Embed

Paşa Paşa Tiyatro Yahut Ahmet Vefik Paşa

Merhaba günlükcağazım, 12 Şubat Perşembe akşamı  DT ’nın Cevahir Sahnesi’nde izledik İclal ile Paşa Paşa Tiyatro Yahut Ahmet Vefik Paşa adlı tiyatro oyununu.

Oyunu, izlemek için uzun zamandır kolluyor ve turneden dönmesini bekliyordum ki döner dönmez de bilet aldım. Zira Ahmet Vefik Paşa benim ilgi duyduğum bir devlet adamıdır ve oyunun adında isminin geçmesi oyuna karşı bir merak uyandırıyordu bende.

Ahmet Vefik Paşa , Osmanlı Döneminde çeşitli Devlet kurumlarında çalışmış bir bürokrat. Bir çok ilkte onun adı geçiyor. Meclis-i Mebusan’ın ilk reisi , elçilik binalarına bayrak asma adeti getiren , Tahran’daki elçilik binasını Osmanlı toprağı ilan edip  göndere bayrak çektiren, Sayıştay’ın ilk başkanlığını yapan  Ahmet Vefik Paşa.

Bütün bunlar değil elbette Ahmet Vefik Paşa’ya ilgi duymamın sebebi, bütün bunların yanı sıra hatta bunlardan da öncelikli olan ilime ve sanata verdiği önem dolayısı ile Paşa’yı önemsiyorum  ben. Kendisi, ilk Türkçe sözlüklerden biri olan  Osmanlı Lehçesi sözlüğünün yazarı, 16 dil bilen, Devletin ilk resmi salnamesini hazırlayan , bir dönem ülkemizde bulunan şair Lamartine’nin rehberliğini yapan ,Şecere-i Türkiye (Türklerin soy kütüğü) adlı eseri Çağatay Türkçesi'nden İstanbul Türkçesi'ne çeviren, 1855 depreminde hasar görmüş Osmanlı yapılarını tamir ettiren, Bursa’da yaptırdığı tiyatro binası ile Anadolu’daki ilk tiyatroyu kuran, tiyatroculara destek veren ve Moliere’in eserlerini çeviren ve  onun eserlerinden adaptasyon oyunlar  yazan , gelirini hastaneye bağışlamak üzere tiyatroculara senede iki kez temsil verdiren,  Müntehabât ı Durub-ı Emsal  (Atalar Sözlüğü) ‘in içeriğini 5000 maddeye çıkarıp Hüdevandigar Matbaası’nda yeniden bastıran ve döneminin en zengin kütüphanesine sahip olan Ahmet Vefik Paşa’yı önemsiyorum ben.

Hele benim de  dışından görüp içine giremediğim Paris Opera Binası’nda Napolyon ile aralarında geçen diyaloğa bayılıyorum Paşa’nın. Napolyon kendisine hiç yüz vermeyen Paşa’yı uyarır ‘Kendini Kanuni zamanında mı zannediyorsun’diye. Paşa da ‘Kanuni yaşasaydı şu an senin yerinde ben olurdum ‘der Napolyon’a :) Nasıl da cevabı cuk oturtmuş di mi? Nüktedan adammış vesselam :)

Ahmet Vefik Paşa’yı oyunda izlerken hep bu yüzden gözlerim doldu . Keşke dedim günümüzde de Ahmet Vefik Paşa gibiler çoğalsa.Ne çok ihtiyacımız var değil mi günlükcağazım halkını dinleyen, sanata ve ilme önem veren  devlet büyüklerine?

Oyun, Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa valiliğine atandığı zamanda geçiyor. Her dönemde olduğu gibi sistemdeki boşluklardan faydalanan, nemalanan kötü bürokratların cirit attığı Bursa’ya gelen Ahmet Vefik Paşa okul, hastane, yol ve benzeri güzel hizmetlerin yanı sıra çok sevdiği tiyatro için de hizmet ederken elbette kul hakkı akan muslukları kesilenleri rahatsız ediyor; aynı zamanda zihnini ve kalbini geliştirememiş, kalıplarından çıkamayan insanları da huzursuz ediyor yaptıkları...

Bu hep böyledir ,insanoğlu yeniliğe açık değildir. Her yeniliği ilk etapta kabullenmek zordur. İşte bu zor durum karşısında tiyatroya tepki gösterenlerin tepkisinden istifade edip Ahmet Vefik Paşa hakkında şikayetlerde ,asılsız suçlamalarda, iftiralarda bulunup Paşa’yı görevinden aldırmayı başarırlar.

İnsanların karşı çıktıkları şeylere ve kimselere bakmak lazım gerçeği görebilmek için. Günümüzde yok mu sanki buna benzer durumlar? Kendi ideolojilerine veya menfaatlerine ters düştüğü için iyi olan her şeye karşı çıkan insanlar ve siyasi partiler? Ya da kendi ideolojisine ters düştüğü için özgürlüklerin genişlemesine karşı çıkanlar?

Ahmet Vefik Paşa her şeyden önce bir insan. Elbette bana ters gelen yanları da var. Bana göre dikdatör yanları var mesela . Memurlara zorla tiyatro bileti satması,oyunları zorla izlemelerini sağlaması, niyeti güzel ama uslubu yanlış olan bir durum bence. Yıllarca tiyatro bileti alıp ‘Ya gelirsiniz, ya da bilet parasını alırım’ deyip zorla tiyatroya götürdüğüm insanların benim yüzümden tiyatrodan soğuduklarını gördüğümde bu tutumumun çok yanlış olduğunu fark etmiştim ben de.  O nedenle amaç güzel olsa da hiçbir şey zorla yaptırılmamalı. Hele sanat asla zorla sevdirilecek bir şey değil. Paşa’nın ‘ilim ve sanatı halka şekerlemeyle teşvik edemezsin, bilakis zorlayacaksın’ sözüne katılmıyorum. Hiçbir şeyin zorla yapılmasına taraf değilim ben.

Bir de Paşa çevirilerindeki adaptasyonlarla hiç tiyatro izlememiş seyirciyi eğitmeyi amaçlıyor ki ben bunun ne derece doğru olduğunu bilemiyorum tabi. Tiyatro seyircisi için adab-ı muaşeret kuralları bile hazırlatıyor ki oyunda birkaç maddesi okunduğunda sık öksüren biri olarak utandım kendimden :)

Oyunda tiyatrocular ve tiyatro izleyicileri için de epey mesaj vardı doğrusu . Tiyatroya dair en güzel mesaj ise Türk tiyatrosunun ilklerinin isimlerinin sayıldığı sahne idi. Ben, Türk tiyatrosunun kurucularından sadece Güllü Agop (Agop Vartovyan)’un ismini biliyordum. Oyunda adı geçen  Gedikpaşa Tiyatrosu oyuncuları Thomas Fasülyeciyan, Küçük İsmail, Ahmed Fehim, Virjinya,Hiranuş, Dümbüllü Naşit gibi isimleri ilk kez duydum ne yazık :( Sanırım bu eksikliğim Haldun Taner’in Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’nı hala izlememiş olmamdan  kaynaklanıyordu :(

Ahmet Vefik Paşa’da her iktidarı solumuş insanda olduğu üzre egosantirizm de yüksekti ne yazık ki… Oysa bilgi, sanat ve iktidar insanı daha çok küçültmeli ve deryada damla olarak görmesini sağlamalı.

Ahmet Vefik Paşa milliyetçi ve Türkçü kişiliği ile tanınsa da ben onu günümüzde bilinen manada Türkçü birisi algılamıyorum. Zira böyle olması için aslını inkar da ediyor olması gerek ki kendisinin bir tarafı Yunan kökenlidir. Bence Ahmet Vefik Paşa milletini seven, değerlerini önemseyen biriydi. Oyunda geçen ‘Yalan yanlış Garp sevdasıdır gidiyor. Bu yanlıştan da dönecekler de iş işten geçecek.’ sözünden  körü körüne Batı taklitçiliğine karşı çıktığını anlıyorum ben. Ayrıca yine Paşa’nın söylediği  ‘Benim evime Türk malından başka bir şey giremez’ sözünü bilinç olarak algılıyorum. İnsanın milliyetini sevmesi, milliyetini kalkındırması başka şey, milliyetini en üstün görmesi bambaşka bir şey. Şayet kendi gelenek ve göreneklerini en üstün görseydi gelişime açık olmaz ve gittiği ülkelerin dilini, sanatını, edebiyatını öğrenmeye çalışmazdı Paşa.

Oyunda Türk bayrağını anımsatan bayrağın , kitabın,ekmeğin ve kılıcın olduğu masada yemin edilmesi Turancılığı anımsattı bana. Her dönemde mutlaka böyle gizli kararların  konuşulduğu illegal toplantılar olur ne yazık ki  ki o dönemde Türk bayrağı olmadığı için anımsatmamasının daha iyi olacağını düşündüm.

Paşa Paşa Tiyatro Yahut Ahmet Vefik Paşa, bir günlük ud hocam Ersin Ersavaş’ın cümbüş icrasıyla başladı. Çok sevdiğim TSM nin çok sevdiğim enstürmanlarından olan udu öğrenmeyi kafaya koyup bu yıl kursa başladığımda udun parasını duyunca vazgeçtim bu hevesimden şimdilik:) Dinleyici olarak kalmak daha ucuz geldi bana da :) İmza: Hasis :)

 ‘Çok hikayemiz var siz dostlara anlatacak’ dediler sonra  oyuncular ki  sahiden de anlatılanların çoğunu bilmeyen biz tiyatro izleyicileri için aynı zamanda tarihe dair epey bilgi edinebileceğimiz bir oyundu Paşa Paşa Tiyato Yahut Ahmet Vefik Paşa. Yine oyunda bir çok mesaj vardı ‘dokunmayan yılanlara, üst düzey kralcılara’ dair. Siyasetteki tek istikrar sanırım bunlar. Her dönemde , her partide olan bu kişiler temizlenmedikçe siyasetin çirkin bilinmesindeki istikrar da bozulmayacak diye düşünüyorum. Bu dönem aday adayı olan sanatı, bilimi seven nice iyi bildiğim insana bu nedenle ‘ne olur aday olmayın, orası çok çirkin sizi de çirkinleştirir’demek istiyorum dışarıdan bir gözlemci olarak hatta. Çünkü insan içindeyken göremiyor çirkinleştiğini. Çünkü kirli yerde temiz kalmak çok zor…

Oyunda ‘Ulen asıl çapulcu yaftası bunlar’repliği ‘Yine mi Gezi göndermesi’ dedirtti bana :) anladık tiyatrocuların çoğu Gezi’ci de insan bu kadar da tiyatroyu mesaj vermek için kullanmaz ki arkadaş :) Valla gına geldi izlediğim tiyatrolardaki Gezi göndermelerinden söylemeden geçemeyeceğim :) Gerçi bu oyun Gezi olaylarından çok önce yazılmış ama öyle çok oyunda Gezi mesajı ile karşılaştım ki haketmese de bu oyunda patladım :)

Oyunda kötü insan figürü, Türk tiyatrosundaki ve sinemasındaki klişe bozulmadan dindar görünümlü insanlar tarafından gösteriliyordu. Bundan da gına geldi yaw insanı sadece insan olarak ne zaman göreceğiz acaba bizler ? Ne demişti Hacı Bektaşi Veli:  ‘Dili dini ırkı ne olursa olsun iyiler iyidir’ Kötüler de kötüdür . Din kötü değildir, gerçek dindar da… Bunu bir türlü anlamadılar ve şu anda dindar bilinenlerin yaptıkları yanlış da yeniden bu klişeyi kullanmaya malzeme verdi ne yazık ki.  Boşuna demiyor Muhammed İkbal ‘Kaçın Müslümanlardan , sığının İslam’a’ diye. Ben yine de insanların kötüyü dindar görünümünde göstermesini , algılamasını başkasının inancına saygı duymayıp, onu çirkin görmesine bağlıyorum ve bu görüşten vazgeçilmesini diliyorum.

Oyunun dekoru sadeydi ki kalabalık bir kadrosu olduğu için sade dekor gayet iyiydi. Bursa’da kurulan Osmanlı tiyatrosu sahnesi çok hoştu. Sahneye yansıyan Osmanlı tuğrası ve Osmanlıca yazan Osmanlı Hanedanı yazısı Osmanlı Türkçesi bilmeyenin anlayacağı şeyler değildi ne yazık ki. Az buçuk Osmanlı Türkçesi bilen ben anladım tabisi de :) Demek ki neymiş : Osmanlı Türkçesi bilmek iyiymiş:) Bu da seyirci mesajı olsun :)

Oyunun yazarı bu sezon izlediğim Vakti Geldi’nin de yazarı olan Gökhan Erarslan. Erarslan’ın bu sezon farklı yerlerde üç oyunu sahneleniyor maşallah. Emeğine sağlık Erarslan’ın. Çok genç bir tiyatrocu için bu büyük bir başarı ki doğru eleştirildiğinde, desteklendiğinde  ve teşvik edildiğinde ileride önemli tiyatrocularımız arasında göreceğimizi düşünüyorum kendisini. Erarslan, bu oyununu son sınıfta ödev olarak yazmış ki hiç bilmediği bir dönemi iyi anlatmış doğrusu. Yine de klişelerden uzak dursaydı daha da iyi bir oyun çıkartacağını düşünüyorum. Nihayetinde eleştirilen meseleler günümüzü de kapsayan fakat evrensel meseleler. ABD’nin göbeğinde ilkel yaşamı seçen, değişime kapalı bağnaz insanlar yok mu? Dünyanın her yerinde çok var. Manipülasyondan hoşlanmaz seyirci.

Oyunun yönetmeni bir tiyatro emektarı olan Mutlu Güney. Mutlu Güney  bu kalabalık kadroyu ve bir dönemi anlatan oyunu iyi yönetmiş ki hiç sıkılmadan iki perdelik bu oyunu keyifle izledim. Emeğine sağlık Güney’in .

Oyunda geçen şarkıların söz yazarı Deniz Gürzumar. Müzikli oyunlarda çoğu şarkı sözü şarkı olsun diye yazılır ve çoğu da anlamsız gelir bana. Gürzumar, gayet anlamlı sözler yazmıştı kendisini tebrik ederim ki ben maalesef arka sıralarda olduğum için sözleri tam anlayamadım yoksa not etmek isterdim doğrusu.

Oyunun müziklerini Orhan Enes Kuzu yapmış. Çoğu bahsi geçen dönemden bağımsız melodiler döneme yakın enstürmanlarla gayet iyi geliyordu kulağıma. Oyundaki Afife Jale ve okul arkadaşlarının söylediği şarkı yasakların ne denli acı verdiğini hissettirdi bana. Sandalyelerle ritim tutulan şarkı da çok hoştu.Oyunda farklı sahnelere geçilirken yapılan müzik seyirciyi oyundan koparmamak için iyi düşünülmüştü.  Velhasıl müzik doğru kullanıldığında yakışıyor tiyatroya. Emeklerine sağlık tüm müzisyenlerin. Ah bir de klarnet ve cümbüşü çalan müzisyenler tiyatro sahnesinde tiyatrocu olduklarını unutmasalar, kendi aralarında konuşmayıp, sürekli hareket etmeselerdi :) Tamam ben de durduğum yerde hareket etmeden duramam da sahne ciddi bir yer ve orada durulmalı diye düşünüyorum. Anıtkabir’de nöbet tutan askerlere kıpırdamaları için yapılan iğneden yapılsın olmazsa :) İmza: Çakma Ahmet Vefik Paşa:)))

Oyunun bahsettiğim üzre kalabalık olan oyuncu kadrosunun tamamı çok iyi oyunculardan oluşmaktaydı. Oyun bir hiciv olmasından dolayı karakterler abartılarak seyirciyi güldürmek hedeflenmiş ki bunu başardığını söyleyebilirim. Özellikle emniyet amiri ve Fasulyeciyan rolündeki  oyuncular epey güldürdü bizi . Fasulyeciyan yardan da serden de vazgeçemeyen tiyatroculara güzel bir örnekti:)  Bütün oyuncuların emeğine sağlık…

‘Sanattan mahrum bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’ diyor Mustafa Kemal Atatürk. ‘Tiyatro, sanatın tümü gibi bir okuldur. Eğitir, geliştirir insanı, dünyasının sınırlarını genişletir’ diyor Sabahattin Kudret Aksal. Benim vazgeçemeyeceğim, hayret duygusunu yaşadığım, keyif aldığım, öğrendiğim , sevdiğim en önemli sanat dallarından biri gördüğüm  tiyatro için Amet Vefik Paşa rolündeki sanatçımız da oyun sonunda ‘Unutmayın ki her şeye rağmen tiyatro, inadına tiyatro!’ diye bitirdi sözlerini. Gerçek hayatta o kadar çok artist var ki ben biraz da rol yapan insanlardan sıkılıp gerçeği izlemeye gidiyorum tiyatroya. İşte bu yüzden oyun bitimindeki sözü kendimce telaffuz ediyorum her daim ‘Gündeme inat, yaşasın sanat’ diyerek inadına tiyatrodan vazgeçmeyerek. Tiyatroya emek ve gönül veren herkese teşekkürlerimle…

Oyundan :

Böyle gelmiş böyle gider

Gelen ağam, giden paşam

Bu sefer gidenle geleni karıştırma , bu başka

Devlet bizim devletimiz değil mi? Bizim sözümüzü dinlemeyecek de kimi dinleyecek?

Halkını dinlemeyen adamdan ne şah olur ne de padişah

Şimdi onlar düşünsün…

Tiyatroda üç büyük hakikat var. Çalışmak, çalışmak, dedikodu …

Para denen bok, bu vilayette yok

Bana tiyatro yapma, tiyatroya gel

Bizde beleşe bilet yok

Vatandaşın rızası olmadan malını zapturapt altına almak.

Minareyi çalan kılıfını hazırlar

Yalan yanlış Garp sevdasıdır gidiyor. Bu yanlıştan da dönecekler de iş işten geçecek.

Bir millet muasır medeniyet seviyesine sanatla ve edebiyatla yükselebilir.

Duyduk duymadık demeyin. Duysanız da olur, duymasanız da…

Bu tip kışkırtmalara nasıl kanıyorlar anlamıyorum.

Bunlar her türlü yeniliğe karşı bağnaz kimseler, çıkarları için her türlü yeniliğe karşıdır dün de bugün de olacak bunlar…

Komiği yakaladım diye şaklabanlığa kaçmayın.

Dinimiz hiçbir vakit kadınları erkeklerden daha geride görmemiştir.

Oyuncu dediğin bir bakarsın en tepede durur , bir bakarsın yerlerde sürünür.

Devlet dediğin işine geleni görür, işine geleni görmez.

Unutmayın ki her şeye rağmen tiyatro,inadına tiyatro!

KADRO :

  Yazar Gökhan Erarslan

  Yönetmen Mutlu Güney

  Dramaturg Günay Ertekin

  Dekor Tasarımı Medine Yavuz Almaç

  Giysi Tasarımı Mihriban Oran

  Işık Tasarımı Serhat Akın

  Dans Düzeni Ercan Kazbek, Gülendam Kazbek

  Müzik Orhan Enes Kuzu

  Yönetmen Yardımcısı Müge Arıcılar

  Yönetmen Asistanı Deniz Gürzumar

 Oyuncu Hüseyin Öztürk, Cengiz Daner, Halil Doğan, Ali Çelik, Ahmet Somers, Cem Zeynel Kılıç, Murat Sarı, Emir Tayla, M.Coşkun Ülgen, Ahmet Taşdemir, Altay Özbek, Onur Erolus, Mehtap Gündoğdu, Aybanu Aykut, Seda Gün, Gökhan Türkal, Nesrin Sütçü, Tuğrul Ozan Tuğrul, Emin Gökhan Eroğlu, Zeynep Anacan, Eray Abdullah Pekcan, Beliz Sözer, Kazım Semih Varol, Mehmet Cem Sürgit, Nilay Gök, Ali Murat Altunmeşe, Burcu Gül Kazbek, Cihan Ayhan, Nevzat Cengiz, Doruk Ordu, Müge Gülgün, Ömer İvedi, Eda Şahin, Oğulcan Kayacan, Deniz Gürzumar

  Şarkı Sözleri Deniz Gürzumar

  Koro Şefi Cihan Ayhan

  Orkestra Orhan Enes Kuzu, Ersin Ersavaş, Pınar Babutçu, Hikmet İplikçi, Gökhan Demirdöğmez

  Sahne Amiri Mahsuni Yılmaz

  Kondüvit Gökhan Koç

  Işık Kumanda Korhan Boduroğlu

  Suflöz Şeyda Pektok

  Kostüm Asistanı Banu Savaş

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !