Embed

Sana veda etmiyorum Rumeli! (Üsküp seyahatimin son yazısı)

Seyahatimin 5. gününde dört gün birlikte gezdiğimiz, kaynaştığımız, anlaştığımız iki güzel insan olan Zühal ve Zehra'yı Türkiye'ye yolculadık ve Rukiş ile sadece ilk gün kısa zaman diliminde gezebildiğimiz Üsküp'ü yaya olarak gezmeye koyulduk. Bu yazımda 5. ve 6. gün (Cuma ve Cumartesi) gezdiğim yerleri aktaracağım.

Aslında dönüş biletimiz Pazar günüydü bizim. Pazar günü ülkemde seçim vardı ki biletimi aylar öncesinden aldığım için seçimleri hesap etmemiştim ben. Balkanlar'da karşılaştığım kardeşlerimizin Türkiye'deki seçimleri ne kadar önemsediğini, Türkiye'nin gücünün onlar için ne kadar önemli olduğunu görünce bir gün önce gelip oyumuzu kullandık Rukiş ile. Seçim sonuçlarından sonra başta terörist İsrail Devleti olmak üzere sevinenleri gördüğümde ise hiç pişman olmadım bir gün önce dönüp kullandığım oya...

Üsküp Kalesi

M:S 6. yy. da Roma Dönemi eseri olduğu söylenen kalenin güzümüze ulaşan kısımlarında gezip, şehre tepeden baktık:)

Arasta Camii (XV. yy.)

Üsküp Osmanlı Çarşısı'nda olan bu camiin özelliği minaresinin diğer minarelerden daha kısa ve dört köşeli oluşu. Biz bu camiin adını alan Arasta Cafe de kahvelerimizi yudumlarken bir başka camii olan Mustafa Paşa Camiiyi izlemenin huzurunu yaşadık.

Mustafa Paşa Camii

1492 yılında Yavuz Sultan Selim'in veziri Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış bu camii. Mustafa Paşa aynı zamanda II. Beyazıt'ın da vezirliğini yapmış bir devlet adamı. Camiin içinde Paşanın ve kızının da türbeleri bulunmakta. Uzun minaresi ile şehrin her yerinden görülebilir bir yapı. Burası en sevdiğim camilerden biri olarak hafızamda yer edeceklerdendi.

İshak Bey Camii

Üsküp'ün feth edilişinde ordunun başındaki kumandan olan İshak Bey tarafından inşa edilmiş bu camii de çok güzel bir Osmanlı eseri. Minaresi 12 köşeli bir kaide üzerinde yükseliyor bu camiinin. Camii bahçesinde bir de türbe var ki bir şey yazmadığından kime ait olduğunu bilemeden fatihamı hediye ettim:) Allah kabul etsin...

İshak Paşa Türbesi

Kaldığımız yurdun tam karşısındaydı bu türbe. Balkondan baktığımızda burun burunaydık ki ziyaret edene dek kim olduğunu bilmeden her gün İshak Paşa'ya Fatiha hediye etmiştim zaten:) Allah kabul etsin.

Saat Kulesi

Üsküp'ün simgelerinden olan bu kule yine kaldığımız yurdun bahçesinden temaşa ettiğimiz bir yapı idi. II. Murat Camiinin bahçesinde olan kulenin içine girip en üst katına çıkıp şehre tepeden baktım bendeniz, yetinmeyip:) 16.yy da namaz vakitlerini takip etmek için yapılan bu kulenin Osmanlı İmparatorluğu zamanında yapılan ilk saat kulesi olduğu da söyleniyor. Kule içinde gördüğüm İslam bayrakları yine gözlerimin dolmasına sebep olanlardandı. Balkanlar'da ne çok doldun be gözlerim...

II.Murat Camii

1436 yılı yapımı bu camii de çok güzeldi. Sakin,serin ve dingin bahçesi ile huzur veriyordu. Üsküp ün kitabesi ve tarihi en eski camii olma özelliğini taşıyordu bu camii. Camiin yanında aynı zamanda Kanuni'nin kızkardeşi olduğu söylenen Beyhan Sultan'ın ve Dağıstanlı Ali Paşa'nın da türbesi mevcut. Rahmet olsun cümlesine...

Matka Gölü ve Kanyonu

Çok yoğun olan Kadriye Hocamız orada bulunduğumuz süre içinde sık sık bizi arayıp halimizi hatrımızı sordu sağolsun. Bununla da yetinmeyip Cuma günü fırsat bulduğu ilk zaman dilimini bizimle geçirdi. Babası ve yeğeni Hilal ile birlikte Treska Nehri'nin oluşturduğu Matka Kanyonu'na götürdüler bizi. Burası da gördüğüm en güzel doğa harikalarından biriydi. Hem Kadriye Hocamızla yaptığımız hasbihali hem de o güzel doğayı unutmayacaklarımın arasına kaydettim ben. Oradaki bir tesiste içtiğimiz Makiato kahvesi de ayrıca keyfimize keyif kattı:) Biz Kanyon'da da tekne turu yaptık ki o doğal güzelliği suyun üstünde temaşa etmek de ayrıca eşsiz bir keyifti. Sanayinin az oluşundan mıdır nedir havası öyle temiz ki o toprakların, özellikle Kanyon'dayken oksijen komasına girdiğimizi söyleyebilirim:). Hamdolsun...

Treska Yapay Gölü

Yine Kadriye Hocamızla gittiğimiz bu göl etrafında yaptığımız yürüyüş de anlatılmaz bir hazdı. Ne kadar dingin, sakin bir yerdi orası da. Matka Kanyon'u ve Treska Suni Gölü'nü Üsküp'e giden herkesin mutlaka görmesini isterim.

Glumova Köyü Camiisi

Kadriye Hocamızla vakit namazını eda etmek için gittiğimiz bu yeni camii Üsküp'ün Saray Beldesindeki Glumova Köyünde idi. Yeni camiilerimiz de mutluluk sebebiydi benim için.

Üsküp'ün para birimi

Üsküp'ün para birimi Denar'dı. Sayısal zekası az olan ve hesap işlerinden hiç anlamayan ben çözemedim bu para birimini:) Fakat çokça denarın çok az para etmesinden dolayı ne kadar değersiz olduğunu anlayabildim:) İyi ki dedim bizim paramızdan sıfırlar atılmış:)

Seyahatimde neler aldım?

Gezilerimde alışveriş yapmanın zaman kaybı olduğunu düşünürüm bilirsin günlükcağazım. Bu seyahatimde de alışverişe vakit ayırmayıp her gezide olduğu gibi gördüğüm yerlerden hatıra olarak magnet almayı tercih ettim yine. Bir de koleksiyonuma ilave etmek için bazı şehirlerden oranın resmi bulunan duvar tabaklarını. Ayrıca Kadriye Hocamın tavsiyesi ile çikolatalı lokumunu da aldım. Çok sevdiğim simitinden ve kahvesinden de tadımlık getirdim. Eee daha ne olsun:) Hamdolsun...

Bir özel teşekkür benden TİKA'ya...

Geçirdiği savaşlar, el değiştirdiği devletler ve deprem gibi doğal afetlerle tahrip olan Evlad-ı Fatihan diyarındaki Osmanlı eserlerinin yeniden onarılması konusunda gösterdiği hassasiyet ve Balkan'larda yaptığı tüm çalışmalar için; yüzümüzü güldürdüğü için TİKA'ya (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı) özel teşekkür etmeyi borç bilirim. Sağ olsun, var olsun, daim olsun inşallah...

Bursa Büyükşehir Belediyesi'ni ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı'nı da yad etmeden geçemeyeceğim hazır teşekkür etmişken. Onların da çok katkısını gördüm gezdiğim yerlerde. Özellikle Başbakanımız Ahmed Davutoğlu'nun söz verip yerine getirdiği her eve bir bayrak, bir Kuran ve bir sözlük hediyeleri dağıtılmaya başlanmış bile. Yüreklerine bin bereket...

Teşekkürler:

Hiç hazırlanmadan çıktığım seyahatimin bu kadar güzel, bu kadar istifadeli , bu kadar dolu geçmesinin baş kahramanı Abide'dir. Eyüp İmam Hatip Lisesinden okul arkadaşım Abide' ye çok teşekkür ederim. Orada olduğum sürede geçirdiği rahatsızlıktan dolayı tanışamadık ama Üsküp de yaşadığım bütün güzellikler onun vesilesi ile oldu. İnşallah tanışmak da nasip olur canım arkadaşımla.

 

Kaldığımız yurdun müdüresi Kadriye Suleyman' a da çok teşekkür ederim. Ensar Kız Öğrenci yurdunda bizleri misafir etmekle kalmadı bizlerle kız kardesi gibi ilgilendi. Allah kendisinden razı olsun. Rabbim gayretlerini boşa çıkarmasın ve kendi gibi şuurlu, bilinçli, bilgili kardeşlerimizin sayısını çoğaltsın inşallah.

 

Bizlere üç gün taksisiyle mihmandarlık yapan, tanıdığım yüreği en güzel insanlardan olan Recep ağabeye de çok teşekkür ederim. Bizlerle baba gibi ilgilenişini asla unutmayacağım.

 

Yurtta kaldığımız sürece odalarını bizimle paylaşan, bizlerle ilgilenen, dönüşte kahve ve ay çöreği alarak yüzümüzü kızartan yurt öğrencilerinden Üsniye ve Delvina'ya da çok teşekkür ederim. Onlarla yaptığımız sohbette Makedonya Devletinin ikinci sınıf vatandaş olarak gördüğü Türkler'in kısıtlı mali imkanlarla okuduğuna ve hayatla mücadele ettiğine şahit oldum ki orada okuyan Türk kardeşlerimi maddi manevi desteklememiz gerektiğini anladım. Derslerinde başarılar, hayatlarında hayırlar versin Allah'ım bu iki güzel kardeşime ve tüm öğrencilere...

 

Gitmeden evvel arkadaşım Sacide 'Seni sıcacık karşılayacaklar. Bir de yanına şemsiye almayı unutma ,gözü yaşlı bir şehir' demişti. Ne kadar haklıymış...

 

Hakan Ağabey 'Balkanlar bizim yüreğimizin parçası. Bunu ancak o güzel şehirlere gidip, o bizden havaları teneffüs edince tam olarak idrak ediyoruz' derken ne kadar haklıymış...

 

Özellikle,maalesef hafızasını yitiren, tarih şuurunu kaybeden yeni neslimizin Balkan'ları ve orada yaşayan kardeşlerimizi görmesini çok isterim. Çünkü 523 yıl Osmanlı hakimiyeti altındaki bu topraklarda kardeşlerimiz bizlerle kucaklaşmayı bekliyor hasretle. Onlar ki 'Terk-i vatan,terk-i imandır' diyerek en zor zamanlarda ata topraklarını terketmemiş, ecdadın izlerini sildirmemiş, emeklerini zayi etmemiş fedakar kardeşlerimiz. Onlara borçluyuz. Onlara karşı boynu büküğüz. Kardeşliğin, sevginin sınır tanımadığını göstermenin zamanı şimdi değilse ne zaman?

 

Bir daha gelmek, bir daha kucaklaşmak duası ile veda ettiğim, Rumeli topraklarını anlattığım yazımı sonlandırırken Üstad Cemil Meriç'in 'Kuğunun Son Şarkısı' dediği Üsküp doğumlu şairimiz Yahya Kemal Beyatlı'nın Kaybolan Şehir diye bahsettiği Üsküp şiirini paylaşmak istiyorum. Selam ve Sevgimle...

 

Üsküp ki Yıldırım Beyazıd Han diyarıdır

Evlad-ı Fatihana onun yadigârıdır

Üsküp ki Şar Dağında devamıydı Bursa’nın

Bir lale bahçesiydi dökülmüş temiz kanın

Kalbimde bir hayali kalıp kaybolan şehir

Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir

Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene

Biz sende olmasak bile sen bizdesin gene

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !