Embed

GEZGİN (Halil Cibran )

Merhaba Günlükcağazım, Halil Cibran ‘ın Ermiş’inden sonra ikinci okuduğum kitabı Gezgin oldu. Nedense bu kitaba  gezmiş diyesim geliyor yaw :)

Ermiş, başucu kitaplarımın arasında yerini alınca Cibran’ın diğer kitaplarını da okuma isteği oluştu bende. Kitap siparişi verirken Gezgin’i tercih edişimse isminden dolayı idi.  Gezgin’i , gezmeyi ve görmeyi seven biri olarak merakla aldım ki tahmin ettiğimden farklı çıktı kitap:).

Gezgin ‘de Cibran’ın ya gördükleri yerleri okuyacağımı düşünmüştüm ya da görmeye gezmeye farklı bir bakış açısı geliştirebileceğim bir kitap olacağını düşünmüştüm doğrusu.

Gezgin  şöyle başlar : "Ona bir kavşakta rastladım. Üzerinde pelerini ve yüzünde hüzünden örülmüş bir örtü vardı. Selamladıktan sonra birbirimizi dedim ki ona:
-Evimize buyur gel ve misafirim ol.
Ve geldi o da.
Eşim ve çocuklarım eşikte karşıladı bizi. O gülümsedi onlara, onlar da memnun oldu onun gelmesine.

Fakat şu anda hatırladıklarım onun nazik biri olmasına rağmen geçirdiği günlerin acılı olduğu ve yolculuk yaptığı yolların tozlu olduğu ve sabır gerektirdiği gibi şeylerden ibaret.”

Gezgin bu başlangıçtan sonra hep acıklı, düşündürücü, kısa kısa öykülerle doluydu. Aslında belki de aradığımı bulmuştum . Gittiğim yerlerin tarihi yapılarını, müzelerini, doğal güzelliklerini, yemeklerini gören benim için görmediğim bir çok hikayeye yüreğimi açmam için bir farkındalık kazandırmıştı bu kitap belki de…

Elbiseler, Kartallar ve Tarla kuşu, Fuar,İki Prenses, Günahlardan Kurtulma, İnci, Beden ve Ruh, Deli, Altın Kemer, Yıllanmış Şarap, Leydi Ruth, Lanet, Narlar, Arayış ve diğerleri ne çok şey düşündürttü bana.

Emeğine sağlık Cibran’ın…

Kitaptan iki hikaye :

-Bir tarlakuşu ile bir kartal yüksek bir tepenin kayalıklarında karşılaştılar. Tarlakuşu dedi, "İyi günler olsun,Efendim." Ve kartal onu bir süre süzdükten sonra isteksiz, seslendi. "İyi günler." Ve tarlakuşu dedi, "Umarım keyfiniz yerindedir, Efendim." "Evet," dedi kartal, "Keyfimiz yerindedir. Ama bilmez misin ki biz kuşların kralıyız ve biz söz söylemeden senin konuşmaya hakkın yoktur?" Tarlakuşu dedi, "Ben aynı aileden olduğumuzu sanıyorum." Kartal onu küçümseyen bakışlarla baktı ve dedi, "Seninle benim aynı aileden olduğumuzu kim söyledi ki?" Ve tarlakuşu dedi, "Ama size şunu hatırlatayım; ben de sizin kadar yükseğe uçabilirim ve şarkılarımla bu dünyanın diğer yaratıklarına mutluluk veririm. Oysa siz kimseye ne keyif ne de mutluluk verirsiniz." Ve kartal öfkelendi, ve dedi, "Keyif ve mutlulukmuş! Seni gidi küçük ukala yaratık!Seni gagamın bir darbesiyle mahvedebilirim. Boyun ancak ayağım kadar." Ve tarlakuşu uçarak kartalın sırtına kondu ve tüylerini yolmaya başladı. Kartal küçük kuştan kurtulmak için hızla yükseldi, tedirgin. Ama olmadı. Sonunda küçük yaratık sırtında, yüksek tepenin üzerindeki kayaya kondu; hiç bir zaman bu kadar öfkelenmemişti; kör talihine lanetler yağdırıyordu durmaksızın. O sırada, küçük bir kaplumbağa çıkageldi ve bu görüntüyü görünce gülmeye koyuldu. Öyle çok güldü ki, neredeyse sırt üstü devrilecekti. Ve kartal kaplumbağaya baktı ve dedi, "Sen ey ağır, yerlebir, sürüngen yaratık; neye gülüyorsun?" Ve kaplumbağa dedi, "Görüyorum ki ata dönmüşsün ve küçücük bir kuş seni sürüyor; ama küçük sürücün senden daha iyi." Ve kartal dedi, "Sen kendi işine bak. Bu kardeşim tarlakuşuyla benim aramda, bir aile meselesidir yalnızca."

-'Bin yıl önce Lübnan' ın yamaçlarından birinde iki filozof karşılaştı ve biri öbürüne dedi, 'Nereye gidiyorsun?' Ve öbürü yanıtladı. 'Bu tepelerin ardında bulunduğunu bildiğim sonsuz gençlik çeşmesini arıyorum. Çeşmenin güneşe yöneldiğini söyleyen bazı yazılar buldum. Ya sen, ne arıyorsun?'
İlk adam yanıtladı, 'Ben ölümün gizemini arıyorum.' Ondan sonra iki filozof da diğerini kendi ilminden yoksun olduğunu söyleyerek tartışmaya, birbirlerini tinsel körlükle suçlamaya koyuldular.
... Bir yabancı yanlarına yaklaştı ve dedi, 'Efendiler; sanırım ikiniz de gerçekte aynı felsefe okuluna bağlısınız ve aynı şeyden sözediyorsunuz yalnız farklı sözcükler kullanıyorsunuz...'

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !