Kadir Bozkurt oyununu neden yabancı bir ülkede Federico ve Patrisya ile anlattı anlamıyorum. Bunun sebebini düşündüm ve bulamadım ben.  ‘Aynı bizim ülkemizde de bunlar yaşandı ’ dedirtmek için mi? Şayet öyle ise buna ne gerek var?

Oyunun başlangıcında büyük ekran televizyondan gösterilen haber görüntüleri  oyun oynanırken de devam ediyordu ki diyalogları takip ederken gözümü ekrandan ayıramadım , izlediğim görüntülerin iç karartıcılığı canımı çok sıktı ve oyundan kopmamı sağladı benim. Oyun boyunca oyunu  hem sirke hem de böğürtlen reçeli tadında anlatmaya çalışan reji  bu ekran görüntüleriyle başladı sanırım bu anlatıya.

Sirke Tadında Böğürtlen Reçeli 50 yıllık evli bir çiftin yaşamlarının dört dönemini  sondan başlayarak anlatıyor. Her dönemde erkek ölmek istiyor, onu seven kadın da eşiyle  birlikte ölmek istiyor. Birlikte intihar girişiminde bulunuyorlar. Aşk bu mu? Aşk birlikte ölmek değil, birlikte yaşamaktır.  ‘50 yıl yaşamışlar işte’ diyeceksiniz belki ama 50 yılda dört defa bu girişimde bulunmak az şey değildir.

Hayatı sistemle mücadele ederek geçmiş bir adamın kendi içinde ne kadar zayıf olduğunu gördüm ben bu oyunda.  Hayattan ,sistemden sürekli yakınan ama  hayata  hiçbir şey  katmayan bir insandı Federico. Her sıkıştığında ölmek istemesi ne kadar zayıf olduğunu gösteriyordu bana.  Yaşamları boyunca da bunun tekerrür etmesi , dünyayı değiştirmeye çabalayan insanların kendini bile değiştiremediklerini gösteriyordu bana. Ne çok Federico var değil mi etrafta?

Patrisya’yı teyzeme benzettim ben. Teyzemin tuttuğu takım, oy kullandığı siyasi parti dahil hayata dair her seçimi enişteme endekslidir benim. Eniştemin böyle bir talebi olmamasına rağmen ona olan düşkünlüğü kendi  tercihlerini öldürmüştür teyzemin. Patrisya da aynı böyle kadınlardan.Ya da o kadar haksızlık etmeyeyim eşine karşı olduğu  durumları söylemekten geri durmadığı sahnelere de şahit oldum Patrisya’nın .

Oyun tıpkı tüm insanlık gibi paradokslarla doluydu. ‘Yarınları olmayan bir ülkede anne baba olmak anlaşılır gibi değil’ diyen insanların  anne –baba olunca yaşadıkları sevinci anlıyorum ben anne- baba olmasam da :)

Patrisya’ yı canlandıran  Bensu Orhunöz,  Mert Tanık’ a göre daha başarılıydı oyunda. Mert Bey özellikle yaşlı olduğu kısımda biraz eksik kalmıştı bana göre. 

Oyuncuların yaşlılık hallerindeki  makyajları çok başarılıyken , geçmiş dönemdeki halleri o makyajdan tam anlamıyla sıyrılamamıştı.

Oyundaki dekorun başlangıçta neden toplu olduğu ve niçin oyuncular tarafından yerleştirildiğini de anlayamadım ben. Ama dekoru beğendim, tam benlikti  yani klasik :) Eski gırgır,eski radyo, eski ses alma cihazı nostalji yaşattı bana. Hepsini görmüşlüğümü fark etmek canımı sıksa da:) Hele sahnenin bana göre sağ kısmında duran mobilyaların minyatürünü alıp evime getiresim geldi :)

Oyundaki şarkılar ve danslar hoşuma gitti.

Velhasıl başlangıçta söylediğimi  yineleyim ki bu oyun bende tam adı üstünde bir tat bıraktı, belki biraz sirkesi fazla ... Emeği geçenlere selam ve sevgi ile…

Oyundan:

Değişen hiçbir şey yok!  Hep aynı acı, aynı keder, aynı gözyaşı…

Acıdan çıldırmamak elde değil…

Bu memleketin tek vatanseveri sen değilsin.

Beyninizin içindekileri özgürleştirin.

Onlar kim? -Karşı taraf –Yani sizden olmayan herkes!

Şükrederek hayatın akışını değiştiremezsin.

Benim dualarım senin ölümünü görmemek için.

Gerçekler … Sadece izin verdiğimiz kadarını öğrenebileceği gerçekler…

İnsan arkadaşını seçemeyecek kadar sindirilmeye çalışılır mı?

Yavşamaktan ümidi kesilmiş tüm insanların şerefine içiyorum.

Hayat da böyle işte . İki yudumda bitiveriyor. Biraz acı, biraz tatlı. Biraz buruk sirke tadında böğürtlen reçeli gibi.

SİRKE TADINDA BÖĞÜRTLEN REÇELİ

Yazan

: A. KADİR BOZKURT

Yöneten

: ZUHAL ERGEN

Dramaturgi

: ARZU IŞITMAN

Kostüm Tasarımı

: AYŞEN AKTENGİZ BAYRAŞLI

Işık Tasarımı

: MURAT İŞÇİ

Koreografi

: ÖZGE MİDİLLİ

Efekt

: ERHAN AŞAR

Yönetmen Yardımcısı

: NİHAT ALPTEKİ

Süre

:  2 PERDE 130 DK.

OYUNCULAR

BENSU ORHUNÖZMERT TANIK

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !