CANIM İSTANBUL
10/8/2009 · Kategori: ezbere bildiğim şiirler

Merhaba , bloğumdaki resimlere göz atarken geçen yıl Fatma ve Sevin ile gittiğimiz Kız Kulesi'nden resimlediğim bu manzarayı görünce aklıma Necip Fazıl'ın "Canım İstanbul" isimli şiiri geldi. Uzun süredir "ezbere bildiğim şiirler" kategorisini zaten ihmal ediyordum , hem mırıldandığım şiiri paylaşayım sizlerle , hem de kategorim dolsun istedim:) Haydi bakalım canım İstanbul'u bir kez de necip Fazıl'ın anlatımı ile hatırlayalım. Sevgiyle...
| CANIM İSTANBUL Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüzgar onda, onda misale. İstanbul benim canım; Vatanım da vatanım... İstanbul, İstanbul... Tarihin gözleri var, surlarda delik delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik... Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat... Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?.. Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet... O manayı bul da bul! İlle Istanbul'da bul! İstanbul, İstanbul... Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği. Oynak sular yalının alt katına misafir; Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar, Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar... Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi? Cumbalı odalarda inletir "Katibim" i... Kadını keskin bıçak, Taze kan gibi sıcak. İstanbul, İstanbul... Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler... Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu, Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından. Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar... Gecesi sünbül kokan Türkçesi bülbül kokan, İstanbul, İstanbul... |
"Sensizliğin Ertesi"
4/3/2009 · Kategori: ezbere bildiğim şiirler

Merhaba, bu sabah netten gazeteleri okurken şair ve şarkı sözü yazarı Yusuf Hayaloğlu'nun vefat ettiğini öğrendim:( Allah'tan rahmet diliyorum kendisine. Ailesine ve sevenlerine de sabır versin...
Haberi okur okumaz aklıma ilk gelen Ahmet Kaya şarkıları ve ezbere bildiğim "Sensizliğin ertesi" adlı şiiri oldu. Bu vesile ile sizlerle de paylaşmak istedim.
şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben…
şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun
soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!
şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben…
şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun…
kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun
"Yok gibi yaşamak"
18/2/2009 · Kategori: ezbere bildiğim şiirler
Merhaba , ezbere bildiğim şiirler kategorisini epeydir ihmal etmişim, süper bir şiirle kaldığım yerden devam ediyorum. Ezbere bildiğim kısmını yazıyorum sadece, şiir bu mısralardan ibaret değil:) Bakabilirsiniz diğer kısmına. Sevgiyle...
....
Susmam seni ürkütmesin içimde çaglar var bilmelisin
Kati bir yalnizlik bu bilmelisin
Kaçmam kendimi bulmam ben senden yoksunum iyi
bilmelisin.
Su yalnizlik çikmazinda önümde niye sen varsin
Niye her sey bir anda kayiyor sen kayiyorsun
Kalbim niçin bu kadar yabanci sen niye yoksun
Bir sam yüklü geceleri içimden atamiyorum
Niye bunlari bir anda unutamiyorum
Hadi tut elimden gök gibi ölü kadar yalnizim
Erdem Bayazit
Bekleriz...
7/1/2009 · Kategori: ezbere bildiğim şiirler
Merhaba, bugün ezbere bildiğim şiirler kategorisine nikah davetiyeme yazdırdığım şiiri yazacağım. Bu şiiri dershaneye giderken çalıştığım bir avukat ofisine gelen yabancı birinin davetiyesinde görmüştüm. Çok beğendim, ezberledim,yıllar sonra da kendi davetiyeme yazdırdım:) Uğursuz geldi bana ama sizlerle paylaşayım istedim:)))))))))
Rüzgarı yaylasından
Güneşi gökyüzünden koparıp
Bir şehre mahkum eden yaşamın
Tüm engellerine inat olsun diye
Tek başına düşmektense yola
Yaşımız ki deliliğe bin övgü
Dedik ki can yoldaşı lazım
Sarmaşıp destek olmak için
Herkes bilsin istedik
Bekleriz...
Sakarya Türküsü
24/12/2008 · Kategori: ezbere bildiğim şiirler
Merhaba , tahmin ediyorum ki aşağıda yazdığım uzun şiiri okumayacaksınız:) Ben yine de yazacağım:) çünkü ezbere biliyorum ve "ezbere bildiğim şiirler" kategorisini uzun zamandır ihmal ettim:) Dün gece uyumaya çalışırken aklıma geldi bu şiir. Hem şair olarak Necip Fazıl'ı, hem de meşhur şiiri Sakarya Türküsü'nü çok severim. Fakat uzun zamandır okumamıştım, madem kendini bana hatırlattı, ben de sizlerle paylaşayım istedim seve seve.
Sevgiyle...
|
"Safahat okuyucusuna..."
5/11/2008 · Kategori: ezbere bildiğim şiirler
Merhaba , ezbere bildiğim şiirler kategorisini epey zamandır ihmal ettiğimi farkettim:). Bugün Mehmet Akif'in Safahat'ındaki ilk şiir olan, Safahat okuyucusuna hitap ettiği, çok sevdiğim bir şiiri paylaşacağım. Lisedeyken hemşehrim Levent, Safahat'ı hediye etmişti bana. Bu şiiri de o göstermişti, şiir ezberleme hobisi olan ben de hemen ezberlemiştim tabi:) Bakalım beğenecek misiniz? SAFAHAT OKUYUCUSUNA Bana sor sevgili kaari’, sana ben söyliyeyim,
Ne hüviyette şu karşında duran eş’ârım:
Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri;
Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım.
Şi’r için “göz yaşı” derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyliyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!
Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zira onu yazdım, iki söz yazdımsa.
« Önceki :: Sonraki »