Embed

Özgürlüğe Kaçışım Zindandan Notlar

Merhaba günlükcağazım, seni çok özledim :) . Bilgisayarım bozuktu, net yoktu,vs …  Sana yazmadığım sürede kayda geçirmek istediğim bir dolu kitap, tiyatro, gezi yazısı ve anı var. İnşallah zamanla hatırımda kalanları uçan sözlere inat yazabilirim.

Okuduklarım arasında bir kitap vardı ki beni çok etkileyerek başucu kitaplarımın arasında yerini aldı. Altını çizmediğim neredeyse satır olmayan  bu kitap -çoğu insan gibi benim de bilge adamım olan- Aliya İzzetbegoviç e ait .

Özgürlüğe Kaçışım –Zindandan Notlar’da Aliya yine kendisine hayran bıraktı beni.  İnşallah ben de Aliya gibi fikren ve zihnen özgürlüğe kaçabilirim ve muhakeme yeteneğim onun kadar gelişir bir gün… Nasıl müthiş bi entelektüel o, hayran olmamak mümkün değil. Çok okuyan ,çok düşünen insanlara zaafım zaten malumun :)

Sana yazamadığım süre içinde İnstagram hesabıma okuduğum kitaplar hakkında kısacık yazılar yazmıştım unutmamak için . Bu kitap hakkında yazdığım not şu idi: “Biraz uzun sürdü okumam çünkü Aliya yı okumak zor. Yorucu bir kitaptı, beynen :) Hayatımda gördüğüm en entellektüel insanlardan biri o. Çok okumuş,çok düşünmüş. Ben de kitabını okurken fazla düşündüğüm için yavaş ilerledim. Dikkatli okumaya çalıştım ama eminim gözümden epey şey kaçmıştır. Dolayısı ile başucu niteliğindeki bu kitabı başucumdan eksik etmemeliyim”

Aliya bu kitaptaki notları zindanda almış. Dolayısı ile  içeriği kadar kaleme alındığı şartlar itibari ile de benim için çok değerli bir kitaptı.

Ayrıca kitaba düştüğüm notlara baktığımda çok az anladığım resme dair bilgisi ve ilgisinin hoşuma gittiğinden bahsetmişim.

Dine dair soru işareti olanların; bu konuyu düşünmüş,okumuş ve özümsemiş olan Aliya’dan istifade edebileceklerini belirtmişim. Kendisi, dinleri araştırmış ve bilinçli bir İslam dini mensubu zira.

Felsefeyi çok iyi bildiğinden ve bu konuda ne kadar derin olduğundan bahsetmişim.

İlgi alanım olan diğer ülkeleri ve coğrafyaları çok iyi bilmesine de hayran olmuşum.

Kitapta tekrarlanan sözler ve fikirler de gözümden kaçmamış :) İmza: Dikkatli okuyucu :) Latife bir yana evet tekrara gidilmiş bazen kitapta ama elzem hatırlatmalardı her tekrar da.

Aliya nın bahsettiği bir çok yazar ve siyasetçi ismini bilmiyordum ben. Hoş bilsem de unuturdum :) İmza: İsim  hafızası zayıf okuyucu :) Latife bir yana yine Aliya okumak istediğim bir dolu yazar ve kitap ismi not almama vesile oldu.  Şiire, edebiyata, sanata, tiyatroya, resme ve bir dolu ilgi alanıma dair ne çok şey biliyordu . İnsana boşuna ‘Bilge’ denmiyordu işte…

Aliya’nın hayat görüşünü şekillendirirken ayetlerden faydalanması da dikkatimi ve hayranlığımı uyandıran özelliklerindendi. 

Medeniyet ve kültürü kesin olarak ayıranlardan olması da dikkatimi çekmişti Aliya’nın.

Kitabın sonunda Aliya’nın dört çocuğunun zindandayken yazdığı mektuplardan yapılan alıntılar da beni çok etkilemişti. Samimi sevgileri ve bağlılıkları ile saygı , özlem dolu yazılar ne kadar dokunaklıydı. Hele oğlu Bakir ile düşünce bağlamında yaptığı yazışmalar çok etkileyiciydi. Okuduklarımın etkisi ile hali hazırda Bosna-Hersek Başkanlık Konseyi üyesi olan  Bakirİzzetbegoviç  de tıpkı babası gibi bir bilge oldu nezdimde. Hamdolsun…

Kitapta İslam Üzerine Düşünceler kısmında yazılanlar da çok etkileyici ve düşündürücü idi. Aliya’nın kendi kendimize verdiğimiz zarar ve hüsrandan bahsetmesi, bunu olgunluk görmesi; özeleştirinin geliştiriciliğine inanan benim için çok önemli ve dikkate değerdi.

Son olarak bu kitap için defalarca okunabilecek ve öğretileriyle başucu kitabı olabilecek nitelikte olduğunu yeniden belirtebilirim.

Selam ve sevgimle….

Kitaptan:

Konuşamazdım ama düşünebilirdim.

Hiçbir kinim yok fakat elem duyuyorum.

Sadece soran cevap alacaktır.

Eğer bir ahlak hissi, sadece bazı ırkların veya ulusların imtiyazı olsaydı, artık hakikatte olduğu şey olmazdı. Ahlaklı (ya da ahlaksız) olan ferttir, halk değildir; dolayısıyla herhangi bir genelleme yapılmaz.

En kötü kombinasyon boş bir ruh ile dolu bir midedir.

Çünkü hiç kimse başka bir kimsenin elemini tasvir edememiştir.

Aşırı okuma bizi daha zeki kılmaz

Sağlık özgürlükten daha önemlidir.

Taklit en açık kabul ve  onaylama biçimidir.

Ölüme saygısızlık hayata saygısızlığın bir neticesidir.

Hüzün ile kayıtsızlık arasındaki tercihim hüzünden yana olacaktır.

Gerçekten mutlu bir adam var mıdır?

Çünkü hayat ölümden daha zor ve tehlikelidir.

Sorun nasıl yaşandığı değil,niçin yaşandığıdır.

Yaşayan her şey acı çeker. Fakat sadece insanlar ızdıraba fikir giydirir. Fark budur.

Hakiki aşk sadece asil bir kalpte yerleşmeyi seçer. Bencil kalpler sevemez.

Şer olmasaydı hayr da olmazdı.

Allah'ım! dürüst ama kalbi olmayan doğru insanlardan sana sığınırım.. Allah'ım! beni onların kalpsiz dürüstlüğünden koru.

Misillemede bulunmak kolaydır affetmek güçtür.

Tarihi tarihçilere,hayat şairlere bırakmalıyız.

Bazı Yeşilaycılarda saygı duyduğumuz tek şey onların ayıklığıdır.

Haksızlık,adaletle,cezayla tedavi edilebilir.

Haksızlığı gerçekten yenmenin tek yolu affetmektir.

Düşünce ve arzular durdurulamaz.

Nakıs insan yoktur,sadece gayrisamimi insanlar vardır.

İslamın peygamberi beyazlar arasında en siyah siyahlar arasında en beyaz olan bir halka mensuptur.

Hiçbir şey insanları elbiseler kadar ayırmamış ve aralarında ayrımcılık yapmamıştır.

Müslümanların hızla artan büyük nüfusuyla övünmemiz, bana şişmanlığıyla övünen ve aldığı yeni kilolardan haz duyan bir adamı hatırlatıyor. Ruhumuza, aklımıza ve başarılarımıza vurgu yapmaya ne zaman başlayacağız? Küçük ve kırılgan bir insanda bile insanlığa katkıda bulunabilecek büyük bir ruh bulunabilir. Gücümüz, bilimimiz, edebiyatımız nerede? Nerede buluşlarımız, küllî iyiliğe katkılarımız?

Sızlanma, bir yabancının kulağı bizim kederimizi dinleyemez. (Birader/Şiir)

Kadınların ev dışında istihdamı ve üretime katılması yönündeki ısrarlı baskının psikolojik bir şekli de vardır: Bu, doğum yapmak, çocuk yetiştirmek ve aileye bakmak yoluyla kadının evde ürettiği iktisadi değerlerin tanınmamasından oluşur. Günde 10-12 saatini eve ayıran bu işçi, bu ev hanımı, istatistiklerimiz tarafından işsiz olarak sunulur ve "çalışmayan unsur" başlığı altında tasnif edilir. Hepimiz bir kadının ne kadar meşgul olduğunu bilir ama aynı zamanda görmezden geliriz. Kadının çalışmasının bu şekilde gözardı edilişi, evi terk edip ailesine sırtını dönmesi için ona yapılan baskının bir başka ve bu kez ahlaki bir şekildir. İslam kültürü diğer yöne gitmek zorundadır. Bunun başlangıcı da, annenin ev hanımının işinin tanınması olacaktır.

Ama ben insanın sorumluluklarından kolayca kaçabileceği Tanrısız bir dünya anlayışını kabullenemezdim.

İnsan ne bir melektir, ne de suçlu.İnsan hakkındaki en büyük sır , onun bunların hiçbiri olmadığı,sadece insan olduğudur.

Hac,bir eşitlik rüyasıdır.

Oruç, bedenle ruh arasında doğrudan tecrübe edilen bir savaştır.

İslam beyaz ırka da siyah ırkada uyar dolayısıyla tüm renklere uyar  ya da daha dakik bir ifade etmek gerekirse renkli insan ırkına uyar.

Kuran ve İslam sadece hocalara bırakılmayacak kadar önemlidir.

Tarihimize dair objektif ve tenkidi bir değerlendirmeye ihtiyacımız var.

Modernistlere sürekli dinin önemi hatırlatılmalı. Muhafazakarlara da bilimin önemi. Karşılıklı tezat ve yalanlama aldatıcıdır.

Türkiye de Kemalist görüş yanlıları ruhi kısırlık sergilemiştir.

Milliyet tabii bir akrabalık bağına dayalıdır, İslam ise ruh, hukuk ve ahlaka dayalı bir bağdır.

Yılda otuz gün kendilerini yiyecek- içecekten mahrum eden insanlar niçin bir disiplin örneği olmazlar?

Evet şartlar değişti fakat insan aynı kaldı.; sanat,tarihe değil,insana aittir.

Tabiat tek büyük eczanedir.

Maddi alemde çekin kuvveti neyse ahlak aleminde de özgürlük odur.

Sanatçının ne selefi ne halefi vardır.

Hayattaki en önemli şeyler söylenmeksizin kalır. Dil, onları ifade de kifayetsizdir.

Oruç,bir özgürlük fiilidir.

Her tür etiğin ön şartı özgürlüktür.

Tarihin tamamı kaderimiz olarak adlandırılan şeyin parçasıdır.

İnsanlar eşittir ama özdeş değildir.

Bir fotoğraf ruhsuz bir portredir.

Şuur zekanın önemli bir unsurudur.

Alemin ızdırabı medeniyete değil, kültüre aittir. Medeniyet ızdırap diye bir şey bilmez.

Kültür ne kirlidir ne de hijyenik.

Sanat ruh için amaçlanmıştır ve bir arzuyu karşılar.

Sanat yorumlanamaz.

Kürtaj insanın yaşama hakkını inkardır.

Paradokslar var: Eğer gece olmasaydı yıldızlı gökyüzünün muhteşem manzaralarından mahrum kalacaktık. Dolayısıyla ışık bizi “görmek”ten mahrum bırakırken karanlık “görme”mizi sağlamaktadır.

Diktatörlük günahı yasaklasa bile ahlâksızdır, demokrasi ona izin verse bile ahlâklıdır. Ahlâkîlik özgürlükten ayrılamaz. Ancak hür fiil ahlâkî fiildir.

Suçluya karşı insaniyet,masum bir insana potansiyel kurbana karşı zulum olmuştur.

Hakiki çatışma nefstedir.

Zeyıf insanlar otoriter yönetimin savunucuları ve destekleyicileridir.

Tarih öngörülemez

İnsanın her kullanımı suistimaldir.

Teknoloji hem üretken hem yıkıcı güçler üretir.  Üstelik yıkıcı güçler daha başarılıdır.

Hukuk ve adalet her zaman uyum içinde olmaz. Durum böyle olduğunda doğru bir adam için önceki sonra gelir.

Sözde medeni ülkelerde kadının konumun değiştiği ama iyileşmediği yeni yeni anlaşılmaya başlanıyor.

Tarih esasen adil bit hakimdir. Hak edilmemiş bir mağlubiyet yoktur.

Demokratikleşme istemiyorum demokrasiyi istiyorum.

Ben olsam

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !