Embed

Dar Kapı

Merhaba günlükcağazım,bir kitap okudum ki içimi baydı doğrusu. Yine sosyal medyada kitaptan yapılan alıntılarla dikkatimi çeken, Nobel ödüllü Fransız yazar  Andre Gide’nin Dar Kapısı idi bu kitap.

Dar Kapı , Andre Gide’nin hayatından kesitleri serpiştirdiği roman olarak biliniyor. Kurgu ile gerçeğin karışımı yani.

Kitaptaki Jarome, babasını küçük yaşta kaybetmiştir. Yaz aylarında gittikleri dayısının evinde büyük kuzeni Alissa’ya aşık olur.

Jarome, yengesinin genç bir erkekle kaçıp ailesini terk ettiği günlerden birinde kilisede dinledikleri vaazda, pederin İncil’den okuduğu şu paragraftan “Dar kapıdan girmeye çabalayınız. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı büyük ve yol geniştir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar çok azdır.” çok etkilenir ve Alissa’yı dar kapısı olarak görür. Aşık olduğu Alissa’ya ulaşmak için erdeme ulaşma çabası güder sonra.

Alissa ile Jarome’nin aşkları mektuplarla devam eder fakat asla kavuşamazlar. İçimi bayan kısımlar da tam da kavuşamama gerekçeleri. İlk gerekçede biraz haklı bulsam da sonraki gerekçeleri erdeme bağlamaları bana çok saçma geldi. Onu ondan uzaklaşmak suretiyle hak edeceğini düşünmesi, mutluluktan çok onu elde etmek için çaba harcamanın peşinde olması ve daha bahsettikleri bir çok izah anlamsızdı bana göre.

Balzac’ın Vadideki Zambak’ındaki aşk cidden erdemliydi. Ama bunda erdemlik bir şey yok. Benim inancıma göre nasipte yokmuş ya da aptallarmış derim sadece o kadar:) Nobelli diye de ‘aaa şahane’ gibi laflar edemeyeceğim doğrusu:). Alissa günlüğünde bazen hissettiği şeyin aşk olup olmadığına tereddüt ettiğini yazmış mesela. Ay ne bileyim yaa erdem ve ilahi aşk kavramlarını sorgulamak için bizim Leyla ile Mecun’umuz varken, aşkın erdem halini bu kitapta aramak çok saçma işte…

Gerçek hayatta kuzeni ile evlenen ve daha sonra eşcinsel eğilim göstererek eşini 16 yaşındaki bir erkekle aldatan Gide, bence arzuladığı yerde bırakmış bu kitabı, kavuşamamakta... Yengesinin genç bir erkekle kaçmasından iğrenerek söz eden Gide, gerçek hayatta bireysel özgürlükleri savunan biri olarak burada da kendisiyle çelişiyor.

Kitapta son kavuşamamalarından sonra ‘Hayır bu mümkün değildi benim için,şimdi beni anlamayan şu ana kadar hiçbir şey anlamamış demektir.’ diyen Jarome dolayısıyla Gide  hiç kusura bakmasın Dar Kapı’yı anlamadım, anlamlandıramadım:)

Ahmet Hamdi Tanpınar  ‘Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar.’ demiş, O da kusura bakmasın bin defa Tanpınar’ı okumayı tercih ederdim:)

Velhasıl, üslubu iyi, anlatımı akıcı, kelimeleri özenli olan Gide’nin elbette başka bir kitabını okurum seve seve, zira ona ait okuduğum sözlerin çoğunu çok beğeniyorum. Hayatını yazarak, seyahat ederek, sanatla uğraşarak geçiren biri olarak da ilgimi çekiyor Gide. Ama önce  biraz araştırma yaparım okuyacağım kitap hakkında:) İmza: Huysuz  :)

Selam ve sevgimle…

Kitaptan :

-Hâlâ size kin duymuyor olmayı,onca kötülük yaptığınızı bir an olsun unutmayı isterdim.

-Ondaki her şey soru ve bekleyişti.

-Yüreğim daralmadan hatırlayamıyorum.

-İnsan çok önemli olup da en azından insanların gözüne öyle görünmeyebilir. Tanrı’nın gözünde çok önemli olabilir.

-Erdemi kendi haline terk edilmiş gibi doğal ve iyilik doluydu.

-Yalnız yürümek için yeterince güçlü değil misin? Hepimiz Tanrı’ya tek başımıza ulaşmak zorundayız.

-Neden İsa’dan başka bir yol gösterici arıyorsun.

-Önce Tanrı’nın cennetini ve adaletini arayınız.

-Onu sevmeyi seçmedim.

-En doğal şeyleri en karışık hale getirmek için yine neler üretiyor kafasında?

-İnsanları hayatlarının yalnızca bir anına dayanarak yargılamaktan sakınalım.

-Gençliğin hoşa giden niteliklerinin hepsi yaşlandıkça bozulur.

-Kısacık yazlarımızın canlı aydınlığı elveda.

-Bütün yaşam boyunca ayrı kalmış olanları yaklaştırır ölüm.

-Yeminler benim için aşka hakarettir.

-Gece yola çıkmak, göz kamaştırıcı şafakla uyanmak.

-Bütün geleceğimi onun için askıya alıyorum. Ama onsuz olan hiçbir şeyi de istemiyorum.

-Her yere gitmek istiyorum hayat bana tamamıyla uzun bir yolculuğu hatırlatıyor, onunla birlikte, kitaplar,insanlar,ülkeler arasında.

-Gece yola çıkmak, göz kamaştırıcı şafakla uyanmak.

-Neden değişelim?

-O kadar mutluluğa ihtiyacım yok. Böyle de mutlu değil miyiz?

-Ah! Ne kederli bir kördüm, el yordamıyla hatalarımı ararken…

-Bir kadının kendini toparlamasına asla izin verme…

-Peki ben özgürlüğümü istiyor muyum bakalım?

-Ânın o kusursuz mutluluğuna kendimi bırakarak…

-Eskiden sahip olduğum bu mutluluğu bana geri ver, ondan vazgeçemem.

-Seni bütün hayatım boyunca bekleyecek kadar seviyorum…

-Cesaretimiz ve tutkumuz aşkımızın hatırıyla artıyordu.

-Kendimi zayıflığıma kaptırmış olmam yüzünden üzgündüm ve utanıyordum.

-Gece içime çökmüştü.

-Sıkıntısını azaltmak için canımı verirdim.

-Bana yardım edebilecek herkes benden kaçıyordu.

-“İnsana güvenen insanın vay haline.”

-Sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki, seninle bitmez tükenmez bir sohbete o konuşamadım ki.

-Kalp anlatılmaz bir aşkla dolu.

-Senin güçlü olduğunu hissetmeye ihtiyacım var, sana dayanmaya ihtiyacım var. Zayıf olma.

-Kitapların erdemi,çekiciliği kalmadı.

-Bütün yazışmalarımızın bir seraptan başka bir şey olmadığını ve her ikimizin de aslında kendisi için yazdığını hissediyorum.

-Hayal ürünü olan şeylere nasıl da korkunç bir gerçeklik katıyor ve onları aramıza yığıyorsun.

-Akıl yürütmeye çalıştığım anda cümlelerim donup kalıyor. Kalbimin inlemelerinden başka bir şey duymuyorum.

-Korkularına gülebilmeyi ne kadar isterdim.

-Bütün mutluluğum kanatlarını açmış, gökyüzüne doğru benden uzaklaşıyordu.

-Aşkının gücünü ölçebildiğime göre bana yaşattığın bu canavarca yıkımdan sonra sevmeli miyim seni?

-Kalbimin karşı çıkışları dudaklarıma kadar bile çıkamadan boğuyorlardı beni.

-Gerçek besinlere alışmış bir zekanın böylesine yavan şeyleri midesi bulanmadan tadamayacağını düşünüyorum.

-Senin de beni sevmiş olduğunu artık hatırlamıyor musun ki, bana böyle işkence yapmaktan hoşlanabiliyorsun?

-Şiirselliğin bu kadar korkunç bir şekilde bozulması karşısında kalbim buz tutuyordu ama sonuçta doğal olana dönüşten başka bir şey değildi

-Hayır bu mümkün değildi benim için,şimdi beni anlamayan şu ana kadar hiçbir şey anlamamış demektir.

-Tanrı hiçbir yerde farklı değildir.

-Mutsuzluğumu bu şekilde incelemem ne kadar tehlikeli.

-Kalbim bu fedakarlığı gerçekten içine sindirmiş miydi?

-Bu defteri bir olgunlaşma aracı olarak kabul etmek gerek.

-Hayır bu günlük ruhumun karşısında süslendiği gönül okşayıcı ayna olmasın sakın!

-Beni çok çabuk erişebileceğim bir mutluluktan koru!

-Ne kadar mutlu olursa olsun ilerleme olmayan hiçbir durumu kabul edemem.

-Ah yanıltmacanın çekiciliği! Ah yanıltıcı davet!Mutluluğun tuzağa düşüren serabı!

-Tanrım, içinde en ufak kötülük bulunan her şeyden uzak durmayı öğret bana!

-Erdemin ve aşkın birlikte kaynaştığı ruh ne kadar mutlu olmalıdır.

-Tanrım ondan kurtulmam için yok olmam gerekiyorsa da razıyım!

-Tanrım sana sesleniyorum , sıkıntılarımı al benim.

-Ah! Bekleyiş beni ne kadar da yoruyor.

-Her şey söndü. Yazık! Kollarımın arasında bir gölge gibi kaçtı.

-Yasımı kabullenemiyorum.

-Ah düşüncesiz kalbimin dilediği son derece insani sevinç

“Hissettikleri sıkıntıyı yaymak büyük kalplere yakışmaz.”

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !