On İki Öfkeli Adam

 

Merhaba günlükcağazım, 20 Kasım’da  İBBŞT’nin Reşat Nuri sahnesinde İclal ile seyrettik On İki Öfkeli Adam adlı tiyatro oyununu.

On İki Öfkeli Adam, televizyon için uyarlanmış önce, sonra sinema filmi yapılmış ; ayrıca çok kez tiyatro sahnelerinde sahnelenmiş ki İBBŞT ‘de bu üçüncü sahnelenişiymiş.

1950’lerde  Reginald Rose'un kaleme aldığı On İki Öfkeli Adam’ın sinema filmini izlememiştim ben. Twitterden bir dost ‘filmi izlemeden oyunu seyredin’ demişti, öyle yaptım; ama konusunu çok sevdiğim için  bundan sonra filmini de izleyeceğimi söyleyebilirim. Filmini bana gönderebileceğini söyleyen Melih Anık Hocama bu bir hatırlatmadır :)

Melih Anık Hocam’dan bahsetmişken kendisinin On İki Öfkeli Adam hakkında twitterde yazdığı bir cümleyi ilave etmek istiyorum buraya, zira o cümle tam bir özet niteliğinde. “12 Öfkeli Adam'ın esası birisini 'aklamak' değil, kararınızdan yüzde yüz emin olmadan kimseyi mahkum etmemek/Melih Anık”

Film karelerinden oluşan fotoğraflara baktığımda dekorun benzerliği dikkatimi çekti. Filmdeki etrafında sandalyeler olan uzun dikdörtgen masa  ile sahnedeki dekor çok benziyordu. Oyun ilk başladığında arkası bize dönük oyuncuları gördüğümde dikdörtgen masa yerine  keşke yarım ay şeklinde bir masa olsaydı da tüm oyuncuların yüzünü görebilseydim diye düşünmüştüm ki buna hiç gerek yokmuş. Zira oyuncular 2 perdelik oyun boyunca buna hiç ihtiyaç hissettirmeyecek şekilde oynadılar.

Dünyayı andıran daire ile çevrilmiş oda çok iyiydi çünkü oyunun konusu evrenseldi. Bazen karartı ile yer değiştirmeye mana veremedim , saati çevirmenin başka yolu olabilirdi diye düşünüyorum; ama o karartıların heyecan kattığı da muhakkak. 

Kostümlerin hepsi birbirinden farklıydı ki resmierkek kıyafetlerinde çok alternatif olmamasına rağmen değişiklikler göze çarpıyordu. Her kostümü taşıyanın oyundaki kişiliğine yakıştırdığım için başarılı buldum kostümleri de…

Oyundaki ışığa bayıldım lütfen bütün oyunlarda en az bu bu kadar ışık olsun, çok rahat not aldım da :) …

Hepsi birbirinden iyi oyuncuların hangisine bakacağımı şaşırdım yine :) Hepsini ayrı ayrı tebrik ederim. Hepsini ayakta alkışladığımı da belirtmek isterim. 13 adam da harikaydı. İzlerken beni çokça gerdi ve öfkelendirdi oyuncular , demek ki çok başarılıydılar:) Hatta İclal bir ara yerinden fırlayıp ‘o kadın trenin sesinden iddia ettiklerini duyamaz ki’ diye bağıracakmış, zor tutmuş kendini:) Gererken gülümsettikleri çokça sahne de oldu bu arada . Trajikomik şeyleri severiz bizler malum :) Velhasıl çok başarılıydılar, çok…

On İki Öfkeli Adam’da on iki farklı karakter vardı. Kimi kızgın, kimi sakin, kimi nahif, kimi kaba, kimi olgun, kimi aksi, kimi sesli, kimi sessiz, kimi kırgın… Ne güzel örnekti farklı kişilikler dünyada her insanın bir diğerinden farklı olduğuna…

Ne güzel örnekti bu oyun  konuşa konuşa, tartışa tartışa bir fikre varabilmeye…

Ne güzel örnekti bu oyun ön yargılarımızın çetin oluşunu anlamaya…

Ne güzel örnekti yanılma payımızı hatırlamaya…

Ne güzel örnekti insanları suçlu demeden önce bin defa düşünmemiz gerektiğine…

Ne güzel örnekti herkesin kendi fikrinin doğruluğunun isbatı çabasında oluşuna…

Oyunun konusu tam benlikti , tam benim kafa yorduğum konulardı. Keşke izlenilse, keşke izlenildiğinde anlaşılabilse…

Öyle isterim ki düşüncelerin ve kelimelerin silahlardan daha etkin olduğunu bilmesini insanların…

Öyle isterim ki müsbet düşünmenin her daim menfi ve hızlı düşünmekten daha doğru bir yol olduğunu bilmesini  insanların…

Öyle isterim ki görüşüne sadık kalmak inadının ne kadar gelişime engel olduğunu bilmesini insanların…

Öyle isterim ki ön yargılara esaslı bir darbe indirecek  bu oyunu izlemesini insanların…

Emeği geçen herkese teşekkürlerimle…

Oyundan :

Baştan sonu belli olan bir şey için bu kadar konuşmaya gerek var mı?

Ya yanılmışsak? Bir düşünsenize!

Ne saçmalık ‘doğruyu, gerçeği bilirim’ demek!

Suçu kanıtlamak, suçlayanlara düşer…

İnsan yanılabilir. Yanılmaz mı?

Başkalarının alaylarına aldırmayıp, karşı durmak cesaret ister.

Gösterdiği sebeplere saygı gösteriyorum.

Başkalarının gerekçeleri bizi hiç ilgilendirmez.

Hayatta hiçbir şey olamamak acı bir şeydir Beyler…

Bir şeyi savunmak için önce ona inanmak gerekir.

Belki de böyle değildir…

Sizi kılı kırk yaranların kralı ilan ediyorum.

Hiç birimiz kusursuz değiliz…

‘Gerçek’ nedir, bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Kesin bir emniyet duygusu var. Bu duygu nereden geliyor çözemedim.

Makul şüpheler…

ON İKİ ÖFKELİ ADAM

Yazan

: REGİNALD ROSE

Çeviren

: CEMAL BERK

Yöneten

: ARİF AKKAYA

Dramaturgi

: HATİCE YURTDURU

Sahne Tasarımı

: AYHAN DOĞAN

Kostüm Tasarımı

: NİHAL KAPLANGI

Işık Tasarımı

: ÖZCAN ÇELİK

OYUNCULAR

AHMET ÖZASLANALİ GÖKMEN ALTUĞBURTEÇIN ZOGAENES MAZAK,ERKAN AKKOYUNLUGÜN KOPERKUTAY KIRŞEHİRLİOĞLUMEHMET AVDANMETİN ÇOBANNİHAT ALPTEKİRAHMİ ELHANSERDAR ORÇİNYALÇIN AVŞAR

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !