Embed

Saadet Hanım

Merhaba günlükcağazım, 27 Ekim Perşembe akşamı Rukiye ile İBBŞT Gaziosmanpaşa  Sahnesi’nde izledik Saadet Hanım adlı tiyatro oyununu.

Oyunun yazarı Ahmet Levent Pala 1985 doğumlu. İsmini ilk kez duyduğum bu genç yazarımıza tiyatro ve sanat yolunda başarılar dilerim.

Oyunun yönetmeni de genç aslında ama onu oynadığı ve yönettiği oyunlardan iyi tanıyorum. Emeğine bin sağlık Tolga Yeter’in.

Saadet Hanım, emekli bir öğretmenin para çekmek için gittiği bankada yaşadıklarını anlatıyor. Kısa oldu farkındayım ama bu kadar bilgi yeter, konuyu çok anlatmayayım, kendim izlemeden konuyu okumaktan pek hoşlanmıyorum çünkü:)

Saadet Hanım, trajikomik bir oyundu. Bol bol güldüm ama güldüğüm kadar da hüzünlendim.

Saadet Hanım’daki karakterlerin hepsi abartı idi :) Hemen hepsi hakkını vererek oynadı ki emeklerine bin sağlık. Özellikle Saadet Hanım rolündeki usta oyuncu Nilgün Kasapbaşoğlu, genç kadroya müthiş güç olmuştu . Allah sağlık versin Nilgün Hanım'a...

Oyunda çok bağırılmasından hiç hoşlanmadım. Bence o kadar bağırtılı oynamaya hiç gerek yoktu. İmza: Geçkin :)

Oyunun müziklerini çok beğendim.

Oyunun süresini uzun buldum. Bana göre kısaltılabilecek , çıkarılabilecek sahneler vardı. 

Derdi olan oyunları severim ben. Bu oyunu da sevdim. Müfredatı, kapital düzeni, sevgiyi kalbine yük görenleri, ‘Asıl soyguncuları’, yapabileceği bir şeyi olmayanları, salakları, kaldıramayacağı üniformayı giyenleri ve giydirenleri, sevgisizleri,eğitimsizleri eleştirdiği, hatırlattığı için  beğendim.

Emeği geçenlere bin sağlık…

Oyundan:

-Size bu sorumluluğu yükleyen zihniyeti elden geçirmek lazım.

-Hayatta insana en çok acı veren haklı çıkmadır.

-Madem rahatsızsınız neden sesinizi çıkarmıyorsunuz?

-Yapabileceğim bir şey yok/ Yapamıyorsanız kenara çekilin yapabilen biri gelsin.

-Biz, korkmadan biz diyebilen herkesiz.

-Gözünüz bankadan başka bir şey görmüyor.

-Çişinizi tutabiliyorsunuz diye kendinizi büyüdük mü zannediyorsunuz?

-Öğretmedik, öğretemedik…

-Aynı müfredatın insanları…

-Sessizlik içimde koca bir çığlık…

-Bu süre benim ömrüme denk gelecek mi?

-Hiçbir dava ölümü gerektirmez.

-İlkokuldan başlayarak bütün müfredat değişsin.

-Herkesin davası kendine

-Senin salaklık dokunulmazlığın var.

-Ona, o kaldıramayacağı üniformayı giydirenler katil.

-Sevgisiz şey!

-Akıllı bir toplum yaratmak adına zeki insanların da üremesi gerek***

-Bencillik kibrin habercisidir.

-Yeri gelince kaçacaksın, yeri gelince kovalayacaksın.

-Eğitimsiz!

-Sizlere biriyle karşılaştığınızda ismini sormadan teyze dememeniz öğretilmedi mi?

-Asıl soyguncular biz geldiğimizde bankadaydı.

-Paralarınızı paralarım

-Güzel günler için silaha gerek yoktur ki…

-Gittiler, umutlarına binip özgürlüklerine gittiler....

-Hangi taraftan olursan ol,nasıl yaşarsan yaşa, sarılın artık birbirinize yürekli bir sevgiye…

-Bu ölüm son ölüm…

-Biz hatayı çocuklarımızdan gözyaşlarımızı saklayarak yaptık, kendileri arayıp buldular sonunda…

-Madem ki dünya yeniden çocukların ellerinde yeşerecek bırakalım gökyüzü çocukların olsun, çiçekler annelerin…

 

KADRO:

 

Yazan

: AHMET LEVENT PALA

Yöneten

: TOLGA YETER

Dramaturgi

: HANDE ÖREN

Sahne Tasarımı

: EMRA ALBAYRAK ŞAHİN

Kostüm Tasarımı

: ZUHAL SOY

Işık Tasarımı

: MURAT İŞÇİ

Müzik

: SELİM CAN YALÇIN

Efekt

: LEVENT AKMAN

Yönetmen Yardımcısı

: EMRE ŞEN

Süre

: 1 SAAT 40 DAKIKA / 2 PERDE

 

OYUNCULAR

ARDA ALPKIRAYCAFER ALPSOLAYCEREN KAÇARÇAĞLAR OZAN AKSUELYESA ÇAĞLAR EVKAYAESEN KOÇERHAZAL UPRAKMÜSLÜM TAMERNİLGÜN KASAPBAŞOĞLUSELİM CAN YALÇINSERAP DOĞANŞENAY BAĞVİLDAN TÜRKBAŞ

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !