Embed

SIR

Merhaba günlükcağazım, sana yazmadığım uzun süre zarfında okuduğum kitapları kaydetmeye devam edeyim. Mustafa Kutlu’nun ‘Sır’ adlı hikaye kitabı da bunlardan biri idi.

İnstagram hesabıma Sır hakkında : “Hikaye ustası Kutlu dan günümüz cemaatlerini ve tarikatlarını anımsatan sırlı bir kitap okudum. Efendi benzemiyordu lakin... Gözlemi iyi,kalemi iyi, dili iyi Kutlu'nun Allah ömrünü bereketlendirsin. Amin...” yazmışım.

Kitabın arkasına düştüğüm notta ‘Harika. Nereden aklına böyle bir hikaye gelmiş çok merak ettim. Sır’rı okurken bunları okuyacağımı tahmin etmedim. ‘Hikaye Ustası’ sıfatı boşa verilmemiş Kutlu’ya. Okurken kesin inançlı insanlar aklıma geldi nedense.’ diye yazmışım.

‘Taassubu bu kitaptan görün derim taassup ehline’ yazmışım Sır adlı hikayenin sonuna.

‘Gazetecilerin hal-i pür melali. Gazeteciler okusa kendini görür mü?’ yazmışım Tarihin Çöp Sepeti adlı hikayenin sonuna.

Satırlık Huzur’un sonuna ‘günümüzü görüyorum’ diye not düşmüşüm.

İnandırıcı olmayan cümleler kuran insanlara ‘bana hikaye anlatma’ deriz ya hani. Kutlu’ya rastlasam  ‘Bana hikaye anlat’ derdim aksine. Anlattıkları öyle hikayeler ki gerçekten daha gerçek. Şayet eleştirel okuyan okuyuculara denk gelirse tokat gibi çarpan cinsten gerçek hem de…

Velhasıl okuyalı çok olsa da aldığım notlarla anladım ki çok beğenmişim ben bu kitabı da:) Emeğine bin sağlık Kutlu’nun…

Kitaptan:

-Hal ehline malumdur.

-Veda diyeceklerine elveda deyip bu faniden beka alemine göçtü.

-Sözü uzatmanın hiçbir zaman yararı yoktur ve olup biten bir bir ortaya dökmenin de zararı çoktur.

-Ecnamı insan değil miyiz?

-Görmemişlik zor zanaat.

-Tasa bir idi, oldu bin.

-Dil namustur. Kamus namustur.

-Ecdat yadigarlarına böyle mi bakacağız?

-Ölçüyü mü kaçırmışlardı yoksa köprülerin altında yatan sular mı çoğalmıştı.

-Mevki demek koltuk demek değildir. Ahmaklar koltuk peşinden koşar.

-Önce karıştırıyoruz,sonra da toparlıyoruz.

-Gri,hüzünlü,tutarsız bir ilişki.

-Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa…

-Yazılanlar nereye gidiyor?

-Kitaplar beni bir yerden aldı bir yere getirdi burası muhakkak. Lakin nereye getirdi?

-Sıkıntılıydı. Çünkü yeni bir bekleyişin kaplarını açmıştı.

-Şakır şakır güneş içinde kalmıştım.

-Kalabalıkta kimsenin yüzü kendinin değildir ,bilirsiniz.

-Hani nerde o baktığını gören bakış?

-Aşkın alevi kalbin buzlarını eritti

-Bilenler bilmeyenlerden mesul, güçlüler zayıflardan sorumlu idi.

-Bildiklerimi unuttum, unuttuklarımı hatırladım.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !