Embed

Nietzsche Ağladığında

Merhaba günlükcağazım , arkadaşım Ayşe Sümeyra’nın  ‘En etkilendiğim ve  ikinci defa okuduğum ilk kitap’ diyerek tavsiye ettiği Nietzsche Ağladığında adlı kitabı okudum.

Kitabın yazarı, Irvin D. Yalom. Aynı zamanda  bir psikiyatrist olan Yalom,  edebiyatı ve psikolojiyi çok seven benim için, iyi bir yazar olduğunu kitaba başlar başlamaz gösterdi .

Nietzsche Ağladığında’ da müthiş bir kurgu yapmış Yalom. Tıpta ve felsefede büyük yer bulan iki karakteri (Nietzsche ,Breuer) okumuş, anlamış, düşünmüş, onların duygu durumlarına kafa yormuş ve hiç karşılaşmamış olan bu iki zamandaşı romanında dost ederek;  psikolojiye, sosyolojiye, felsefeye, insana ve  aşka dair müthiş düşünce jimnastiği yaptırıp, didaktik bir roman çıkarmış meydana.

Nietzsche Ağladığında’ da ümitsizliği okudum ilkin. En çalışan beyinlerde bile hasarlı düşünce mikroplarının oluştuğunu, kör noktaların insanı nasıl körleştirebileceğini  gördüm.

Ümitsizliği anlatırken ümidi aşıladı bana bu kitap aynı zamanda. Saplantılarımızın, zaaflarımızın hayatımızı nasıl çekilmez kıldığını ve bunlardan kurtulmanın mümkün olabileceğini de gösterdi.

Bu kitap insanın kendini kabullenmesine , aynı acıları paylaşan insanların birbirini görmesine ve insana dair çok az şey bildiğimizin farkındalığına  katkı sağlar. Bu kitap sarsar, ama toparlanmaya da katkı sağlar. Tüm bu sağladıkları ile iyi bir ayna oldu bana Nietzsche Ağladığında.

‘Hangi insanın derinine biraz eğilseniz, ortak bir dert karşılıyor sizi: anlaşılma isteği’ diyor ya Sabahattin Ali, bu kitapta, yalnızlığı tercih eden Nietzsche’nin dahi anlaşılmaya nasıl da aç olduğunu fark etmek, Ali’nin sözünün doğruluğunu ispatladı bir kez daha bana. Ama en çok insanın kendini tanıması, anlaması gerekmiş onu da hatırlattı bu kitap bana.

Nietzsche Ağladığında, bir katkı daha sağladı ki yazmadan geçemeyeceğim; bu kitap Nietzsche 'nin adını artık doğru yazmama vesile oldu :) İmza: Yabancı dil okuma ve yazma özürlü :)

Kitabı okurken bir soru kurcaladı beynimi. Nietzsche şayet inançlı biri olsaydı hayatı nasıl olurdu diye düşündüm durdum. Yalom, keşke Nietzsche’yi bir de Tolstoy ile dost etse diye içimden geçirdim hatta:)

 ‘Derin bir adamın dosta ihtiyacı vardır.’ sözünün sağlamasını da okudum bu kitapta ben. Sessizliği dahi paylaşmak için bir dost ne büyük  nimettir. ‘Tamamlanmamış bir cümledir insan. Yalnızlığıyla... Bütün bunlara rağmen hayat, yine de anlamlı bir cümle kurabilme isteğidir.’ diyor ya Tarık Tufan, anlamlı cümleler kurabilmek, düşüncelerimizi geliştirmek, yanlışlarımızın ayırdına varabilmek ve gelişimimiz için de değerli bir dostun katkısını anladım bir kez daha bu kitapla.

Hayatımda olduğun için, bu kitabı okumama vesile olduğun için, Joseflerim'den biri olduğun için teşekkür ederim sana:) Değerlimsin Ayşe Sümeyram...

Kitapta ‘Bir kitap bizi alıp diğer kitapların üzerine çıkarmıyorsa o kitabın neresi iyidir?’ cümlesi geçiyordu. Nietzsche Ağladığında, okuduğum bir çok kitabın üstünde  kalitede bir kitaptı  kesinlikle. Emeğine bin sağlık katkı sağlayan herkesin…

 

Kitaptan :

-Ümitsizliği tamamıyla düşünsel…

-Kişisel alanına girilmesinden kesinlikle hoşlanmaz.

-Ne kadın, ne erkeğin artık zayıflıklarıyla birbirine zulmetmeyecekleri günlerin geleceğini umuyorum.

-Bu fani dünyada bunun ne önemi var?

-Onun da kendine ait kör noktaları var.

-İnsanların ruhlarındaki asaleti gören mükemmel gözlerim vardır. Böyle birini bulduğum zaman da kaybetmeyi istemem.

-Ölüm çok güçlü.

-Ah, şu entelektüellerin üç milimetrelik iris aralığından beynin içine tüm bu bilgileri aktarmak için sarf ettikleri bitip tükenmeyen çabalar.

-Uyuyamayacak kadar yorgunum.

-Daha ne istiyorsun?

-Ben, bizi olduğumuzdan daha yüce yapacak şeyleri severim.

-Yalan, yeni yalanlar doğurur.

-Salt fikirlerden oluşan bir düzlemde tartışmak insana arınma hissi veriyor.

-Kurtuluş garantileyen şey nedir? -İnsanın kendinden utanmıyor olması.

-Beynin doğum sancısı ha? Müthiş bir metafor!

-Baca temizleme yöntemi kullan.

-Bütün hayatı boyunca ‘ama’ pozisyonu almıştı.

-Yorumcular insanı her zaman aldatırlar bilerek değil tabi, ama ne kendi tarihsel çerçevelerinin dışına adım atabilirler, ne de otobiyografik çerçevenin dışına çıkabilirler

-Kurşun gibi ağırlaşıyorum.

-Benim de kötü dönemlerim var. Kimin yoktur ki? Ama beni ele geçirmiş değil…Onlarla beraber yaşama cesaretini gösterebiliyorum.

-Fiziksel açıdan sağlıklı olmanın, toplumsal ve psikolojik açıdan sağlıklı olmaya bağlı olduğunu düşünüyorum.

-Başkası için karar vermeye kimin hakkı var?

-Kimin neyi bilmek istemediğini kim belirleyebilir?

-Dürüstlük, dürüst sorular, dürüst cevaplar en iyi ilaçtır.

-Genellikle sorulmayan soru en önemli sorudur.

-Neysen o ol!

-Kaybetmek için sahip olmak gerekir.

-Bir yaratıcı olmaya ve yeni yaratıcılar meydana getirmeye hazır değilsen çocuk yapma.

-Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendisine hizmettir, bütün sevgisi kendisini sevmesindendir.

-Sizin görüşünüz bulanmış.

-Olayları bir de onun açısından değerlendir.

-Yaşadığım için sevinçli değilim. Hiç değilim.

-İnsan, dostunu düşmanından daha zor affediyor.

-Birden doğrulup çevreme baktığımda kimsenin yanımda olmadığını, bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görüyorum...

-Sırf bakmayı ihmal ettiği için yaşamında neler kaçırdığını düşündü. Yoksa bakmış da görememiş miydi? 

-Problemlerinin, aslında, görmek istemediği şeyleri saklamak için kopardığı yaygaradan ibaret olduğunu ona nasıl anlatabilirim? Saçma sapan düşünceler zihnini mantar gibi kaplıyor.Sonunda bütün bedenine yayılıp onu mahvedecek.

-Ama bu zorlama suskunluk beni neredeyse boğacak.

-Mutlak hedef başkalarının fikirlerinden bağımsız olabilmektir…

-Belki de kuytu köşelerimde hâlâ temizlemem gereken biraz kibir kalmış olabilir.

-Kafam pek çok melodiye gebe…

-Yazgını sev!

-Asıl problem yanlış bir konuda huzursuzluk duyman!

-Kafam düşünceleri içinde tutamayacak kadar yorgun durumda.

-Bu dünyayı ben yaratmadım. Keşke ben yaratmış olsaydım. O zaman aramızda olup biten her şeyin suçunu yüklenebilirdim.

-Her gün ölüme biraz daha yaklaşsam da ondan giderek daha çok korkuyorum.

-Bir tonluk bir gorili kelebek ağıyla yakalamak gibi bir şey bu.

-Yalnızca içini dökmek o kadar güç veren bir şey değildir. Öyle olsaydı, bir tane bile nevrotik Katolik olmazdı.

-Hassas olmayı ben istiyorum. Hiçbir iç deneyimimin benden ayrılmasını istemiyorum! Ve eğer bu iç görülerin bedeli gerilim ise ne yapalım, öyle olsun! Bu bedeli ödeyebilecek kadar zenginim!

-Bir kitap bizi alıp diğer kitapların üzerine çıkarmıyorsa o kitabın neresi iyidir?

-Yaşamımın bir niçini var, nasılına da tahammül gösterecek güce sahibim.

-Zaman bizim yükümüzdür  Joseph ve en büyük karşı çıkış, ona rağmen yaşamaktır.

-İnsan kendine yardım etme gücünü kendi içinde bulmalıdır.

-‘Hayır’ demek de eşsiz bir fırsat!

-İnsan ruhu yaptığı seçimlerle belirlenir.

-Kendinden hiç hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen görev kendinizi kabullenmenizdir; benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil.

-Problemlerinin aslında görmek istemediği şeyleri saklamak için kopardığı yaygaradan ibaret olduğunu ona nasıl anlatabilirim? Saçma sapan düşünceler zihninin mantar gibi kaplıyor. Sonunda bütün bedenine yayılıp onu mahvedecek. Bugün giderken ona bu saçmalıklarla kendini kör etmezse neler görebileceğini sordum. Böylelikle yolunu gösterdim. Bunu yapabilecek mi?

-Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. Ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz. Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.

-İnsanlık ahlakı, tahlillerin göz önüne serildiği tablonun iğrenç görüntüsünden artık daha fazla uzak tutulamaz.

-Psikolojik gözlem yaşam yükünü hafifletebilmenin en uygun yollarından biridir.

-Ölüm güç bir şeydir. Ölümün son iyiliği bir daha ölümün olmamasıdır.

-Hiçbir şeyin gizlenmeden konuşulacağı bir ortam düşünüyorsunuz sanırım, bu tam bir cehennem olur. Birinin kendisini başka birine açması ihanetin kapılarını açar ve ihanet insanı çok rahatsız eder, değil mi?

-Karanlık saatleri yaşayacağı cesareti olduğu için gurur duyuyor.

-Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir.Yine söylüyorum hastalığım bir nimettir.

- Kötü ve güçlü eğilimlerle yüz yüze gelme cesaretini göstermek gerekir.

-İnsan stres yaratan bir yaşam tarzı seçerek, farkında olmadan hastalığı da seçmiş olabilir.

-Kemikleri, eti, bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanabilir hale getiriyorsa, ruhun ajitasyonu ve ihtirası da kibirle kapatılmıştır; kibir ruhu kaplayan deridir.

-Bağımsızlığımıza damgasını vuran şey nedir? İnsanın artık kendinden utanmıyor olmasıdır.

-Kutsal olan hakikat değil, kişinin kendi hakikati için çıktığı arayıştır!Kendi kendini sorgulamaktan daha kutsal bir şey olabilir mi?

-Bizler arzu edilenden çok arzu etmeye aşığız.

-Ben ümitsizliği tedavi edemem Doktor Breuer. Onu incelerim. Ümitsizlik, özfarkındalık uğruna ödenen bir bedeldir. Yaşama derinlere inerek bakacak olursanız, ümitsizlikle her zaman karşılaşırsınız.

-Düşünceler, duygularımızın gölgesidir.

-Semptomlar yalnızca, ta derinlerdeki korkunun patlamakta olduğunu haber veren ulaklardan ibarettir.

-Bıraktığı yerde açılan yaraları da dağlamak gerek…

-Aşk abidemi harabeye çevirdiniz…

-Durmak konuşmaktan daha kötü gelir bana.

-Derin bir adamın dosta ihtiyacı vardır.

-Çok az şey biliyorum.

-Belki de bizler birbirimizin gerçeğini göremeyen, aynı acıları paylaşan insanlarız.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !