Embed

Hayal-i Temsil "Afife ile Bedia"

Merhaba günlükcağazım, 30 Nisan Perşembe akşamı İclal ile izledim Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Hayal-i Temsil adlı oyunu.

İtiraf etmeliyim ki Hayal-i Temsil’e hasbelkader aldım biletimi. Sezonun bitmesine çok az bir zaman kala -gidebildiğim sahnelerde- izleyeceğim oyun kalmadığı için içeriğini bilmeden edinmiştim biletimi. Seyirci koltuğuna oturmadan, sahneyi görmeden rahat edemeyenler zümresindenim de:)

Hayal-i Temsil, Türk tiyatrosunun ilk Türk kadın oyuncularından olan Afife Jale ve Bedia Muvahhit’i anlatan bir oyundu. Fakat bildiğimiz biyografi niteliğini taşımıyordu bu oyun. Zamandaş olan ama hiçbir zaman bir sahneyi paylaşmamış, hatta karşılaşmamış bu iki kadın, hayali bir temsille sahnede buluştulmuştu oyunda.

Nietzche Ağladığında’yı okurken zamandaş olup, hiç karşılaşmamış olan Nietzsche  ve Breuer’u kitapta karşılaştıran Irvin D. Yalom’un yaptığı kurguya hayran olmuştum . Hayal-i Temsil’de de Afife ile Bedia’nın karşılaşmasını ve yapılan kurguyu çok sevdim.

Hayal-i Temsil’in yazarı, Ahmet Sami Özbudak. Özbudak’ın biyografisine baktığımda 1980 doğumlu olduğunu gördüm ki izlediğim oyun itibari ile beni ümitlendiren genç yazarlar arasında haklı yerini aldı kendisi.

Özbudak’a  Bedia ve Afife’yi aynı sahnede görme fikrini oyunculardan Bedia karakterindeki Hümay Güldağ vermiş. Güldağ ve Afife karakterindeki Şebnem Köstem, bu konuyu yazması için teşvik etmişler Özbudak’ı. Ne iyi etmişler.

Hazır oyunculardan söz etmişken Şebnem Köstem, Hümay Güldağ ve Yiğit Sertdemir’in şahane oyunculuklarından söz etmeliyim. Hayal-i Temsil, adeta bu üç oyuncunun oyunculuklarını zirve noktasında göstersinler diye yazılmış ve sahnenlenmişti. Hepsine ayrı ayrı hayran oldum izlerken. Bu sezon izlediğim oyunlar arasında en beğendiğim oyuncular kategorisine üçünü de tereddütsüz ekledim bile.  Emeklerine bin sağlık…  

Yiğit Sertdemir, Hayal-i Temsil’in yönetmeni aynı zamanda. Bugüne dek yöneten, yazan ve oynayan sıfatları ile dahil olduğu -izlediğim oyunlarda- Sertdemir’i hep beğenmişimdir. Tam bir tiyatro adamı bana göre o. Hayal-i Temsil’de makyör Dikran karakteri ile rejiyi oyuna taşımış adeta Sertdemir. Oyun  içinde de rejisörlüğünü sürdürdü sanki. Birden fazla rolü olan Sertdemir’i izlerken hiçbir rolünü diğeriyle karıştırmadım. Saçı olmasa aynı kişi olduğunu fark etmeyecektim belki de:) Performansını müthiş bulduğum Serdemir’in emeğine, yüreğine bin sağlık…

Hayal-i Temsil’in dekoru tahtadan bir zemin ve tahtadan duvarlardan oluşuyordu. Oyun broşüründe Hümay Güldağ ‘Uzaktan,belki sadece tahtadan bir zemin sahne’ diye yazmış. Oyunun sahne ve ışık tasarımcısı Cem Yılmazer’e belki de bu fikri de Güldağ vermiştir. ‘Mühim olan zamanı ve nasıl’ı değil, buluşabilmek’ diyen Yılmazer, tahta duvarların içinden çıkan farklı zaman ve mekanları sahnede buluşturarak harika bir dekor tasarlamış.Yılmazer’i bu sezon izlediğim oyunlar arasında en iyi sahne tasarımcısı kategorisine dahil etmiyorum, çünkü zaten o kategoride var kendisi:) Hayaline, tasarımına bin sağlık…

Afife Jale, henüz Türk kadınlarının sahneye çıkamadığı dönemlerde Darülbedayi’nin açtığı sınava başvurup kabul olunan beş Türk kadınından biri. Bu özelliğinden başka pek bilgiye sahip değildim Afife hakkında. Oyunda, tutkusu olan tiyatro için ödediği bedelleri, çektiği ızdırapları gördüm Afife’nin. Bana göre Türk musikimizin en kibar şarkısı olan ‘Bir Bahar akşamı rastladım size’ adlı besteyi Selahattin Pınar’ın ona ithaf ettiğini bilmiyordum mesela. Pınar ile aralarındaki aşkı, Jale takma adının çiğ damlası anlamına geldiğini, sahnedeyken basılıp(!), zaptiyeler tarafından sorguya alındığını, sahneye çıkmasının yasaklandığını, müthiş baş ağrıları çektiğini, bağımlı olduğunu, 39 yaşında bir hastane odasında öldüğünü bilmiyordum.

Darülbedayi oyuncularından Ahmet Refet Muvahhit’in eşi Bedia Muvahhit, Halide Edip’in talebi ile Ateşten Gömleği’nin Muhsin Ertuğrul tarafından sinema uyarlamasında rol alan ilk Türk kadını idi.  Atatürk’ün isteği ile Ceza Kanunu’nda İzmir’de sahneye çıkarak Türk Tiyatrosu’nda Türk kadın oyuncuların resmi tarihini başlatan kişi olmasından başka hakkında hiçbir bilgiye sahip değildim. Yunanistan’dan gelen tiyatrocularla Othello’da Desdamona’yı Yunanca oynadığını, Yunanistan’a devlet protokolü ile giderek temsil verdiğini, tiyatro aşkı ile bütünleşen aşkı Ahmet Refet Bey’i çok genç yaşta kaybettiğini, oğlu Sina’yı kulislerde büyüttüğünü, aylarca çocuğunu göremediğini bilmiyordum. Oyunda, ilk temsilinde yaşadığı heyecana şahit olurken Ertuğrul Muhsin’e mahcup olmaktan korkuyorum deyişini ve eşi öldükten kısa süre sonra sahne aldığını gördüğümde tiyatro aşkını ne büyük sorumlulukla üstlendiğini anladım.

Sana daha önce de bahsetmiştim günlükcağazım, lisedeyken Edebiyat öğretmenim  Ahmet Haşim'den bahsediyordu. Ben de söz isteyip Haşim'in neden Akşam Şairi diye anılışının sebebini  bildiğimden, yüzünde bir çıbanın olduğundan, kendisini çirkin gördüğü için gündüzleri dışarı çıkmadığından, insanlarla çok görüşmediğinden bahsetmiştim. Öğretmenim o gün çok bozulmuştu bu bilgiyi verdiğim için. Biz öğrencilerin bu tür olumsuzlukları bilmemizi istemiyordu belli ki. Oysa duygu durumlarının bilinmesi hayatı anlamlandırmada katkı sağlar diye düşünüyorum ben. Duygu durumlarına kafa yorulması da… Bilmediğim ve oyunda gördüğüm, hissettiğim yalnızlıklar, acizlikler, zorluklar, acılar bu değerli iki sanatçımıza karşı duyduğum saygıdan hiçbir şey eksiltmediği gibi daha da büyüttü…

Yasağın acısını iyi bilirim ben. İnsanın, tutkusundan, inandıklarından vazgeçirildiğinde hissettiği duyguyu iyi bilirim. Başörtüsü ile okumam engellendiğinde, okula alınmadığımda yaşadığım acıyı, tiyatro sahnesine çıkışı engellenen Afife Jale’nin yaşadığı acı ile eşleştirdim oyunu izlerken. Her ne olursa olsun yasakları yapanlar, yasakladıkları şeyin, yasağa maruz kalanlarda ne gibi etkiler bıraktığını bilemeyecekler. Şayet bu oyunu izlemeseydim Afife’nin acısını bilemeyecektim ben de. Bağnazlık hangi konuda olursa olsun ne kadar acıtıcı. Afife Jale’nin yarım kalmış, ukde kalmış tutkusuna sonsuz saygı duyuyorum ve bu oyunu Türk kadınlarının izleyip, iki değerli sanatçımızı tanıyıp, onların bıraktıkları sahnelerde yer almalarını daha çok istiyorum şimdi.

Afife’nin ve Bedia’nın tiyatro tutkusu yalnızlığa tutsak etmişti onları. Oysa Goethe’nin dediği gibi ‘Özgür olmadıkları halde kendilerini özgür sananlar kadar hiç kimse tutsak olamaz’. Onların esaretleri gibi görünen yalnızlıklarına, acılarına sonsuz saygı duyuyorum. Rahmet olsun iki yürekli kadına… Selam olsun bu güzel temsili sahneleyen tiyatrocularımıza…

Oyundan:

İnsanoğlunun en büyük yanılgısı yalnızlıkla mücadele etmektir.

Bu dünyanın tek dayanağı kadınlardır...

Kadın isterse hayat biter.

Sen yürek mi yedin?

Benim ahlakımın kahyası mısınız?

Kafamı taşıyamıyorum.

Allah’ım nasıl bir yoksunluk.

Oyunsuz kalan oyuncular.

Bir gün her yerden görünen bir çiğ damlasına dönüşmek isterdim.

Bence bu dünyada tek bir şimdiki zaman var o da tiyatro.

Bir aktör insanları görmez, insanlar onu görür. Belki de bu koltuklarda kendi içinizi seyredersiniz.

Hiç bu dünyaya ne faydanız var diye sordunuz mu kendinize?

Hiç kendi içinize baktınız mı?

Bence insanı insan yapan öğrenme kabiliyeti değil, tutkusu.

Hayat durmaz, yelkovan,akrep döner.

Sesiniz çok aşina.

İnsan tanımak iyidir...

Kızağa çekilmiş bir gemi gibiyim...

Her kalp duymuyordur...

Şefkatin,cezalandırıyor bazen.

Badınlar bana emanetmiş. Peki ben kime emanetim?

Hiçbir şey olamadan sadece oynamak istiyorum.

Koca bir yalana bel bağladık. Gerçek özgürlük yıldız olmak değil ki...

Durmadan düşüyorum durmadan...

Bana artık bir kanat lazım...

Sen gözlerinle konuş,ben anlarım...

Ağlamadığım gün öleceğim...

Bu karanlığın dibi yok...

HAYAL-İ TEMSİL
Yazan : AHMET SAMİ ÖZBUDAK
Yöneten : YİĞİT SERTDEMİR
Dramaturgi : SİNEM ÖZLEK
Kostüm Tasarımı : NİHAL KAPLANGI
Işık Tasarımı : CEM YILMAZER
Müzik : TULUĞ TIRPAN
Koreografi : CİHAN YÖNTEM
Efekt : KADİR ARLI
Kukla Uygulama : CANDAN SEDA BALABAN
OYUNCULAR
HÜMAY GÜLDAĞŞEBNEM KÖSTEMYİĞİT SERTDEMİR
KONUSU
Eski makyör Dikran Efendi'nin; hayalle hatırayı iç içe geçiren masalı; sahnenin "ilk kadın"ları Afife Jale ve Bedia Muvahhit'i; çocuklukları, aşkları, tutkularıyla, ilk kez seyirci karşısına çıktıkları sahnede, Darülbedayi sahnesinde bir araya getiriyor.

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !