Embed

Ölü Ordunun Generali

Merhaba günlükcağazım 05 Mart Perşembe akşamı İclal ile izledim Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Ölü Ordunun Generali’ni.

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin giriş kapısı yenilenmiş ve kapı üzerine kocaman ‘ŞEHRİN TİYATROSU’ yazılmış ışıklarla. Çok beğendim ben bu kapıyı, gerçekten tiyatroya geldiğimi içeriye girmeden hissettim. Güzel düşünülmüş, emeği geçenleri  tebrik ederim.

Ölü Ordunun Generali, Arnavut yazar İsmail Kadere’nin aynı adlı romanından uyarlanmış bir oyun. Daha önce filmi de yapılmış olan konusunu çok beğendiğim  bu oyunun kitabını okumak, filmini de izlemek isterim doğrusu. Bir Arnavut olarak ülkesini işgal eden ülkelerin askerlerine karşı Kadere’nin kurduğu empati beni çok etkiledi. Allah uzun ömür versin derdi güzel olan İsmail Kadere’ye…

Ölü Ordunun Generali’ni romandan tiyatroya uyarlayan kişi de bir Balkan, Kosava’lı Yeton Neziray. Neziray’ı ‘Geçtim Ama Tiyatrodan’ adlı oyunda tanımış ve oyunun bana düşündürdüklerini yazdığım yazımda şöyle söylemiştim: “Ben Neziray’ın savaşa dair, savaş sonrası insan psikolojisini anlattığı bir oyununu izlemeyi çok isterim”. Bu aralar dualarımın kabul olduğuna sıkça rastlıyorum. Hamdolsun… Ölü Ordunun Generali çok önemli bulduğum savaş konusunu ihtiva ediyor ki onu tiyatroya uyarlayan Yeton Neziray’a ayrıca çok teşekkür ederim.

Ölü Ordunun Genarali’nin yönetmeni ise daha önce pek çok oyununu izlediğim Nurullah Tuncer’di. Tuncer’in sahne ve görüntü sanatında ne kadar başarılı olduğunu daha önce izlediğim ‘Dünyanın Ortasında Bir Yer’ adlı oyundan iyi hatırlıyorum, bu oyunda da hem yönetmenliğini hem de sahne tasarımcılığını iyi konuşturmuştu doğrusu. Emeğine sağlık Tuncer’in.

İbn-i Haldun ‘Coğrafya kaderdir’ demiş yüzyıllar önce. Gerçekten de Ortadoğu ve Balkanlar gibi bazı yerlerin kaderi, kederi… Savaştan nasipsiz hiçbir ülke yokken, maalesef o bölgelerdeki pay diğerlerine göre çok daha fazla ve hazin. Ölü Ordunun Generali de Arnavutluk’da geçiyor. 2. Dünya Savaşı sırasında ölen askerlerinin kemiklerini almaya gelen iki ülke generalinin başından geçenler ve  Arnavutluk halkının onlara bakışı anlatılıyor oyunda.

Oyunda, 1943 ‘ün ve 1963’ün hazin yıllarını izlerken bir kez daha anladım ki savaşa karşı durmak için savaşı bilmek şart; ve dahi anlamak için… Son zamanlarda çokça okuduğum savaşı anlatan kitaplar ve geçtiğimiz yıl Srebranitsa katliamının yıldönümünde Marş Mira barış yürüyüşüne katıldığım Bosna Hersek topraklarında şahit olduklarımla,  bu oyunda anlatılanları çok daha derinden hissettiğimi zannediyorum.

Marş Mira barış yürüyüşünde, 19 yıl önce 2. Dünya savaşından sonra yapılan dünyanın en büyük soykırımının izlerini gördüm; o soykırımı yaşamış, kayıpları olan insanlarla iletişim kurdum. O savaşta gazi kalmış insanlarla tanıştım. Hâlâ kayıpların bulunamamış olduğuna, hâlâ aramaların devam edip bulunan kemiklerin DNA testi ile kim olduğunun anlaşıldığına ve gömüldüklerine şahit oldum ben. Tıpkı izlediğim oyunda anlatılanlar gibi…

Dünyada hiç bir zaman savaşsız dönemler olmamıştır. Kimileri derinden yaşamıştır savaşı, kimilerine teğet geçmiştir. Kimileri de ekranlardan izlediği, gazetelerden okuduğu ile şahitlik etmiştir benim gibi. İşte sadece basından haberdar olunan savaşlara şahitlik eden bizlere yalancı şahitler diyorum ben. Savaşın etkisini düşünmeden, hissetmeye çalışmadan, savaş topraklarında bulunmadan ya da savaş mağduru insanlarla iletişim kurmadan gerçekten anlamak ve anlamlandırmak çok zor diye düşünüyorum. Hep derim ya önceden bildiklerim hiçmiş diye. Hani yazmıştım ya “Ben meğer savaşı bilmiyormuşum. Ben meğer bir hiç bir şey hissetmiyormuşum. Ben meğer hiç-mişim” diye, bu oyun da bu hissiyatıma katkı sağladı.

Ölü Ordunun Generali’nde, kayıpların ölümlerden de acı olduğunu, annelerin oğullarının öldüğüne hiç inanmadığını, savaşın bilançosunun içindeki iskeletlerin dünyanın utanç hanesinde ne kadar büyük bir yük ve ağırlık olduğunu, canı yananın bunu hiç unutmadığını, savaşa karşı çıkan askerlerin iki kez hayatlarının çalındığını, mezarcılar kadar ölümlere alıştığımızı, savaşların ne kadar iğrenç olduğunu bir kez daha anladım. Generalin sancıları ne ki  ‘Onu bulun, oğlumun kemiklerini doğduğu topraklara getirin, onu ölüme siz gönderdiniz’ diyen bağrı yanık ananın sancısı yanında?

Ölü Ordunun Generali’nde söylenen şarkılar müziğin evrenselliğini bir kez daha hatırlattı bana. Yine de bir balkan ağıtı dinlemeyi istedi o an yüreğim.

Ölü Ordunun Generali’nde  soluksuz izlediğim bütün oyuncular başarılı oyunculuklarıyla  savaşa empatimi çoğalttı, hissiyatımın derinliğine katkı sağladı. Hepsinin emeğine ve yüreğine sağlık…

Bir tiyatro bazen hiç düşünmediklerimizi düşündürür, hiç hissetmediklerimizi hissettirir, hiç bilmediğimizi gösterir. Bu tiyatro da onlardan biriydi  işte. Savaşa dahil olan herkesin savaşı desteklemediğini görebilirsiniz mesela bu oyunla. Savaşta düşman(?) tarafındaki annelerin acısını da görebilirsiniz. Ölmüş olan askerlerin okunan günlükleri de çok şey anlatır size. Hele generalin hissettiği  azciyet gücün acıyı dindirmediğini hatırlatan ne doğru bir örnekti. İki generalin dertleşirken sarf ettiği sözler, savaşın psikolojiye verdiği tahribatın büyüklüğünü anlamanıza da katkı sağlar muhakkak.

‘Sizi rahatsız etmeye geldim’ der Ali Şeriati. Ölü Ordunun Generali de sanki bizi rahatsız etmek için sahnelenmişti. Konusu ne kadar ciddi ve önemli olursa olsun, beğendiğim oyunun sonunda yüzümde hep bir keyif  ifadesi olurdu benim. Bu oyunla ilk kez keyif yerine oyunu izlerken hissettiğim acı eşlik etti çıkışta bana. Beni rahatsız ettiği için ayrıca çok teşekkür ederim Ölü Ordunun Generali’ne.

İyi bir oyun izlemek insana çok şey kazandırır. Bu oyun bence iyi bir oyundu. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Oyundan :

Ölüm Bendeki her şeyi alacak ... Ve sonrası Karanlık Karanlık Karanlık..!

Hem oturuyoruz, hem içiyoruz…

Geçmişi oynamak…

Artık her şey monoton…

Kasvetli teknoloji…

Ölüm her yerde saygı görür.

Mesleğin : Kıyım

Geçmiş unutuldu.

Rahat bırakın beni, denetlenmeyi sevmem

İnsan değildi o…

Ben dinlenmek ve müzik dinlemek istiyorum.

Sakinleşmek istemiyorum.

Her şeyin bir şeye tutunmaya ihtiyacı var.

Çoğu zaman imkansız olanın peşine koşar insan.

Yorulduk, savaşın gölgesinde kendimizi öldürdük.

Nereye sürüklendiğini bilmeyen…

Çünkü her yerde açıktır gökler…

Dünya nasıl bu hale geldi?

Benim başıma artık hiçbir şey gelmez

Yaşadığımız savaştan beter. Elimizde tek kalan şey kemikler…

Neden böyle uğursuz bir dönemde yaşama talihsizliğindeyiz?

İnsanın karanlık,uğursuz bir dönemde yaşamaya zorlanması…

Savaştan nefret ediyorum, savaşmak istemiyorum.

Ne zaman bitecek bu savaş?

Neden bu madalyona sahibiz biliyor musunuz? Bizi öldürdükten sonra kemiklerimizi bulsunlar diye.

Burada her şeye katlanmak zorundayız; çünkü onların kanunları bunu emrediyor.

Ölülerden kurulu koskoca bir ordu var.

Bu savaşta canını verenlerden daha mutsuzuz.

Ölümümüz ,onların yaşamından daha güzel.

Savaş her yerde sürüp gidiyor,kapımızın önünde nöbet tutuyor. Dünyada yine kan gövdeyi götürüyor.Ve savaşın kapımızın dibinde olduğuna inanmıyor insan.

Ne zaman bitecek bu Tanrı’nın belası savaş?

Kemikleri ülkesine dönmeden ruhu huzur bulmayacak.

En iyi dezenfektan : Toprak

Dünyadaki en büyük mezarcı bizleriz.

Madalyonlar erimez.

Çok insanlarımızı öldürmüşler çok; ama biz de öldürdük.

Sert toprak burası ,içinde ne varsa onu saklar.

İnanmıyorsunuz çünkü savaş sırasında Arnavutluk’da hiç bulunmadınız.

Sizin göreviniz ikiyüzlülük, bizi ölüme gönderdiniz.

Onu kandırıp oraya gönderenler ölümü bulsun .

Taraftarlar gol peşinde koşarken bizim kemik aramamız hiç hoş değildi.

ÖLÜ ORDUNUN GENERALİ

Yazan

: İSMAİL KADARE

Çeviren

: BİLGE EMİN

Yöneten

: M.NURULLAH TUNCER

Dramaturgi

: HATİCE YURTDURU

Sahne Tasarımı

: M.NURULLAH TUNCER

Kostüm Tasarımı

: TOMRİS KUZU

Işık Tasarımı

: CENGİZ ÖZDEMİR

Müzik

: CENAP OĞUZ

Koreografi

: Ö.İLYAS ODMAN

Efekt

: ÖZGÜR YAŞAR İŞLER

Yönetmen Yardımcısı

: DENİZ EVRENOL AYDEMİR, FATMA İNAN

Süre

: 1 SAAT 40 DAKIKA / 2 PERDE

OYUNCULAR

ALP TUĞHAN TAŞASLI NARCIAYŞEN SEZERELDİRENÇ DEDEOĞLU,GÖKSEL ARSLANHAKAN GÜMÜŞIRMAK ÖRNEKİLHAN KİLİMCİ,MEVLÜT DEMİRYAYMUSA ARSLANALİMÜGE AKYAMAÇORHAN HIZLI,OZAN GÖZELÖMER BARIŞ BAKOVAÖZGÜR DERELİPINAR DEMİRAL,SELÇUK SOĞUKÇAY SELÇUK YÜKSELSEZA GÜNEŞŞEVKET AVŞAR

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !