Embed

Sevgi Gezisi

Merhaba günlükcağazım, hayatımın en anlamlı seyahatlerinden biri olan sevgi seyahatimi bahsettiğim yazımı hatırlıyor musun? Şuracıktaydı: http://nevbahar01.blogcu.com/sevgi-seyahati-bitlis/19656869

Sevgi seyahatimde tanıdığım yüreği ve emeği paha biçilmez olan Alev Öğretmenimi ve değerli öğrencilerini; dünyalar güzeli çocukları hiç unutmadım ve hiç irtibatımı koparmadım onlarla. Bilirsin iyi insanları tanıdım mı bırakamam ben:)

Alev Öğretmenim, onu tanıdığım günden beri hiç durmadı günlükcağazım. Okulunu fotoğraflarına baktığımda tanıyamıyorum şu an, neredeyse bir kolej okulundan farksız maşallah.  Bu süreçte öğretmenimizin çabalarından sadece kendi okulu nasiplenmedi, civar köylerdeki okullar ve çocuklar da sevindi onun ve onun iletişime geçtiği güzel yürekli insanların vesilesiyle. Çocuklara ve çocukların eğitimine katkı sağlayan gönlü geniş insanlarımız var olsun, sağ olsun…

Bu çalışkan ve azimli öğretmenimiz birkaç ay evvel çocukları İstanbul’a getirmeyi düşündüğünden bahsetmişti bana. O günü hiç unutmuyor ve kendimden çok utanıyorum. ‘Alevciğim tamam başarılması çok zor olan şahane işler yaptın ama yok artık, bu iş kolay değil. 18 çocuğun uçak masrafı ne kadar tutar haberin var mı, kimse üstlenmez bunu. Sakın kalkışma, çocuklara da söyleme heveslenmesinler, bu iş olmaz’ gibi laflar ettiğimi hatırlıyorum. Alev elbette benim sözüme kulak asmadı ve onca çabanın sonucunu aldı.Bana da harika bir ders verdi doğrusu. Teşekkür ederim öğretmenim, umudu, hayali, emeği sınırlandırmamayı öğrettiğin için bana. Ve teşekkür ederim Alev’in hayalini gerçekleştirmesinde maddi manevi desteğini esirgemeyenlere…

23 Nisan sabahı Alev öğretmenim ve bahar yüzlü çocukları İstanbul’a şeref verdi, şehrimi çiçeklendirdi. Büyük sözümün başıma gelmesine ilk kez bu kadar çok sevindim ben de:). Sevgili çocukların gelişi beni öyle heyecanlandırdı ki anlatamam. Terapi oldu minik kalpler bana. İyi ki geldiler, iyi ki…

Bitlis’in bir köyünde, birleştirilmiş bir sınıfta öğrenim gören 18 çocuk, bağlı bulundukları ilçeden başka belki de hiçbir yer görmemişken uçağa bindiler; teleferiği, yürüyen merdiveni, metroyu, metrobüsü, luneparkı, tramvayı en önemlisi onları çok seven insanları gördüler şehrimde. 

Dört gözle beklediğim ballarla kucaklaşmam Sultanahmet meydanında oldu benim. İlk durakları olan Sultanahmet’de çocuklara fast food tattırmak istemiş öğretmenim. Eee çocuklar köylerindeki sağlıklı ve taze yiyeceklerin kıymetini bilsin değil mi:) Çocukların yemeklerini ikram etmek için oraya gelen Bitlisli Genç İşadamları Derneği'nin koordinatörü Sevil Hanım’a da ilgisinden dolayı çok teşekkür ederim.

Hep birlikte yemeklerimizi yerken, yorgunluklarını atan miniklerle önce Sultanahmet Camii'ne gittik. O gün aynı zamanda Regaib kandili olduğundan çocuklara kendim için özel dua ettirmeyi ihmal etmedim oracıkta:) Tertemiz yürekleri ile, içten ettikleri duaları kabul olsun inşallah…

Sonraki durağımız Ayasofya idi. İstanbul’u fetheden Sultan Fatih’in namaz kıldığı mekana giriyorsunuz diyerek yolculadım Ayasofya’ya onları. Daha sonra Yerebatan sarnıcını gördüler ki sarnıçtaki kocaman balıklar çok ilgilerini çekti miniklerin. Suya atılan paraları sorduklarında insanların saçmalıklarından biri olduğunu söylemeyi ihmal etmedim elbette :) Para her ne kadar kıymetsizse de  hurafelere heba edilmeyecek kadar da değerlidir zira…

Sonraki durakları Topkapı Sarayı idi. Saray onları büyülemiş görünüyordu. Peygamberimizin ayak izi ve Hacerül Esved taşından parçalar görmek onları çok etkilemişti.

Sultanahmet sokaklarında yürürken İzmir marşını, Dağ başını duman almış marşını ve daha bir dolu öğrendikleri güzel şarkıları ellerindeki bayrakları sallayarak söyledi çocuklar. Yolda rastladığımız insanlar bayramlarını tebrik etti, hoş geldiniz dedi onlara. Çocuklarımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını bayram gibi yaşadılar çok şükür.

O gün yolda Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonu olmuş güreşçimiz Mahmut Demir e de rastladık, "Siz Bitlis'den gelip bayrağımızı İstanbul da dalgalandırıyorsunuz, ben Amerika da dalgalandırdım” deyip o görüntüleri izlettirdi cep telefonundan çocuklara. ”Vatanınızı çok sevin" diyen Mahmut ağabeyleri çocuklara ne güzel bir örnekti.

Sonraki durağımız Pierre Loti idi.O gün çalıştığı için bize katılamayan Şeyma ve arkadaşları çocukları görmeye oraya geldi ellerinde pamuk şekerlerle. Çocukların hepsi istisnasız çok sevdi ilk kez tattıkları pamuk şekerleri.Sonra hep birlikte teleferikle Eyüp Sultan meydanına inip Eyüp Sultan Hazretleri'ni makamında ziyaret ettik. Melek çocuklarımız orada da ülkemizin ve dünyamızın barışı için dua ettiler. Kabul olsun inşallah…

Eyüp Sultan’da yürürken çocuklara herkes şeker, çikolata, lokum dağıttı. Çocukların şaşkınlığını bugün kandil diye herkes hediyeleşiyor, normalde böyle değil diyerek gidermeye çalıştım:) İstanbul’u o kadar başka tanımalarına da gerek yok değil mi:)

Bütün günü yürüyerek, gezerek, marş söyleyerek ve hayret ederek geçiren çocukların elbette bir pili vardı ve çok bile dayanmıştı:) Akşam olduğunda kalacakları mekana Çapa Öğretmen Lisesi yurduna gittiğimizde bizi karşılayan Elif ve Rasim öğretmenlerin ilgisi, misafirperverlikleri çok değerliydi. Yeri gelmişken söyleyeyim Türkiye’nin dört bir yanından okumak için şehrime gelmiş zeki öğrencilerimizin daha iyi şartlarda kalmasını çok isterim, ailelerinden uzakta eğitim alan gençlerimiz için daha çok güzelleştirilsin yurtlarımız inşallah.

O akşam bir ilk daha yaşadı minikler ilk kez pizza yediler. Öğretmen adayı olan arkadaşım İclal’de çok anlattığım Alev öğretmeni ve çocukları görmek için oraya geldi. İclal pili bitmiş olan bizim için büyük nimetti doğrusu , o geldikten sonra seve seve çocuklarla ilgilenme işini üstlendi ki ben gibi ona da terapi oldu çocuklar. Çocukları yatırana değin kaldığımız yurttan ayrılırken çok zorlandık İclal ve ben. Eve varana kadar ve uyuyana dek hep onlardan bahsettik.

Ertesi gün çalıştığım için gezilerine katılamadım ben ki bütün gün aklım ve kalbim onlarlaydı. Bir günü birlikte geçirmenin güzelliği yanında zorluğunu ve sorumluluğunu fark edince Alev öğretmenimi daha çok düşünür oldum hatta. Allah'dan Alev'in yanında Bitlis'den birlikte geldikleri İlknur Hanım vardı ve o yardımcı olmuştu kendisine.

O gün tekne ile İstanbul’u gezdiler önce. Sonra Miniatürk’e gittiler. Miniatürk’de en çok ne ilginizi çekti dediğimde Anıtkabir diye cevap verdiler. İnşallah Anıtkabir’i görmek de nasip olur onlara. Son durakları olan Vialand Eğlence merkezinde bol bol oynayan miniklerle iple çektiğim kavuşma anım akşam yurdun bahçesinde oldu yeniden. Nasıl kucaklaştık, öpüştük o an, hiç unutmayacağım.  Bu arada üçüncü günkü programlarından da bahsedeyim yeri gelmişken dünyanın en büyük tematik akvaryumunu gördü kuzular. Ben bile oraları görmedim yaw:) Maşallah…

O akşam Alev’in sosyal medya aracılığı ile tanıştığı Ahu Acar ve Gökhan Alarçin çocukları eğlendirmek için yurda geldiler. Şeyma ve arkadaşları da bir gün önce doyamadıkları minikleri yeniden görmek için oradaydı. Ayrıca gezi boyunca çocukların yemeklerini ikram eden Birol Bey de çocukları görmeye gelenlerdendi. Özellikle Birol Bey'in sadece katkı sağlamakla kalmayıp çocukları görmeye gelmesi ve onlarla vakit geçirmesi çok anlamlı idi. Teşekkür ederim bu duyarlılığından dolayı kendisine.

Bütün bir akşam Ahu ablalarının ve Gökhan ağabeylerinin eşliğinde danslarla, yarışmalarla, şarkılarla coştu kuzular. Nasıl mutlu ve memnundular anlatamam. Hiçbir karşılık beklemeden emeklerini ve gönüllerini çocuklarımız için seve seve veren bu güzel insanlara çok teşekkür ederim.

O akşam bir şey dikkatimi çekti. Gökhan ağabeylerinin düzenledikleri yarışmalarda gruplar halinde yarışan çocuklar birbirlerini alkışlıyor, kazanan grupla kucaklaşıyor, birbirlerine tezahürat yapıyorlardı. Birleştirilmiş sınıfta (1.2.3.4. sınıf) hep bir arada okuyan çocuklar bizim çocuklarımızın sürekli yarış halinde olduğu büyükşehirden uzak oldukları için mi bu kadar geniş gönüllüydüler yoksa Alev bu güzel hasleti de mi aşılamıştı? Bence her ikisi de etkendi bu güzel davranışlarına. İnşallah ömür boyu muhafaza ederler bu güzel ahlaklarını. Amin…

O akşam kardeşcağazım Salih ve arkadaşı Burak da bulundukları İzmir’den havalimanına adımlarını atar atmaz istikametlerini çocuklara çevirip onları görmeye yurda geldiler. Şehir şehir dolaşıp çocuklara tiyatro yapan Salih’in özellikle onlarla tanışmasını arzu ettim, zira hiçbir zaman bir köye gidip oyun oynamamıştı ve Doğu’daki bir köyden  çocukları tanımasını çok istedim. Eve geldiğimizde arkadaşını arayıp çocuklardan harika sözlerle bahsetmesi de istifadeli bir tanışma olduğunu gösterdi bana:) Hamdolsun…

Kısmetli çocuklarımız hem Ahu ablaları ve Gökhan ağabeylerinden hem de Salih den köylerine gidip onlara tiyatro sahneleme sözü de aldılar bu arada:) Özellikle hiçbir karşılık beklemeksizin saatlerce bütün samimiyetleri ile çocukları eğlendiren Ahu Hanım‘a ve Gökhan Bey’e çok teşekkür ediyorum ben. Yürekleri güzel, emekleri paha biçilmez olan bu iki insanı tanıdığıma çok memnun oldum. Yüreklerine, emeklerine bin sağlık…

İki günde bu güzel anıları yaşamama sebep olan tanıdığım en fedakar, en çalışkan ve yüreği en güzel insanlardan biri olan  Alev öğretmenimin, en küçüğü 6 yaşında olan bu çocuklara verdiği değerle, üstlendiği sorumlulukla tüm öğretmenlere örnek olmasını diliyorum can-ı gönülden. Emeklerinin karşılığı paha biçilmez. Öyle değerli ki çabaları, tanıdığım günden beri bu zor mesleğinde güç vermesi için dua ediyorum ona. Rabbim emeklerinin karşılığını göstersin, ülkeme barışı yaşatarak…

Sevgili Dostlar, yürek açılımı açılımın hasıdır. Ne olur değdirin yüreklerinizi çocuklara, yüreğiniz barış açsın. Barışı çocukların gülen gözlerinde bulabiliriz ancak. Çocuklar gülerse dünya gülecek. Çocuklarımızın yüzlerinin ve kalplerinin güldüğü bir dünyada yaşayalım inşallah…

Sevgili Alev öğretmenim ve sevgili çocuklar, sizleri gördüğüm için öyle mutluyum ki ne iyi ettiniz de geldiniz. Güle güle gidin inşallah. Sizi çok seviyorum, sizi çok seviyoruz sakın aklınızdan çıkarmayın. Yüreğiniz ve yüzünüz hep gülsün. Hoşçakalın…

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !