Kadınlar da Savaşı Yitirdi

Merhaba günlükcağazım , 19 Kasım Çarşamba akşamı çiçeği burnunda bir oyun izledim DT Cevahir Sahnesi’nde.  Oyunun adı ‘Kadınlar da Savaşı Yitirdi’. Günlerdir savaş kitapları okuduğum için -ki savaş benim derdim- adını görür görmez bilet aldım oyuna. Oyun DT sahnelerinde yeni ama  daha önce çeşitli tiyatro grupları tarafından sahnelenmiş .

Oyunu,  İtalyan gazeteci  yazar Curzio Malaparte yazmış. Malaparte kimdir diye internete baktığımda 1. ve 2. Dünya Savaşlarında  orduya katılmış, önce faşist eğilimli olup, daha  sonra faşizmi reddetmiş biri olduğunu okudum ve çok ilgimi çekti.  Malcolm X’i hatırladım Malaparte’nin hayatını okuyunca, o da önce ırkçıyken sonra antiırkçı olmuştu. İnsanın yanlışın içindeyken bunu fark etmesi çok zor ,ancak araştıran, düşünen, sorgulayan insanlara nasip olur bu durum. Ve en çok onlar anlar içinde bulundukları yanlışın vahametini ve en çok onlar mücadele eder bir zamanlar dahil oldukları yanlışlarla…

Malaparte ,yazılarıyla (deneme,roman,oyun) mücadele etmiş faşizmle. Savaşı yaşamış biri olarak savaş karşıtı ve savaşın kötücül yüzünü gösterdiği yapıtlar ortaya koymuş.  ‘Kadınlar da Savaşı Yitirdi’ adlı oyunu da onlardan biri.

‘Kadınlar da Savaşı Yitirdi’ de 2. Dünya Savaşında Rus işgali altındaki Avusturya’da cephe gerisinde bulunan kadınların durumu anlatılıyor. Açlık, sefalet, korku, endişe ,çaresizlik, acziyet hep savaşın salgın hastalığı olan durumlardır. Bu durumlara  yakalanmışsanız ki yakalanmamak çok güçtür yaşamak için  ne yaparsınız ? Bu soruyu sorduruyor bu oyun bize. Savaşın iğrençliğini sorgulattırıyor. Hep yazıyorum savaşı bilirsek ona daha çok karşı çıkarız diye. Bu oyun da  savaşın bir yüzünü gösteriyor işte…

Savaşta en çok yara alanlardandır kadınlar. Psikolojik ve bedensel şiddetin en ağırı onlara uygulanır. Çünkü bilinir ki ruhu öldürdükleri zaman geriye kalanla savaşmak çok daha kolaydır. 

Söz konusu savaşsa , insan insanlıktan çıkıyor .  Avusturya’yı işgal eden askerlerin yaptıklarını sorgularken kadınlar , mislini kendi askerlerinin Ruslar’a yaptıklarını öğreniyor ve onları zafer zamanında alkışladıklarını fark ediyorlar.

Savaşta kazananın kaybedene reva gördüğünü,  bir zamanlar kazanan olarak kaybedenin yaptığını öğrenmek savaşlara tümden karşı çıkmaya yetmez mi? Savunma savaşlarının dışında -ki onun da sebebi savaştır-  savaşlara karşı çıkmamız  gerekiyor var gücümüzle.

Malaparte nin hayatını okuyunca oyundaki Andre de ondan izler gördüm fakat Malaparte, Andre gibi kolay bir yol seçmeyip mücadele edip, yazmayı tercih etmiş. Ne iyi etmiş.

Kadınlar da Savaşı Yitirdi’nin ilk gösterimi   18 Kasım da olduğuna göre ben ikinci gösterimini izlemişim. Belki de yeni olmanın heyecanı  , belki de replikleri unutmama telaşı idi sebebi bilemiyorum ben oyunun ruhunu hissedemedim. Cümlelerin sıralanışında ezber okurken yapılan hataları gördüm ,vurgu yanlışları gibi. Konusu çok güzeldi, diyaloglar anlamlı idi ama sanki bir eksiklik vardı oyunda ki zamanla düzeleceği hüsn-ü zannındayım . Bir de 2 perdelik oyunun biraz fazla uzatıldığını düşündüm. Dekorunu ve kostümlerini beğendim. Gereksiz ışık oyunları gördüm. Müziği de beğendim. Oyunculukların tam olarak oturmadığı hissine kapıldım ki bu zamanla oturur düşüncesindeyim. Neden bu kadar müsbetim derseniz bu oyun için ,derdini sevdim. Öyle anlamlı ki konusu, bunun için bile izlenilir tahayyülümüzü zorlayan savaş  sahnelerinden birini bellemek için. Velhasıl oyunda emeği geçen herkese teşekkür ederim…

Oyundan :

İnsan etinin pazarlığının kazananlara ait olduğunu unuttum.

Savaşı kazandığınıza göre karınızın değeri arttı demektir.

Uygulamada kaybedenin hiçbir değeri yoktur.

Aşağılanmayı bize yasaklıyorsunuz.

Sen yalnızsın, hiç kimseye verilecek hesabın yok.

İşkence ,açlık ve aşağılanmaya karşı savunmasız kaldıysam bu benim suçum mu?

Kahraman kişinin güzelim dünyasında hepimize yetecek şeref vardır .

İnsan bazen geri alamayacağı bir yığın şey söyler.

Hepsi de savaşı yitirdi. Kadını da, kızı da, kızanı da…

Çabuk unuttu insanoğlu…

Kim  kime değer biçebilir?

Elimden gelse kendimi daha da alçaltırım, kurtulmanın tek yolu bu.

Savaşta kadınlar daha çok acı çekti ve daha yürekli davrandılar.

Şiddet kendi kendini doğurur.

Beni bu zavallı hale getiren şiddeti doğruluyor musunuz, doğrulamıyor musunuz?

Ölmek ya da öldürmekten başka bir şey bilmeyen zavallı…

Bir erkeğin bir kadına savaş sırasında yaşayabilmek için ne yaptığını sormaya hakkı var mıdır?

Bir gün bu kabus bitecek yaşamanın tadını yeniden bulacağız değil mi?

Yeniden yaşamak, sevmek hakkımız olacak mı?

Yaşamak , güvendir. Gerçek, ona inanmaktır.

Bize bıraktıkları yalnız korku, yalnız nefret ve sağ kalmanın utancı.

Kadının güdüsünde isyan yoktur ki acıma vardır.

Bir insan insan olmaktan utanacak hale geldi mi başka çare yoktur.

Size saygı duyuyorum, acımıyorum.

Savaş bitince askerler arasında da intihar olayları artar.

Avrupa da açlığın ne olduğunu bilmeleri için bir parça açlık götürmelisiniz.

Size korkumu görme mutluluğunu hiçbir zaman tattırmayacağım.

Her şeye rağmen  olduğumuz gibi kalabilmenin mutluluğunu taşıyoruz.

Hiç birimiz unutmamalıyız. Unutursak eğer insanlar büsbütün umutlarını yitirirler.

  KADRO :

  Yazar Curzio Malaparte

  Yönetmen Galip Erdal

  Çevirmen Turhan Açar, Tahsin Saraç

  Dramaturg Günay Ertekin

  Dekor Tasarımı Işın Mumcu

  Giysi Tasarımı Sena Pınar Sum

  Işık Tasarımı Akın Yılmaz

  Yönetmen Yardımcısı Güneş Hayat

  Yönetmen Asistanı Çiğdem Aksüt, Melek Laçin

 Oyuncu Güneş Hayat, Şamil Kafkas, Eylem Yıldız, Orkun Gülşen, Nurhayat Boz,

Merih Atalay, Zeynep Alper,      Cem Doğruluk, Side Balaban

 Sahne Amiri Reşit Arslan

  Kondüvit Seyfettin Akcan

  Işık Kumanda Süleyman Kaleli

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !