Embed

Albay Chabert

Merhaba günlükcağazım , bir Dünya Edebiyatı Klasiğini daha okudum, Balzac’ın Albay Chabert’ini…

Daha önce bahsetmedim ama bizim tapulu evimiz acele kamusallaştırma kararı ile yıkılacak çok yakında. Barınma hakkımızın alındığı ve mağduriyet yaşadığımız bu olay başlı başına bir konu,belki daha sonra anlatırım. Bu konuya değinme nedenim ,zaten çoğunun kolilerde olduğu kitaplarımı, temiz kolilere yeniden düzenleyerek kaldırmamdır.

Benim için en değerli  variyetim olan kitaplarımı taşınma gerçekleştiğinde hazır etmek istedim evvela. Fakat okuduğum kitaplar bitip, yenilerini okumak istediğimde ne yapacağımı şaşırıyorum. Bir koliyi yeniden açıp elime ilk gelen kitabı okuyorum ki Albert Chabert de bu şekilde okuduğum bir kitap oldu.  

Albay Chabert de lisede alıp henüz okumadığım bir kitaptı. O yıllarda da çok okuyordum ama ne çok okumadığım kitabım varmış hâlâ  yaw. Sanırım aç gözlülüğümden, elimdekiler yerine başkasının okuduğu kitabı ödünç alarak okuduğumdan bunları  ihmal etmişim.

Peyami Safa’nın Yalnızız’ını okuduktan sonra Deli Gönlüm’de yaşadığım hayal kırıklığının aynısını Balzac’ın Vadideki Zambak’ını okuduktan sonra Albay Chabert’inde okuduğumda yaşadım ne yazık ki …

Varlık Dergisi’nin ve Varlık Yayınevi'nin kurucusu  olan değerli edebiyatçımız  Yaşar Nabi Nayır’ın çevirdiği  Balzac ‘ın bu eserinden çok şey beklemişim sanırım ki pek bir şey bulamadım doğrusu…

Napolyon döneminde bir çok savaşta bulunmuş Albay Chabert, bir gün bir savaşta ağır yara alır ve öldü sanılarak diğer ölülerle birlikte gömülür. Bir ölünün kopmuş olan kolu yardımıyla toprağı deşip çıkmayı başarır . Bir köylü çift evlerine alıp onu iyileştirir. Bir müddet geçici hafıza kaybı yaşar , kim olduğunu hatırladığında Paris’deki eşine haber göndermeye çalışır. Onu hatırlayan bir arkadaşıyla mektup gönderir ki arkadaşı yolda ölür. Bundan sonrasını yazmayayım ki kitabı okumak isteyenlere haksızlık olmasın.

Balzac , Albay Chabert’de  ‘Faziletli bir adamı enteresan kılmak gibi müşkül bir davayı hallettiğini’ söyleyerek övünürmüş. Bu övüncüne pek hak veremedim doğrusu ben .

Albay Chabert’in filmi de yapılmış ve 1994 Kahire Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü almış.

Bugün Henry David Thoreau’nun bir sözüne rastladım . Şöyle diyordu Thoreau "İlk önce en iyi kitapları okuyun. Sonra zamanınızın kalmadığını fark edeceksiniz.." Bu söze uymakta çok geç kaldığımı fark etmekle beraber , kalan zamanımda çok daha seçici olmayı istiyorum. 

Allah’ım, beni hayrete düşürecek, yeni şeyler öğrendiğim, hayranlık hissi duyduğum, cümlelerine vurulduğum ve geliştirecek kitaplarla karşılaştır. Amin…

Kitaptan :

-Birdenbire bir hastalığa tutuldum, insanlıktan iğrenme hastalığı...

-Kılıktan ziyade duyguda zarif olmalı. Ben kimsenin nefretinden korkmuyorum.

-Romancıların icadettiklerini sandıkları bütün korkunç şeyler daima hakikatten aşağıdır.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !