Kısacık 2 güne uzunca bir yazı özet oldu:)))
30/10/2009 · Kategori: güncem
Merhaba, herkese şimdiden iyi haftasonları diliyorum:) Bana bugün Pzt. gibi geliyor, dün tatil olduğundan:) Pzt. sendromu yaşıyorum sanki:) Neyseki değil:))
Dün kahvaltıya kuzen Arzu ablam ve Erim geldi .Tabi bayram dolayısı ile yollar kapalı olunca rotarlı geldiler. Teyzem ve annem sabah kuzen Engin'in hastalandığını duyup apar topar gittiler. 2 kez yüksek ateşten hastaneye kaldırılmış canım kuzenim. Kanında mikrop çıkmış neyseki domuz gribi değil:) İnsanın ilk aklına gelen o oluyor bu aralar. Allah korusun herkesi.
Öğleden sonra Şazo, Musti, Beri ve Sevde geldi bize. Yandaki boş arazide Musti'ye mangal yaptırdım, Şazo da sulu bulgur pilavı ve tarhana çorbası yaptı afiyetle kendimize ziyafet çektik Şazocuğum olunca annemin yokluğunu aramadım vallahi. Mangal olduğunu duyunca Nilü'de katıldı yemeğe:) Ardından kahvelerimizi de keyifle içtik. Hepberaber çıktık sonra evden. Nilü Ankara'daki grip tatilini fırsat bilip bize sürpriz yapan Gülden'i görmeye gitti. Şazo'lar boğazdaki Cumhuriyet gösterilerini izlemeye gitti, Arzu ablam,Erim ve ben de "Kafes" adlı oyunu izlemek için tiyatoya gittik. İclal de bize katıldı. Güzel bir oyun izledik, daha sonra oyundan bahsederim. Oyun çıkışı Arzu ablamlar Şazo'ya gitti kalmaya. Ben de Gülden 'i görmeye:) Suna'da toplanmış kızlar. Melek,Çiğdem,Hanife abla hepsi oradaydı Hilal hariç:) Az oturduğum için doyamadım birlikte olmaktan büyük keyif aldığım arkadaşlarıma. Geç saatte eve geldiğimizde baba krizi tutan Alperen'i Bade ve Ali ile oyalarken Saliha'nın "susun , hastayım, yeter " diye attığı çığlıklarına ve tekmelerine maruz kaldık. Alperen eli ile teyzesinin deli olduğunu işaret etti bana:) Haklı çocuk:) Bizim Bade ve Ali'nin kuzeni olmasına rağmen dayısı dedirtiyorum Alp'e. Bayılıyor dayı olmaya veled:) Onlara masallar, şarkılar okudu , dördümüz bir yattık dün gece. Harika bir geceydi Saliha'nın tekmelerine kadar:))
Çarşamba akşamı teyzem ve annem Belgüzar teyzedeydi oraya gittim ben de. Oradan Ayşe, Ertan ağabey, Belgüş , Zübüş ve annem ile kahve içmeye gittik. Gittiğimiz mekanda okey olduğunu gören annemi zapdetemediğimizden okey oynadık:). Elbette oyunu ben bitirdim. Hem zafer sevinci hem de annemlerin oynarken inanılmaz komiklikleri ile harika bir akşam yaşadım:) Ardından hepberaber bize geldik ve babamın çenesinin düşmesinden dolayı muhabbet çok güzel geçince gece 3'de gittiler misafirlerimiz:) Yine bekleriz...
Ben bundan sonra biriktirmeden yazayım bari 2 günü anlatmam bile çok uzun sürmüş yaw:)
Hadi kalın sağlıcakla dostlar...
ATATÜRK DİYOR Kİ:
28/10/2009 · Kategori: kutlamalar

*Cumhuriyet; fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.
*Benim nâçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
*Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.
*Cumhuriyet fikir serbestliği taraftandır. Samimî ve meşru olmak şartıyla, her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir.
*Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.
*Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir.
*Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.
*Bugünkü hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir.
CUMHURİYETİMİZİN 86.YILI KUTLU OLSUN...
28/10/2009 · Kategori: kutlamalar
Anilar ve Şarkılar" İnci Çayırlı...
28/10/2009 · Kategori: konserler

Merhaba , dün akşam Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda annem,Zübüş teyzem,Belgüzar Teyze,Ülkü,Ayşe,Rukiye, Esra ve annesi Hacer teyze ile nefis bir konser dinledik. Bu muhteşem müzik ziyafetinin solisti sanat müziğimizin incisi İnci Çayırlı idi. Sanat müziği sevgimin müsebbibi annem ilebana bilet aldıktan sonra sayımızın çoğalmasından dolayı mutluydum. Fakat konser salonundaki sayı azlığının ve geneli orta yaş üstü izleyici topluluğunun olmasına da bir o kadar üzüldüm doğrusu. İnci Çayırlı uzun zamandır İstanbul'da solo konser vermiyormuş, onu canlı izlemenin dayanılmaz lezzetinden çok kimsenin faydalanmasını isterdim. Belki de tanıtım eksikliğinden kaynaklanmıştır bu durum.
Mehmet Barlas'ın Çayırlı hakkında yazdığı ‘Nasıl bir duygu acaba bu kadar güzel bir sese böylesine zengin bir yorumlama gücüne sahip olmak. Acaba İnci Çayırlı diğer insanlardan ne kadar farklı olduğunu biliyor mu?’ sözü slaytta verilince buraya yazmak için not almadan geçemedim.
Konser . "Anılar ve Şarkılar " ismi ile Canan Altınay tarafından hazırlanmış. İnci Çayırlı , çocuk yaşlarda aşık olduğu sanat müziğimizin eşsiz eserlerinden örnekler verirken , özellikle 55 yıllık sanat yaşamındaki unutulmaz hatıraların olduğu bestekarları ve şarkıları seçmiş. Esere başlamadan bu anıları bizimle paylaşması çok güzeldi. Daha kimbilir ne anıları ve şarkıları vardır, kısa zamana sığdıramayacağı muhakkak. Kitaplaştırırsa eminim tadına doyulmaz okurken. Anıları yazmak isterdim buraya, hepsi de aklımda zira ama hem yazımı uzatmamak adına hem de konseri canlı izlemenin bende bir artısı kalması adına yazmamaya karar verdim:) Musikimizi çok seviyorum. Dinlerken mest oluyorum. İnanılmaz bir rahatlamaya sebep oluyor bende. İyi ki varlar. Allah nefeslerine,vücutlarına,zihinlerine sıhhat versin. Sesinize ,emeğinize sağlık İnci Hanım. Sizi çok seviyorum...
Blog alemi sessizken...
27/10/2009 · Kategori: güncem
Merhaba canlar! Yine blog alemini bir sessizlik kapladı. Gelen giden yok bloğuma:( Ya benim uzun yazılarımı okumaktan sıkıldı dostlarım, ya da nadasa aldılar kendilerini. İnş. ikinci şıktır:) Neyse uzatmamak için günlerime doğrudan geçiş yapıyorum hemencecik:)
Dün akşam iş yerimdeydim . Eve gittiğimde Zübüş teyzem, kuzen Ülkü ve Rukiş ile çocukları vardı. Sonradan Eyüp de geldi. Güzel bir akşamdı benim için.Ailemi çok seviyorum, komik aile yaw:)
Pazar günü Zübüş teyzem bize geleceğinden temizlik yaptım:) Titiz teyzemin sinirleri bozulmasın diye epey yorulmuşum:) Rumeyse geldi bir ara çay içtik birlikte. Akşam da teyzem geldi kalmaya.
Cumartesi günü sabahtan Serap'a uğradım , sonra Nilü'ye geçtim annemle kahvaltıya. Tuğba, kızı ve annesi konuğumuzdu. Onları çok özlemişim mutlu oldum gördüğüme. Akşam da kuzen Emre'nin kız isteme ve söz merasimi vardı. Sülalecek oradaydık. Güzel anılarla ,güzel bir söz oldu. Allah tamamına erdirsin ve çok mutlu olsun kuzişciğim:)
Cuma günü kuzen Yasin de ; Musti,Beri,Şazo ve Sevde varmış. Yasin onlara pide ısmarlayacakmış hemen ben de gittim:))) Saliş de geldi:) Yemeğimizi yedikten sonra da Ülkü'ye gittik orada da Nurcan,Rukiş, Aysel ve Gülay vardı. Ben o gün bir alemdim:) Şımarıklığım had safhadaydı:))
Perşembe akşamı önceki yazımda bahsettiğim gibi tiyatro sezonumu açtım:) İclal ve Rukiye ile Hizmetçiler'i seyrettik Reşat Nuri sahnesinde. Tiyatro öncesinde Şehzade 'de kahve içtik ki harika bir fasıl vardı canlı, mest etti beni. En kısa zamanda oraya fasıl dinlemeye gitmeliyim:)
Salı günü iş yerimdeydim.
Pazartesi günü söz için Bursa'dan gelen yengemlere gittik annem ile "hoşgeldin" e . Oradan da Ülkü'ye geçtik "geçmiş olsun" a:) Ülkü'de Elif ve Rukiş vardı.
İşte bitti dostlar umarım uzun bulmaz da okursunuz. Zira yorumsuz yazılarımdan sonra sizin okuyor oluşunuzu bilmenin benim için önemli olduğunun farkına vardım bir kez daha:) Sağlıcakla kalın ama yorumsuz kalmayın e mi:) Sevgiyle...
"Hizmetçiler"
23/10/2009 · Kategori: seyrettiğim tiyatrolar

Merhaba , tiyatro sezonunu İBB Şehir tiyatroları 1 Ekim'de açtı "Şehrin Perdeleri Açılıyor" sloganıyla. Ben ise dün akşam açabildim:) Blah blah'in tabiri ile etkinlik kelebeğiniz bundan sonra sık sık etkinliklere zevkle katılıp, burada da kritiğini yapar artık:))) Ay ben bunu görev mi addettim aceba:)) İlla kritik yapacağım. Hoş çoğu kritik de alıntı veya kopyalayarak oluşuyor ya neyse))) Mazur görün efendim beni. Bazen bir oyun öyle güzel anlatılıyor ki o anlatımı paylaşmak hem işime geliyor, hem de daha etkileyici olur diye düşünüyorum. Tıpkı bu oyunda olduğu gibi:)
Fransız yazar Jean Genet'in "Hizmetçiler" adlı oyunu Şehir Tiyatrolarında Genç Tiyatro grubu tarafından sahnelenmiş. Yazarın hayatı çok etkileyici geldi bana.
Reşat Nuri sahnesinde İclal ve Rukiye ile seyrettiğim oyunda Selin Türkmen,Berna Adıgüzel ve Özge O'Neill Sarımola rol alıyor. Ortak reji çalışması olan oyundan benim özetleyebileceğim durum sınıf farklarının insanları birbirine yabancılaştırdığı, düşman ettiği , alt sınıfın üst sınıfı taklit ettiğinde kızdığı şeylerin beterini yapabildiği. Kimliğini kabullenmemenin insana verdiği zarar vs. Tarihe baktığımızda gördüğümüz sınıflardan hep nefret etmişimdir. Şimdi de görünmez sınırlardan nefret ediyorum. Herkes insan , onları sadece daha iyi oluşları üstün kılar. Aksi taktirde kimse kimseden üstün olamaz, olmamalı. Bu düşündüğüm gibi bir yaşam dünyada yaşanır mı aceba? İnşallah:(
Ben fazla sözü uzatmadan Oyunun Dramaturgu Sinem Özlek 'in oyun hakkındaki düşüncesini sizlerle paylaşmak istyiorum . Broşürde okuduğum yazıyı çok anlamlı buldum da. Heee oyunu izlerken biraz sıkıldığımı da üzülerek itiraf etmeliyim. Ama genel anlamda başarılıydı, emeği geçen herkesin emeğine sağlık...
"Çok katmanlı yapısıyla farklı okumalara olanak yaratan “Hizmetçiler”, hanımefendiyi yok etme oyunu oynarken bile hanımefendi olup onu var ederek diyalektik karşısında çaresiz kalmayı ya da iktidar eline geçtiğinde iktidardakinden daha da acımasız olabilmenin hikâyesini anlatmaz yalnızca. Birilerini önce “öteki”leştirip, sonra kendine benzemediği için yargılamanın fütursuzluğunu da göz önüne serer. Jean Genet’nin “Hizmetçiler”i, bavul bavul eskilerini eve gelen gündelikçiye tüm “yardımsever”liğiyle bağışlayan; kravatımız, şık takılarımızla masum ya da ahlaklı olma hakkımız doğuştan cebimizde güvenle yaşayan; sırf ahlaksız addedilmemek için, her şeyi gizli kapaklı oynanan bir oyuna çeviren; üstümüzde güç kullananlara benzeyerek elde ettiğimiz gücümüzü kendimiz gibi olan üstünde kullanmaktan başka bir şey yapmayan ve hepsinden önemlisi “suçlu” olmaya cesaret edemediğinden kurtulmayı beceremeyen bizlerin hikâyesidir bir bakıma.
O bildik “hanımefendilerine özenen hizmetçiler” fotoğrafı Genet’nin merceğinden sahneye yansıdığında, suç ve masumiyet, iyi ve kötü, ahlaklı ve ahlak dışı ile ilgili refleksle kullandığımız tüm değer yargılarımızı alaşağı eden bir belgeye dönüşür. Ve pek çok kez sahneye çıkmış “Hizmetçiler”, “iktidar”ın; kanunlar, ahlak kuralları, inançlar ve toplumsal teamüllerin de yardımıyla ve artık kaba güce ihtiyaç duymayan “iyi niyetli” şiddetiyle; gönüllü kalabalıkları sessiz sedasız şekillendirdiği tanıdık zamanlarda çok daha fazla şey anlatır aslında. "
