Embed

Merhamet / Kalbe Dönüş İçin Son Çağrı

Merhaba günlükcağazım, Kemal Sayar’ın Merhamet/Kalbe Dönüş İçin Son Çağrı adlı kitabını okudum.

Merhamet’i Kemal Sayar, vefat eden babası Nuri Sayar’a ithaf etmiş ve ilk bölümlerinde babasından,  babasıyla olan ilişkisinden, babası vefat ettikten sonra  hissettiklerinden bahsetmiş. Okuduğum bu bölümler beni öyle çok etkiledi ki anne-babamla olan ilişkimin muhasebesini yapmama ve daha dikkatli davranma kararı almama neden oldu. Daha doğru davranma isteğime vesile olduğu için çok teşekkür ederim Sayar’a.

Sayar’ın babasını anlattığı yazılarını okurken sulanan gözlerimi tren anısını okurken durduramadım be günlükcağazım:(. Ben de 7 yaşında bir tren kazası geçirmiştim ama babamın tepkisi -yapısı gereği- donup kalmak olmuştu. Her baba farklıyken, her babanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladım o anıyı okurken. Rabbim Cennet’de de ayırma bizleri anne-babamızdan.Amin…

Merhamet’in, Sayar’ın babasını anlattığı bölümlerini okurken sadece bu yazılardan oluşmasını umdum doğrusu. Bir psikiyatristin ‘İnsanın sevdiğinin ölümüyle baş etmesi ne kadar zormuş’ itirafı çok anlamlı ve etkileyici idi benim için ki kim bilir kaç kayıp travması yaşayana yardımcı olmuştur o güne değin… Rabbim sevdiklerimizin kayıplarını yaşadığımız anlarda yardımını ve sabrını esirgemesin bizden. Amin…

Merhamet’de okuduklarım iç dökme yazıları gibi geldi bana biraz da... Biz nasıl içimizi psikiyatristte döküyorsak, bir psikiyatrist olan  Sayar’da yazarak içini döküyor, rahatlıyor gibiydi. Okuduklarım öylesine günümüzü anlatıyordu ki her yazıyı okurken ülkemde ve dünyada yaşanan, şahit olduğum olaylar aklıma geldi. O olaylara duyarsız kalmayan Sayar aşina olduğum acıyı hissetmişti sanki. Hele Sayar’ın kitapta bahsettiği üzre sık ağlayan biri olması ne kadar anlamlıydı. Ağlamak, yazmak ve paylaşmak ne kadar güzel, ne kadar işe yarar yöntemler. Allah hepimize  ruhumuzun şifasını verecek hayırlı işler yapmayı nasip etsin inşallah. Amin…

Diyor ki Kemal Sayar:‘Hayat herkesi zorlar’. O halde biz herkesten biri olduğumuzu unutmamalı ‘niye bana’dememeliyiz. Acziyetimizin farkında olup yaşamamızı nasip etsin Allah’ım. Amin…

‘Niyetim malumatfuruşluk yapmak değil’ diyen Sayar’ın seminerlerine katılmış, bir seans terapi alma imkanı bulmuş biri olarak bende bıraktığı hüs-ü zanla onun samimi olduğuna inandığımdan olsa gerek, yazıları çok  kalbi geliyor bana ve çok etkiliyor beni. Okurken asla kişisel gelişim kitabı ya da doğrudan bir bilgi kitabı okuduğumu hissetmiyorum. Okuduklarım da öyle değil zaten. O nedenle ki kesinlikle Merhamet başucu kitaplarım arasında yerini alacak inşallah. Kalbine bin sağlık Sayar’ın. Amin…

‘İnsan ancak iyiliğin kaim olacağına ve kötünün önünde sonunda zeval bulacağına duyduğu inançla yaşar.’ diyor Sayar. Biliyorum ki Habil ve Kabil den bu yana hep iyi-kötü, savaş-barış, hak ve haksızlık olacak bu  dünyada. İnancım o ki Sayar’ın ifade ettiği gibi kendi hayatımda iyiliği çoğalttıkça kötü olandan daha az etkileneceğim, savaşlara daha az şahitlik edeceğim ve haksızlıklarla daha az karşılaşacağımdır. İşte bu yüzden erdem eksenli bir dünyada yaşamayı seçiyorum ben de. Rabbim çabalarımızdan yardımını esirgemesin. Amin…

Merhamet’i okurken elim çok yoruldu be günlükcağazım . Okuduğum bütün satırları neredeyse çizmeyi istedim, öyle değerli idi her cümle, inşallah içselleşirmek de nasip olur. Lafı uzatmadan alıntılarımın çok azına yer vereyim ki onlar bile zaten epey yer kaplayacak.

Bu kitabın sonunda ‘Merhametimi çoğalt Allah’ım’ diye bol bol dua ettim. Allah’ım Kemal Sayar gibi derdi merhamet olan insanların sayısını da arttırsın  inşallah. Amin…

 

Kitaptan:

-Göz yaşarır,kalp hüzünlerin (Hz.Peygamberimizin evladı öldüğünde söylesiği söz)

-Bir sebep mutlak olacaktı. Kadere iman ediyorum.

-Anne ve babalarımızı el üstünde tutmamız gerek.

-Demek ki maddi olan manevi olanı satın alamıyor.Demek ki hayatın özünü maddi olanla değiş tokuş edilmeyen değerler oluşturuyor.

-Yüreğin türlü halleri vardır.

-Sadece acımız çok acıdığında dünyanın gelip geçiciliğini yakın bir bilgiyle biliyoruz.

-İnsanın hayatın akışını kontrol edebileceğini sanması ne büyük bir safdillik.

-Sadece ölüm bu dünyada sonsuza dek varolacağımız yanılsamasını yerle bir ediyor.

-Kalıcılık yurduna inananlar için ölüm vuslattır.

-Ölüm var çünkü hayat var.

-Sesimi uzaklara yazıyorum.Yas ülkesinin bu en soğuk kışında ,bir tipinin ortasında kaybolmuş gibiyim.

-Ancak acımış bir yürek başkasının acısını tam manasıyla hissedebiliyor. Ama insan en çok bütün insanlığın yetim olduğunu hissediyor. Bu dünya hiç birimize ebedi yurt olmayacak.

-Aramızda sevginin kalplerimizi birbirine bağlayacak güçlü sicimleri var.

-Tıpkı gözyaşları gibi merhamet de sirayet eder.

-Ruhlarımızın iyiliği için ihtimam göstermek gerekir.

-İyilik ölümsüzdür.

-Kadere iman eden,kederden kurtulur.

-Yokluğu hissetmek varlığı taçlandırır.

-Öleni bir türlü bırakmamak, ölünün bir türlü inkarı.

-Hüzün bize dünyanın geçiciliğini,hayatın kırılganlığını öğretir.

-Ruhumuz uyanık olduğunda yitip gideni fark ettiğinde kaybolmayanı görürüz.

- Güzel bir şiirle karşılaştığımızda onun içimizde saklı duran bir duyguyu ifşa ettiğini fark ederiz.

-Algılar birer portre gibidir.Fotoğraf değildir.Çizilen şeyin gerçekliği kadar,çizen ressamın niteliğinden de etkilenir. İki kişi aynı nesneye bakar,ama farklı algılar.

-Bellek ve algılarımızın mutlak gerçekliği yansıttığını düşünmekle yaptığımız hatayı,geleceğimizi hayal ederken de yapıyoruz.

-Dünyayı kendi gördükleri biçimde görmeyen,kendilerinden farklı düşünen insanları hainlikle,sapkınlıkla suçlayan kişiler; düşünce bakımından çocukluk evresinde takılıp kalmış olsalar gerekir.

-Hayata hayret duygusuyla bakabilmek gerek…

-Hiçbir şey için mutlak bir  cevabımız yok. Arayıp duruyoruz ,bütünle bir irtibat arıyoruz,gurbetteyiz ve bir yurt arıyoruz.

-Yavaş gitmekle düşünmeye zaman veririz.

-Tüketim toplumu yavaşlama kabiliyetimizi köreltiyor.Oysa daha az ihtiyaç duyan insanlar olabilsek,yepyeni bir özgürlük biçimiyle de tanışmış olacaktık.

-Aşk ve merhamet,yoğun bir zihin mesaisiyle,emekle,gayretle kazanılabilir.Kalbinin üzerindeki kiri pası söküp atmakla ,kalbe dönüp onun şarkılarını söyleyebilmekle.

-Bilmek,iktidar kurmak değildir. Bilmek bilinmeyene teslimiyetle mümkündür.

-İş,merhamet ve diğergâmlığı kalbe nakış nakış işleyebilmekte.

-Kalbin, aklın bilemeyeceği sebepleri vardır. (Blaise Pascal)

-Kalbin bilgeliği,hatırlamaktır.

-Kurtuluş kalbe teslimiyette.

-“Şiir bize daha iyi nefes aldırır”

-Som akıl insana klavuzluk edemez.

-Belki de insan bir yetimdir. Kaybettiği kutsalın açlığıyla kıvranan bir yetim.

-İnsan aynı zamanda dostluğun,yarenliğin,ezginin peşinde koşan bir varlık.

-Modern zamanlarda adeta sun-î ve gerçek dışı olana tutsak olmuş durumdayız.

-Hayır! Kimse benim hür aklıma kendisini vâsi kılamaz.

-Aşk bizi yaralar. Üzerimizde iz bırakır. Bıraktığı yaralar her örseleyici söz ve yaşantıyla kanar. Ruhun yaraları nadiren kabuk tutar.

-Aşk yaralar. “Aşk derdiyle hoşem/el çek ilacımdan tabip”

-Ancak aşk,aşkı iyileştirebilir.

-Onun sevişindeki saflık,çileyi göze alışındaki samimiyet, kalbin evine dönerken yolumuzu aydınlatacak.

-Aşkla yanarak kendimizi fark eder, ruhumuzun derinliklerine olta atarız.

-Aşk,insana bir melek kanadının değip geçişinden başka nedir ki?

-Aşk biraz da ötekinde gördüğümüz kendi yansımamızdır.

-İnsan akar insanı özleyince.

-Kalbe dokunan olaylar bellekten silinmez,kum fırtınalarıyla üzerleri örtülse de,zamanı geldiğinde yapılacak bir duygu arkeolojisi onları gün yüzüne çıkarır.

-Bu ülkenin düşünen insanlarına düşen görev,kalbinin bekçisi olmaktır.

-Farklı düşüncelerin etiketlenmediği,muhalif insanların marjinalize edilmediği bir demokrasi ve konuşma ortamına ihtiyacımız var.

-Bu toprakların yüzyıllardır en çok susadığı şeye ihtiyaç duyuyoruz; adalete.

-Türkiye de siyaset farklı olanın kolaylıkla ihanetle suçlanabileceği kaypak bir zeminde işlev görüyor.

-Marifetli insanları dünya görüşü ayırt etmeksizin yüceltecek bir sistemi oturtmadığımız müddetçe bu toplumsal kıyma makinesi insanları öğütmeye devam edecek.

-Unutmamak gerekir ki hata kendisinden bir şeyler öğrenebileceğimiz bir hayat deneyimidir.

- "Işık, biraz daha ışık" Korkunun kararttığı bir dünyada, ne güzel bir temenni değil mi?

-Yolculuğum hikayelerle taçlanmadığı için beni heyecanlandırmıyor.

-Bildiklerimizi abartıyor,bilmediklerimizi görmezden geliyoruz.

-Bazen son sözü belirsizlik söyler.

-Savaş ve futbol gibi siyaset de aynı cümleyi kuruyor : Yaşamak için öldür!

-Değişik politik felsefelerin daha iyi bir toplum tasarımı ortaya koymak konusunda birbirleriyle yarıştığı günler geride kaldı.

-Bütün dünyada politikanın yorulduğu,fazlasıyla kişiselleştiği,insanlara paylaşılan bir ümit sunmadığı günlerden geçiyoruz.

-Herkesin herkesi ezdiği bir çağın tanıkları…

-İnsan ancak iyiliğin kaim olacağına ve kötünün önünde sonunda zeval bulacağına duyduğu inançla yaşar.

-İçindeki kapıyı çal,başka kapıyı değil (Mevlana)

-İnsanı hayata bağlayan,ona yaşama sevinci veren şey ümittir.Ümit edebiliyorsak varız. Ümidin kandilleri hâlâ yanıyorsa,hayata tutunuruz.

-Türkiye’de yaşamakla hepimiz farkında olalım ya da olmayalım ,bir şeamet tellalı kesiliyoruz.

-Seçici dikkatimizi en kötü olana ayıklamaya programlıyoruz.

-Ümit ve iyimserliği birer mücevher gibi ruhunda gezdiren insanlar sayesinde dünya güzelleşir.

-Ümit sahipleri hayatta öğrenebilen insanlardır. Öteki sesleri dinleyebilmek,öteki sesleri içine alarak zenginleşmek ve gelişmek,insanın tekâmülü için olmazsa olmazdır.

-Merhamet bir başkasının ızdırabına kendini açmaktır.

-Soluduğumuz havayı zehirleyen ve bizi birbirimize düşman kılmak isteyen zalimlere inat, merhamet.

–Merhamet, insan onur ve saygınlığının çiğnenmesine karşı durmaktır; o insan ‘biz’den olmasa da…

-Hayat,herkesi zorlar.

-Çaremiz muhabbet,ilacımız merhamet!

-Merhametin toprağında biten bu yaban otlarını kim yetiştirdi?

-Biz ve onlar düşüncesiyle savrulmak bu ülkeye yapacağımız en büyük kötülüktür.

-Türkiye hepimiz için bir umut ve rüyadır. Herkesin aklındakini söyleyebildiği,kimsenin kimseyi görünmez sopalarla ürkütmediği bir dostluk ve kardeşlik ülküsüdür.

-Bu topraklar nice acıyla sınandı. Bu toprağın kaderi bile bizi birbirimize dost ve kardeş kılmaya yeter. Korku siyaseti bizi bölemez,bizim türkülerimizi,ortak acılarımızı,ortak rüyalarımızı yok edemez. Yeter ki,birbirimizden incinmemeyi ve birbirimizi incitmemeyi bilelim.

-Saygı,sizinle aynı safta olmayan bir kişide anlayamadığınız şeyi kabullenmenizdir. Onu anlamasanız dahi inancına,seçimine,iç dünyasına hürmet etmenizdir.

-Karşılıklı konuşma ortadan kalktığında,stereotipleştirme ve önyargı devreye giriyor.

-Korkunun panzehiri açıklıktır.

-Basın kötülüğü abartarak sadece kötülükten ibaret bir dünyayı gözümüze sokuyor.

-Artık iyiliği de iyileştirmemiz gereken,tedavi etmemiz gereken bir zamana mı erişmiş bulunuyoruz?

-Toplumsal hayatımızı biraz daha katlanılabilir kılan,günlük hayata serpiştirilmiş o küçük gülümseyişler ,ruha o ince dokunuşlar ,istemeden verişler kayıplara mı karışıyor? Vandallık iyiliği de geriletiyor mu sonunda?

-Tesadüfler yolun bir kısmını çizebilir,ama kalan kısım bizim tercihimizle belirlenir.

-Dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir yer olarak bırakmak için iyilik görmeye,iyilik yapmaya ve nihayet, iyimserliğe ihtiyacımız var.

-Kimse çocukluğunun kurbanı olmak zorunda değil.

-Yaşamak,umutla tazelenmektir.

-Şiir, biraz da dile gelmeyendedir.

-Sadece şiir insana yoldaşlık ediyor,yarenlik ediyor,ekmek bölüşüyor.

-Beni en çok sıradan insanın içinde bekleyen,korkuyla baştan çıkan, bir kez ayartılmayagörsün sonrasında iştahı gemlenemeyen o küçük faşist diktatör incitiyor. Kaba güçle saf tutan ve ötekinin iniltilerineden zafer nidaları inşa edenler. Kendi ahlaki toplumumuz dışında kalanın acısı ve ızdırabı bizi ne kadar ilgilendiriyor!

-Arsızlığın,kaba kuvvetin ,kan içiciliğin zaferi; yeryüzünde güvenin,insanın insana duyabileceği yakınlığın,insan kardeşliğinin yenilgisidir.

-Dünyamız barbarların saldırılarıyla merhamet kandillerini söndürmüş durumda.

-Merhamet,diğer insanlar,diğer canlılar için dünyayı emin bir yer kılmaktır.

-Zenginler ve yoksullar birbirine değmeden yaşıyor.

-Dikkatin daha fazlası duyguların eğitimine verilmeli. Şefkat ve merhamete dayalı eğitim , öteki için de sorumluluk duymayı,ötekinin de ilgi,iyilik ve adaleti hak ettiğini kabullenmeyi getirir.

-Erdem eksenli bir dünyada yaşamayı seçiyorsak, hiç savunmaya geçmeden ve hiç yargılamadan bilincimizi diğer insanların ızdırabına geçebilmeliyiz.

-İyilik büyük bir erdem , ama onu aziz kılan şey, sessizlikle icra edilmesi. İyiliğin ardından bir alkış tufanı kopuyorsa, bilin ki, bir kurtarıcı kahraman işbaşındadır.

-Sessizlik de konuşma yerine geçer.

-Ben onun hikayesine nasıl olup da bunca sene bigâne kalabildiğime şaşıyorum.

-Kendini anlatmak telaşından geri durmak…

-Oysa sessizlik içimizde bekleyen insanı olgunlaştırır.

-Çağımız bir gürültü çağı (Aldous Huxley)

-Sessizliği bozan şeyişitilme endişemizden başkası değil.

-Bir şey hakkında tam bir malumatımız yoksa başka insanların tutumlarına bakarız.

-Yardım edene bir gün yardım eli uzanır. Merhamet edene merhamet edilir. Lütfen, yardım ediniz.

-Hain mi arıyorsunuz, hanleri işaret eden parmağın sahibineıyorsunuz,sessiz sedasız,karşılıksız bir bağlılıkla bu ülkeyi mamur kılan, dokunduğu yerleri ve yüzleri,kalpleri ve sözleri imar eden şövalyelere bakın.

-İnsanın yarası aynı zamanda şifası olabilir mi?Ruhumuzun gövdesinde kanayan bir yara gün gelir bizi iyileştirebilir mi?

-Merhamet, bir kişiye eşduyum göstererek onunla özdeşleşmek demekonun benden apayrı olduğunu bilerek.Gövdem ona bitişik değil ama ruhumun ona açılan bir penceresi var.

-Politikanın ahlakı yurttaşlarının biricikliğini teslim edebilmesinde yatar,onların farklı olma haklarını teslim edebilmesinde yatar.farklı olanla birlikte olabilme ve onu dinleyebilme hünerini sergileyebilmesinde yatar. Hayatı benim hayatımdan çok farklı olan onu dnlemeye değer buluyor muyum?

-‘Benim hikayemden başka hikayeler de olabilir ve o hikayeleri anlatanlar da benim kadar insandır’ diyebiliyorsam eğer, merhameye meyil veren bir yüreğim var.

-Ve adalet ancak merhametle kaimdir.

-Bebekleri ve çocukları kavuran bombalar ne zamandır ruhumu incitiyor.

-Giderek hızlanan dünyada dinlemek sanatı kayboluyor. Başkasını işitmek yeteneği köreliyor.

-Kahhar olsan Tanrı,yok etsin zalimleri kendi ‘akıllı’ silahlarıyla!

-Acıyla örülmüş imge seli,gerçeklik hissini aşındırıyor.

-Çürüyen bedenlerin röntgencileri. Yasını tutmayacakları hayatları pey  olarak süren kumarbazlar.

-Yaşadığımız ülkede ağızlarını köpürte köpürte savaştan bahsedenler bana öyle geliyor ki acıya ancak ‘bir mesafeden’ bakan, başkalarının acısına sağırlaşmış, savaşı kopan kol ve bacaklardan, sönen ocaklardan değil de ölüm istatiklerinden okumaya teşne kişiler.

-Merhamet ,ötekinin acısını tahayyül edebilmektir. ‘Belirli bir mesafeden’ değil,ancak yakından,çok yakından baktığınızda acı size öğretir.

-Ve yüreğinde en ufak bir insanlık kıpırtısı taşıyan,sıksın yumruğunu,sıksın dişlerini,lanetlesin dünyanın küstah ve kan içici efendilerini!

-İyilik ruhun türevidir,bizi sıkıntıya sokacağını bile bile yaptığımız bir iyilik,ancak ruhun meyvesidir.

-Dağılmış Pazar yerlerine benzeyen güzel ülkemizi merhametle onaracağız.Komşumuzun acısını kendimizin bilerek. Konuşarak.Anlayarak.Farklılığı kabullenerek.Severek. Merhamet aşısıyla.

-İyileşmemiz gerek,dünyanın iyileşmesi gerek,zulme karşı merhameti diriltmek gerek.

-Ey merhamet! Ey kalpten kalbe giden yol! Yak kandillerini,dağılsın karanlık.

-Kitap bilgisi hal bilgisine kolaylıkla dönüşmüyor. İnsanın sadece yaşayarak öğrenebileceği şeyler var.

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !