Embed

Deli Gönlüm

Merhaba günlükcağazım, Peyami Safa’nın  -önceden  okuduklarımı saymazsam- son dönemde okuduğum Yalnızız ve Matmazel Noraliya’nın Koltuğu adlı kitaplarını çok beğenerek okumuştum.  Hem kelime ve cümle gücüne hem de psikolojik tahlillerine hayran olmuştum Safa’nın.

Peyami Safa ‘ya karşı beğenimi ifade ettiğimde Melih Hocam ‘Deli Gönlüm’ e de bir bak’ dedi. Gerçi Melih Hocam ‘Deli Filozof’a’ dedi; ama o an bahsi geçen Peyami Safa olduğu için ben  Deli Gönlüm’ü dediğini zannedip hemen sipariş verdim, Deli Filozof’u da elbette:)

Deli Gönlüm’e Diyarbakır a giderken uçakta başladım. Uçakta uyumayı planlıyordum ve okurken dalarım diye düşünmüştüm ki -öyle akıcı bir kitap olduğunu tahmin etmiyordum- hiç uyumadan yol boyunca okudum :) 

Velhasıl Deli Gönlüm bana hiçbir şey kazandırmadı günlükcağazım. Bir kitabın akıcılığı elbette önemli ama sadece bu özelliği benim için asla yeterli değil. Kitapta altını çizebileceğim ne bir cümle vardı ne de kitap beni düşündürdü maalesef.

Deli Gönlüm’ü Peyami Safa  ‘Server Bedii’ müstear adıyla yayımlamış. Bana öyle geliyor ki bu kitap da Peyami Safa’nın para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarından biri. Zaten bir yazarın kendi ismini vermediği kitabını  beğenmiyor diye düşünürüm ben. Safa’nın öyle harika kitapları var ki Deli Gönlüm’ü beğendiğini zannetmiyorum. En acısı da bir yazarın para kazanmak için yapmak istemediği şeyleri yapması . Para kazanmak için dizilerde oynayan tiyatrocular aklıma geldi. Sanat ve bilim insanlarının keşke böyle dertleri olmasa. Keşke…

Kitap kapağında ‘Türk Edebiyatında kara roman türünün seçkin örneklerinden biridir’ yazsa da Deli Gönlüm için  ben beğenmedim işte. Kitap kahramanı Cevdet’in sergüzeşt hayatını kendisinin anlattığı bu kitapta Mahmut Efendi, Vuslat, Nezihe ve diğer karakterlerle karmaşık münasebetlerinden oluşan hayatını  okuyorsunuz. Kitabın sonunda  ahlaklı olmadığına hayıflansa da Cevdet , bence aşkının büyüklüğünü anlatmaya çalışıyor son ana değin. Zira sonunda hâlâ derdi bu. Aşk , insanı güzelleştiriyorsa anlamlı oysa. İnsana değer katan aşktır. Değerini yitiren aşk değil nezdimde benim , gayrisi adi bir his…  

Kitapta yeniden gördüm ki kötülüğün ardı çorap söküğü gibi geliyor. Yanlışlar yanlışlara kapı aralıyor ve sıklaştıkça hayatımızın bir parçası oluyor istesek de kurtulamadığımız. Bu nedenle insanoğlu daima uyanık olmalı ve daima doğru yaşamayı tercih etmeli. Elbette kusursuz, hatasız insan yoktur. Hep derim ya ‘her insan biraz namussuzdur’ diye ben. Lakin  namussuz hayatı hedeflemek, benimsemek bambaşka bir şey. Cevdet’in ve çevresinin  emeli sadece bu idi ne yazık…

Ahlaktan, hayırdan, iyi insan olma çabasından ayırmasın Allah’ım beni ve cümlemizi. Amin…

Kitaptan :

Kendi kendime sordum: Niçin para ve kadını bu kadar sevdin? Niçin başkalarına bu kadar ıstırap verdin? Niçin insanların kanına girdin? Niçin adalete omuz silktin? Niçin ahlaka inanmadın? Niçin senden büyük kuvvetleri tanımadın? Niçin ahlaksız kaldın? Cevap ver!

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !