Embed

Mantık’ut Tayr

Merhaba günlükcağazım, lisedeyken edebiyat dersinde geçen kitapları   fuarlardan almaya gayret ederdim. Son okuduğum kitap olan Mantık’ut Tayr’ı da o yıllarda almıştım. Okuyup okumadığımı hatırlamıyorum ama uzun zamandır Şark İslam Klasikleri’nden bir kitap okumadığımı fark edip okumak istedim .

MEB yayınları, Mantık’ut Tayr’ı  iki cilt halinde basmış. Ben birinci cildini bitirdim. İnşallah hangi kolinin içinde olduğunu bilmediğim ikinci cildini de bulur sıcağı sıcağına okurum. Bahsi geçmişken MEB ‘in 1990 yılında bastığı kitabımın çok kötü matbaa kalitesinde olduğunu belirtmek istiyorum. Çevirdiğim her sayfa elimde kaldı neredeyse. Baskı kötü, yazım yanlışları çok ve puntoları çok küçüktü. Uzun zamandır MEB yayınlarından bir kitap almadım, umarım hala aynı eksiklikler yoktur.

Manrık’ut Tayr , MEB basımında Mantık Al- Tayr diye geçiyor, ben böyle hatırlamadığım için edebiyat öğretmenim Ayla Hanım’a danıştım ki o da benim hatırladığım gibi yazınca böyle yazmayı tercih ettim. Hatta Ayla Hocam, daha sonra aynı temada ve isimde bir eseri de Gülşehri’nin ortaya koyduğu bilgisini verdi. Teşekkür ederim Hocama…

Mantık’ut Tayr’ın çevirmeni Abdülbaki Gölpınarlı kitabın ön sözünde  kitabı tercüme ederken yararlandıkları yazmada ‘Oğullarım Suphi ve Kemal Efendilere bu kitap âsarıatikadandır. Saklayın, kimseye satmayın, kimseye vermeyin. Nisan 1331 pederiniz…’ yazısını ve mühürleri araştırdıklarında Kanuni’nin mührü olduğunu ve dolayısı ile yazmanın  Kanuni’ye ait olduğunu öğrenmiş. Ben de bu bilgiyi okuduğumda gurur duydum Kanuni Sultan Süleyman  ile. Devlet başkanlığı  yaparken kitap okumayı, öğrenmeyi ihmal etmemesi örnek olsun tüm devletlülere…

Feridüddin Attar,  12. yy . da İran’ da (Nişabur ) yaşamış, önceleri baba mesleği olan attarlığı (tıp ve eczacılık) sürdürmüş daha sonra tasavvufa yoğunlaşmış,  tasavvuf alanında önemli eserler vermiş  mutasavvıf ve şairdir. Rivayete göre Mevlana Hazretleri henüz 10 yaşındayken Attar ile tanışmış ve onun kendisine hediye ettiği Esrarnameyi’yi yanından hiç ayırmamış, Attar’ı ilk üstadı kabul etmiş. Mevlana Hazretlerinin  Attar için söylediği şu sözü de varmış: "Attâr, aşkın yedi şehrini gezdi de,biz ancak bir sokağının dönemecindeyiz!".

Attar’ın  Mevlana’nın yanı sıra Şeyh Galib ve daha bir çok mutasavvıfı etkileyen eserlerinden Tezkiretü'l-Evliyâ hariç hepsi manzum eserlermiş.

Mantık’ut Tayr da bir manzum eser. Anlamı  ‘Kuşların Diliyle veya Kuş Dili’ demek. Tamamı 4000 kusur beyitten oluşan eserin ben birinci cildinde 2425 beyitini okudum.

Mantık’ut Tayr, Yaratıcımıza Hamd ile başlıyor, Peygamberimizi ve  dört halifeyi öven bölümlerle devam ediyor. Özellikle bu kısımları çok sevdim ben. Hele dört halifemizi ne kadar güzel anlatmıştı, Allah kendisinden razı olsun.

Süleyman Peygamber ile konuşan ,onun sırrına vakıf olan Hüthüt kuşuna uyarılardan sonra, kuşların kendilerine bir padişah aramaları sonucunda aynı toplulukta bulunan Hüthüt’ün padişahlarının ancak simurg kuşu olduğunu, kendisine yoldaşlık yaparlarsa o padişaha ulaşabileceklerini söyler. Dünyadaki bütün kuşlar hüthüt ile yola çıkar ki kimi zaaflarının esiri olduğundan , kimi ümitsizlikten, kimi güvensizlikten hep bir bahane sunarak çoğu yola devam etmez.

Kuşlar arasındaki bu konuşmalarla ve büyüklere isnat edilen kısa hikayelerle aslında insanı okuduğumuz bu eser, tasavvufa dair çok önemli bilgiler veriyor.

Sembol dili kulanılan bu eseri -tasavvuf bilgisine uzak oluşumdan sanırım- anlamakta bazen zorlansam da; tasavvufun insanın yol alışında ne kadar önemli bir payı olduğunu, aklın acziyetini ve salt akılla aşkı yakalayamayacağımı  anlamama neden oldu bu kitap .

Kitabı okurken hemen hemen bütün cümlelerin altını çizdim ki hepsi çok değerli idi. Bir kısmını da burada kayda geçirmek istiyorum.

Rabbim bu kitabın yazarı Feridüddin Attar’dan ve O’nu seven, O’nu sevdiren tüm tasavvuf ehlinden razı olsun. Bizlere de onlara nasip ettiği aşkını tattırsın inşallah. Amin…

Kitaptan :

Yazıklar olsun kimsede kudret yok. Alem güneşle dolu,fakat gözler kör!

Her şey bir harften ibaret fakat sözlerle çeşitli!

Er gerek ki padişahı tanısın hangi elbiseye bürünürse bürünsün padişahı bilsin!

Madem ki her şey O’dur, O’ndan ibarettir, bu yanılmak neden?

Yanlışa düşmek şaşı kişinin kârı.

Ey Hakk’ı tanıyan bu kadar kıyasa düşme!

Övenler O’nu layıkıyla övemezler.

Dem vurma,sus. Söze sığmayandan bahse kalkışma!

Kim bu inciyi, bu denizi bulamadıysa lâ oldu, ne ilâyı buldu, ne illahlâhı!

O’nu , O’ndan başkasıyla meşgul olmayan tanır.

Alemin işi ibretten,hayretten ibarettir. Hayret içinde hayrettir,hayret içinde hayrettir, hayret içinde hayret!

Gönlümün derdine ilaç sevgindir. Canımın nuru güneşe benzeyen yüzündür.(Peygamberimize)

Aybımı  yüzüme karşı söyleyen bana zulüm etmemiş,aksine bir armağan getirmiş demektir. (Hz. Ömer)

Dilini korursan topu kaptın gitti.

Madem ki bir avuç topraksın, topraktan söz aç. Herkesi temiz bil, temiz söyle!

Ben kendimi bile bilmez, tanımazken başkasının işleri hakkında nasıl kıyaslar yapar, artık başkasını nasıl tanıyabilirim? (Hz. Rabia)

İyisi mi tuzaktan kaçan,dağılan kuşlar gibi birbirimizden uzak olalım vesselam!

Ey gurura bağlanmış olan gölgeni çek. Alemi kendine daha fazla güldürme Şimdi padişahlıktan bahsetmenin sırası değil, bugün köpek gibi kemikle geçinmedesin. Keşke padişahları padişah etmeseydin de kendini kemikten kurtarsaydın!

Dünya padişahı ateşe benzer. Ondan uzak ol, ondan uzak olmak daha iyi.

Aşk, yüreği bozuk kişilerde olamaz ki…

Ey eteği bulaşık kişiler, vefakarlıkta ne ersiniz siz ne avret!

Ayağını aşk yoluna adamakıllı bas…

Surete tapmayı sanat edinen nasıl olur da sıfatı düşünebilir?

Bu sevdanın bir ayıbı, bir garazı yoksa işte asıl sevda budur.

Madem ki aşk yoluna bilgisizlikle geldin, bu işe ehil değilsin;gecen hayrolsun!

Azizim insan vaktinin değerini bilmeli,dünyada bundan daha iyi bir şey bilmem ben.

Vazgeç şu dünyadan…

Aslı olmayan ata binip bu kadar nazlanma , ululuk gururuna kapılıp bu derece böbürlenme.

Kafanda eşek beyni yoksa mal,mülk,taç,taht isteme. A hakikatten haberi olmayan,saltanatı öküzlere verirler.

Kimin davulu ,bayrağı varsa derviş değildir. Eline geçen şey ancak bir sesten,ancak bir yelden ibarettir.

Kendi ayıbını görmezsin de ululardan ,bildiklerinden birisi sana ayıbını söylerse vay haline!

Ey himmetsiz namert, köpek değilsin sen; fakat çevrendeki bu külhan nedir?

Elindekini ucuza satma. Hemdemin biziz; hemdemsiz kalma!

Herkesin nasibi bir lokma ekmek olduktan sonra onları biriktirip yığmak faydasız bir şey!

Altın (Para) kızıl yüzlüdür, gönül çekicidir. Fakat eline aldın mı ateş kesilir!

Peygamber gibi yoklukla, yoksullukla övünmüyorsan dinin ikiliktir, faziletin saçma ve uydurmadır.

Çünkü para adamı pek çabuk rezil eder!

Altın (Para) kimin yolunu vurursa o adam,yolunu kaybeder, ayağı bağlı olarak kuyunun içine düşer gider!

Dünya ve para sevdası , beni davalara sürükledi , manasız , bir hale koydu .

Mana eri ol. Surete sarılma. Mana nedir? Asıl suret nedir? Hiç!

Çünkü din dünyaya dalmakla elde edilmez azizim!

Maldan ,mülkten yüz çevirmedikçe bu hal , sana bir an bile yüz göstermez; bir an bile merhamete layık bir adam olamazsın sen!

Hiçbir şeyi olmayan, zerre kadar değeri bulunmayan bir şeyin üstüne düşen, ondan yüz derece daha aşağıdır elbette!

Sen kokmuş bir leş oldukça elbette bu hiçbir değeri olmayan dünya senin tamah ettiğin ve edeceğin bir şey olur kalır.

Ey gaflette hırs denizine gark olmuş kişi! Geri kalıyorsun, ilerleyemiyorsun, ama bundan haberin bile yok!

Bu köpek nefis  senin önünde oldukça merak etme; iblis senden feryad ederek kaçar!

İblisin işvesi senin iblisliğindendir. Sendeki istekler, birer birer senin iblisindir.

Gözün kararması, ihtiyarlık, acizlik ; aklın, düşüncenin zayıflığı …

Çünkü kendini öven, hakikatten haberdar değildir.

A puşt, erlerin elbisesini giyme,kendini bundan fazla sersem etme!

Hırkanın altında yüzlerce put varken, nasıl olur da halka kendini sûfi diye gösterirsin?

Kulluk et,bundan daha ileri geçme, üstün davalara kalkışma. Tanrı eri ol, yücelik arama!

Sûfi’nin savaşması hoş bir şey değil. Sırtınıza teslim elbisesi giymişsiniz, öyle olduğu halde bu düşmanlığa neden düştünüz ki? Savaş ve kin adamıysanız hemencecik bu elbiseyi sırtınızdan çıkarın! Yok, eğer bu elbiseye ehilseniz bu düşmanlığı,mutlaka cahilliğinizden yaptınız.

Gözyaşı, gönül sırlarının cilasıdır. Tıka basa doymak nedir ya? Gönül pası.

Günahkarları ayıplayan kişi, kendisini cabbarların arasına katar, kötülerden olur!

Gel bakalım, gel gene kapıyı açtık. Suçu sen işledin, durup bekleyen biziz.

Ey hiçbir şeyden hoşlanmayan ! Ekmek katıksız yenmez.

Aşk ağacının meyvesi muratsızlıktır. Kimin dileği ,isteği varsa söyle ona başını alıp buradan savuşsun!

İçimizde şüphe varken nurlanmıyor, ışıklanmıyor bu yol…

Kahır denizi köpürtme,yatıştır. Bilmiyordum,yanıldım. Suçumu ört!

Ya Rabbi! Gönlüm yandı…

Sözü kısa keseceğim. Acizim,affet,bana darılma!...

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !