Embed

Rumeli seyahatimin 3. günü (Kalkandelen,Gostivar,Struga,Ohri)

Balkanlardaki üçüncü günümüzde yine dört kızçe Recep ağabey eşliğinde Makedonya'nın diğer güzel şehirlerini görmek için yola çıktık.

Kalkandelen (Tetova)

Şar dağlarının yamacında,Pena nehri kıyısında olan Makedonya'nın Üsküp ve Manastır'dan sonraki üçüncü büyük şehri olan bu şehir en çok görmek istediğimiz yerlerden biriydfi. Özellikle burada bulunan Alaca Camiinde namaz kılmak Zehra'nın duasıymış ki nasip edene Hamdolsun...

Alaca Camii (Paşa Camii)

Alaca camii Kalkandelen'in simgelerinden biri. İnternete baktığımda yapım yılı olarak 1438 yazıyordu fakat camii görevlisi Nasir ağabey 1495 demişti yapım tarihini, hangisi doğru bilemiyorum:) Adından da anlaşılacağı gibi gördüğüm en renkli, en süslü camiilerdendi burası. Bu camiin en büyük özelliği bir paşa veya padişah tarafından değil de Kalkandelen'li iki kız kardeşin çeyiz paralarıyla yaptırdıkları bir eser oluşu. Mensure ve Hurşide adındaki kızkardeşlerin türbeleri de camii bahçesinde bulunmakta. Rahmet olsun gönlü zengin bu iki kızkardeşe.Yapım aşamasında camiideki süslemeler için otuzbinden fazla yumurta kullanılmış. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun...

Molla Mahmut Hocayı ziyaret

Alaca Camiinin yanıbaşında Müslüman çocuklarına Kuran'ı Kerim öğretilen ve hafızlık yaptırılan bir medrese vardı ki bu medresenin içine girip 83 yaşındaki Molla Mahmut Hocayı ziyaret edip, duasını almak da nasip oldu bizlere. Makedonya'daki Müslüman çocukların zihinlerine bereket, bilinçlerine kuvvet diledim oradaki manzarayı gördüğümde. Rabbim dinini layıkıyla öğrenen ve yaşayan insanlardan olmalarını nasip etsin cümlesine, Mahmut Hoca'ya da hayırlı ömür versin inşallah...

Harabati baba Tekkesi

Bu tekke 1538 yılında Sersem Ali Baba veya Server Ali Baba adlarıyla anılan bir Bektaşi babası tarafından kurulmuş. Server Ali Paşa aynı zamanda Kanuni'nin ilk eşi Mahidevran'ın da ağabeyiymiş. Payitahtta Beylerbeyi makamında bulunan Ali Paşa gördüğü bir rüya üzerine görevini bırakıp tekkeye gitmek istediğinde Kanuni'nin şaşırarak 'Sen sersem mi oldun' demesi üzerine bu lakabı aldığı söylenmekte. Şimdi olsa çok daha şaşıracağımız bir durum değil mi:) Günümüzde makamları uğruna insanlıklarından vazgeçenleri düşününce hayranlık duymamak mümkün değil bu rivayette dinlediğim Ali Baba'ya.

Harabati Baba Tekkesi adını 16.yy da Malatyadan gelen Harabati Baba'dan almış. Kosava Valisi Recep Paşa tarafından geliştirilen tekke bahçesinde kendisinin kabri de bulunmakta. Yugoslavya zamanında bu tekke otel,lokanta,disko gibi işletmelere şahit olmuş ne yazık ki.2001 deki savaşta Müslüman askerler tarafından yeniden ele geçilip son halini alması sağlanmış.

Bize tekke hakkındaki bilgileri orada görevli olan Cumali Bey anlattı. Cumali Bey 2001 yılındaki savaşta yer alan, tekkeyi ele geçiren askerlerden biri aynı zamanda. Cumali Bey devletin hala tapu vermediğinden, hala gazino yapma niyetinde olduğundan bahsetti bizlere. 'Ben hala tüfekle oturuyorum, biz bu emellerine izin vermeyiz' diyor Cumali Bey. Tayyip Erdoğan'ın hapisten çıktığı zamanda burada 10 gün kaldığını ve buranın tekke olması için dua ettiğini söylüyor. 'Biz de ona Başbakan olsun diye dua ettik. İki dua da kabul oldu çok şükür' diyor. 'Ona bir şey olursa biz hazırız canımızı vermeye' dediğinde Arnavut olan Cumali Bey'in Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına olan sevgisine ve bağlılığına hayret ediyorum bendeniz...

Halveti Tekkesi'nde Bektaşi Dedesi ile de karşılaşıp selamlaştık.

Baş koymuşum Türkiye'nin yoluna...

Üç gün boyunca bizi gezdiren Recep ağabeyin taksisinde çalan cd'de bu türkü başta olmak üzere hep Türk şarkıları çaldı yolculuğumuz sırasında. Recep ağabey 'Bu yollarda en büyük tesellim bu şarkı. Türkiye bizim vatanımız. Ona bir şey olsa biz gözümüzü kırpmadan canımızı veririz' dediğinde gözlerimin dolduğunu hissettim. Benim milliyetçi olmadığımı bilirsin günlükcağazım. Elbette vatanımı ve milliyetimi çok seviyorum ama ona ayrıca bir değer adfettiğimi söyleyemem. Yani insanın vatanını ve milliyetini kendisinin seçmediğini düşündüğümden onu kutsallarımın arasına almayı uygun görmem. Tabi ki ülkem ve milletim için her daim dua ederim. Fakat geçtiğimiz yıl yaptığım Bosna gezisinde ve bu yıl yaptığım Makedonya ve Kosava gezilerinde Türklük damarlarımın inanılmaz kabardığını hissettim. Orada tanıştığım Türk kardeşlerimin vatan sevgileri beni çok duygulandırdı. Her zaman ettiğim duamı onlarla tanıştıktan sonra daha içten ve daha sık etmeye başladım bu vesileyle. Rabbim vatanımıza zeval vermesin ve bir daha hiç bir bölünme yaşatmasın inşallah. Amin...

Gostivar'da Vardar Nehri'nin kaynağını temaşa

Makedonya'nın kış turizminde ün salmış bir şehri burası. Kayak ve spor merkezi ve doğal güzellikleri en önemli özelliği. Biz de doğal güzelliklerinden biri olan bir tesise gidip hem kahve içtik hem de Vardar Nehri'nin kaynağından birini temaşa ettik.

Kırçova'da yeni bir camiide öğle namazı

Makedonya'nın bir kasabası olan Kırçova'da yeni yapılmış güzel bir camiide öğle namazını eda etmek için durduk ki ilk kez yeni bir camiiye girdiğimden yazmak istedim. Tarihi camiilerimizin bekaasını ve yeni ibadethanelerimizin çoğalmasını nasip etsin Allah. Tabi şuurlu cemaatleri ile birlikte. Amin...

Favorilerimden: Şairler şehri Struga

Struga, Makedonya'nın turistik şehirlerinden olma özelliğinin yanı sıra ben gördükten sonra benim şehrim olma özelliğini de taşıyor:) Ohri Gölü çevresindeki Kara Drin nehrinin ikiye böldüğü bu dingin şehir hem tabii güzelliği ile hem de şairler şehri ünvanı ile favori şehirlerimden oldu. Şairler şehri Struga'da bir çok şairin heykeli ve yazdığı şiirler park alanlarında sergilenmekte ki bir Makedon şairin İstanbul ile ilgili yazdığı şiiri Recep ağabey tercüme ettiğinde yaşadığım mutluluğu anlatamam. Boşuna demiyorum ben şiir evrenseldir, İstanbul'da dünya şehridir diye. Hamdolsun....

Struga'da biz öğle yemeğimizi de yedik. Güzel şehirdi vesselam...

Bir başka favorim: Ohri

Ohri, hem bizim hem de Recep ağabey'in en sevdiği şehirlerdendi. Seyahate çıkmadan önce 4 kez Balkan seyahati yapmış hemşehrim Hakan ağabeyin tavsiyeleri arasında olan ve 'Mutlaka bir gece Ohri'de konakla' dediği şehri merak ediyordum. Ohri'ye ulaştığımızda akşam üzeri olduğu için önce kalacağımız pansiyon evine yerleştik. Yeri gelmişken çok istifade ettiğim tavsiyelerinden dolayı Hakan ağabeye de teşekkür ederim. Verdiği bilgiler, seyahatime dair hiç bir fikri olmayan benim için çok işe yaradı. Sağolsun, var olsun...

Ohri Kalesi (Çar Samuel'in Kalesi)

Allah'ın haşa torpil yaptığı yerlerden biri bu şehir:) Kaleye çıkıp şehri izlediğimde bunu düşündüm ben tevbe estağfirullah çekerek sonrasında:) Ama napim çok güzeldi yaaa, şu bir gerçek ki her yer bu kadar güzel değil:) Şehir cidden bu tarihi kaleden enfes görünüyordu.

Ohri'de gördüğüm tarihi eserler:

Antik Tiyatro

Plaoşnik Kilisesi

Sinan Çelebi Türbesi (1493)

Aziz Konstantin

Elena Kilisesi

Aziz Bogoroditsa Kilisesi

Elveda Rumeli Dizisinde Belediye Binası olarak kullanılan yapı

Pir Mehmet Hayati Hz. Türbesi ev Halveti Dergahı (1720)

Zeynel Abidin Paşa Tekkesi

Ali Paşa Camii

Eski Valilik Binası (Müze)

Saint Sophia Kilisesi (Ayasofya)

Eski Çarşı (İncileri ile meşhur)

Çınar Ağacı (Recep ağabey yaşının 1100 olduğunu söyledi)

Ohri hem turistik hem tarihi bir şehir. Unesco Dünya Miras Listesi'ne eklemiş bu şehri. Şehirde 365 tane kilise olduğunu söyledi Recep ağabey . Ayrıca gezmekle bitiremediğimiz çokça tarihi eser mevcut burada. Sokaklarını, göl kıyısını gezdiğimiz o akşam bu şehre fazlaca vakit ayırmamız gerektiğini hissettik bizler. Slav dillerinin kullandığı Kiril Alfabesinin de bu şehirde doğduğu söylenmekte ki Kiril'in heykelini sorduğumda öğrendim bu bilgiyi bendeniz:) Ohri'yi Safranbolu'ya da benzettim ben eski Osmanlı Evlerini gördüğümde. Hamdolsun...

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !