İsimsiz

Merhaba  günlükcağazım, 13 Kasım Perşembe akşamı  kendimle izledim Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ‘İsimsiz’ isimli tiyatro oyununu:) ‘Kendim’ i bana eşlik etmeyen dostlarıma atıfta bulunmak için yazıyorum :)

Neden hep Perşembe’leri  izliyorum oyunları biliyor musun günlükcağazım?  İBBŞT ‘de Perşembe indirimli gün de ondan :) Sırf öğrenci indirimleri için okuduğum okul bitince  yeniden mi okusam diye düşünüp, harç parasını astar olarak gördüm ve kumaştan pahalı buldum ;  ben de indirimli günde oyun izlemeyi tercih ettim bu yıl:) Bu vesile ile biletleri önceden aldığım için tarihleri karıştırmamış oluyorum. Perşembe mübarek tiyatro günümdür  artık :)  Velhasıl bir ilahiyatçı olarak öğrenci bileti almak için harıl harıl fetva araştırdığımı da bilmeni isterim :) Günah olmasa , hak olmasa keşke; nihayetinde ben bir talebeyim ,  hayatımın her anında öğrenmeyi talep eden biriyim çünkü :) Bu fikir mantıklı da kul hakkına bir uydurabilsem, üzerinde çalışıyorum bakalım artık  :)  İmza: Aksekili İlahiyatçı :)

Oyunu anlatmaya geçmeden evvel bu yılki oyun broşürlerinin çok yetersiz olduğuna değinmek istiyorum yeniden. Ebatı küçük, yazıları küçük, oyun hakkında hiçbir bilgi içermiyor. Yıllar sonra izlediğim oyunu unuttuğumda o broşürde okuduğum oyunun içinden çarpıcı bir cümle oyunu yeniden bana hatırlatıyor oysa. Sayın yetkililerin bu konuyu dikkate almasını önemle arz ederim:) İmza: Hafızası zayıf bir dost :)

İsimsiz’e gelince baştan söyleyeyim ki 60 dakikada ne çok şey  anlattı, düşündürttü bu oyun bana. Oyun çıkışında yüzümde bir tebessüm, yüreğimde bir sevinç vardı. Oyun güzelliklerden bahsetmiyordu oysa. Oyunun derdi insandı ,trajikomikti ama ayrılıkların ve ötekileşmenin  anlamsızlığını, zararını bilen, gören, gösteren, kısacası farkındalığı yüksek insanların, özellikle sanatçıların varlığı beni çok mutlu ediyor. Bu oyun da beni mutlu etti.

İsimsiz’de otoritenin bezdirdiği insanlar da vardı,direnen de.Ana dillerini unutan ya da hiç öğrenememiş de vardı , dilini ısrarla konuşan da. Çocuklar vardı kavgaların ve savaşların neden olduğunu  bir türlü anlamayan. Büyükler vardı çocuklara neler olduğunu anlatamayan. Sadece kendini düşünen insan da vardı, başkasını düşünen de. Emre itaat etmek zorunda kalan ve bu çelişkinin mutsuz ettiği insan da vardı, emir kulu olmaktan haz alan da.Yeni doğacak bir bebek vardı bu dünyaya gelmek istemeyen. Hayvanlar vardı insanlara hayret eden.  Kısacası hal-i pür melalimiz vardı…

İsimsiz’in yazarı ve yöneteni Özgür Kaymak Tanık. Tanık’ın daha önce görev aldığı oyunların bir kaçını izlemiştim ama hiç hatırlamıyorum  kendisini ; malum hafızamın nankörlüğünden. İsimsiz’in ismi tam benlik , hiç unutmayacağımdan eminim :)

Özgür Kaymak Tanık’ın ilk yönettiği oyunmuş İsimsiz. Fotoğrafından hissettiğim kendi gibi şirin bir oyun çıkarmış Tanık. Şirin tabirini oyunda hayvanları konuşturmasından, oyuncuların makyajından,  hamile bayanın karnındaki bebeği canlı tutmasından ve olumsuz bir hadisede güldürücü ögeler kullanmasından dolayı kullandım. Çocuk oyunu safiyetinde büyük oyunu idi İsimsiz.

Sahnenin üstünde kot farkı olan bir başka sahne vardı ki  olayın geçtiği evdeki  insanları da ahırdaki hayvanları bu sahnede ardı sıra izledik. Sahne değişiminde oyuncuların ahengi hoşuma gitti benim. Koşturmadan ama bekletmeden de…

Oyunun kostümlerini pek beğenmediğimi de not etmek isterim. Bu da nazar boncuğu olsun beğeni ağırlı yazımda:)

Oyun sonundaki selamlama da çok hoşuma gitti benim. Bütün oyuncular hep birlikte ahenkle selamladılar bizi. Kimsenin öne çıkmaması bir takım işi olduklarını, hepsinin aynı şekilde yüreklerini bu oyuna koyduklarını ve yaptıkları işe güvendiklerini hissettirdi bana. Oyunlarından tatmin olmuşlar ki alkış bolluğunu  talep etmemişler ayrıca. Bilseydim teker teker selamlamayacaklarını ayağa kalkardım onları alkışlarken:)

İsimsiz’de emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Yüreklerinize sağlık…

Oyundan :

Yetmedik birbirimize…

Bu kavga neden?/ Biri diğeri gibi düşünmüyor diye.

Sen O değilsin, Biz’sin. Biz’im gibi ol, Biz’im gibi düşün.

Onlar ‘Biz’im gibi ol’ dedikçe Diğer’leri ‘hayır Biz varız’ dedi

Herkes kendini haklı görmeye başlıyor.

Bitmedi gitti şu çekişme.

İnsanoğlu tuhaf yaratık,farklı olabileceklerini kabullenemiyorlar bir türlü.

Aynı dili konuşmuyoruz bile bak, ama birbirimizi anlıyoruz.

Bazen hayvan olduğuma şükrediyorum

Derdiniz kimleyse onunla çözün arada kalmaktan bıktık.

Hiçbir savaşta tarafların haklılığı konuşulmamıştır.

Unutma, gören kazanır.

Edilen duanın diline,şekline,zikrine karışmamalı.

Bilmek başka,yaşamak başka

Bütün analar aynı.

Dünyanın neresine gidersen git acı aynı acı

Gitmeyeceğim bir yere isteyen istediği yere gitsin.

Düşünmeyeceksin, konuşmayacaksın, boğazından geçenin hakkını vereceksin.

İnsanoğlu hep aynı şeyleri söyleyip, hep aynı şeyleri yapıyor. Bir tanesi de biz ne yapıyoruz demiyor.

Sizinki gibi bir çocukluğum olmayacak benim.

Ya O’nlardan biri olursam, ya da Diğer’leri gibi?

Neden geleyim ki yanınıza? Yanınıza gelmem için iyi bir sebep söyleyin.Gürültüler var orda.Korkunç gürültüler.Bırakın beni istemiyorum. Baksanıza şu halinize hepiniz ne kadar umutsuzsunuz.

Kadro :

Yazan ve Yöneten: Özgür Kaymak Tanık
Dramaturgi: Dilek Tekintaş
Sahne ve Kostüm Tasarımı: Nihal Kaplangı
Işık Tasarımı: Mahmut Özdemir
Müzik: Barış Manisalı
Efekt: Çağrı Han Ordu

Oyuncular
Berrin Akdeniz, Can Alibeyoğlu, Pınar Aygün, Mert Aykul, İskender Bağcılar, Caner Çandarlı, Zeynep Göktay Dilbaz, Ada Alize Ertem, Defne Gürmen, Ceren Hacımuratoğlu, Nazif Uğur Tan 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !