Embed

57.Alay

Merhaba günlükcağazım, 10 Mart Cuma akşamı Yaprak ile İ.D.T Cevahir Sahnesi’nde izledik 57. Alay adlı tiyatro oyununu.

57.Alay, Çanakkale zaferinin 100. yılı münasebetiyle bu yıl sahnelenen yeni oyunlardan biri. Oyunu Haldun Çubukçu yazmış ve Fikret Urucu yönetmiş.

Oyun , Çanakkale sırasında 57. Alay’ın düşmana hucuma gitmeden önce kıyafetlerini  kısıtlı olan suyla yıkayıp, teyemmüm alıp, Allah’ın huzuruna durmalarıyla başladı. Komutanları n’aptıklarını, çamaşırların niçin asılı olduğunu sorduğunda  öleceklerini bildiklerini ve Allah’ın huzuruna temiz çıkmak istediklerini söylediler askerler. Daha bu sahnede tüylerimin diken diken olduğunu söyleyebilirim.  Askerlerimizin bu şuuruna, inancına ve teslimiyetine hayran oldum bir kez daha…

Daha sonra sahne kadınlarındı. Kimi ana, kimi bacı, kimi eş, kimi kardeş ,kimi evlat , kimi yaren olan; savaşın görünmez kahramanları ve çilekeşleri olan kadınlarımızın yüzlerinde hüznü, dirayeti, korkuyu, gururu, gücü ve çaresizliği okumak hüznüme hüzün kattı. ‘Evde oğul kalmadı, ne oğul,ne kızan,ne er kişi...’ diyordu kadınlar.

1915 yılında 1.Dünya Savaşı patlak vermiş, itilaf devletleri,  Almanya’nın müttefiklerinden biri olan bizi etkisiz hâle getirmek; stratejik bölgelerimizi ele geçirip ittifak devletlerini zayıflatmak istiyordu. Bu isteklerinde muvaffak olamasalar da verilen kayıp, et ile çeliğin çarpışması, maddi ve manevi boyutu ile Türk ve Dünya tarihinde unutulmayacak bir savaş olarak bildiğimiz Çanakkale Savaşının kuşkusuz en önemli alayı idi 57. Alay.

57. Alay, savaşın başlangıcı olarak bilinen Anzak çıkartmasını durdurmak için 19. Fırka’dan biri olan ve Mustafa Kemal’in emri ile Hüseyin Avni Bey komutasında  görevlendirilen alaydır. Bigalı köyünde yedek olarak sürekli talimlerle eğitilen alayın yeri değiştirilmek istense de Mustafa Kemal’in ısrarı ve insiyatifi ile yerini muhafaza etmiş  ve düşmanın yapacağı çıkartma haber alınır alınmaz da 72 ve 77. Alaylarla birlikte düşmana karşı taarruza geçmiştir.

“Ben size taarruz etmeyi değil, ölmeyi emrediyorum” der Mustafa Kemal askerlerine. Bu emre itaat eden askerler düşmanın geri çekilmesini sağlamıştır ama hemen hemen tamamı şehit olmuştur. En son elinde sancak taşıyan asker de şehit olduğunda Avusturalya askerlerinin o sancağı aldığını ve ülkelerinde bir müzede o sancağı sergilediklerini biliyorum ben fakat oyunun sonunda o sancak Avusturalya askeri tarafından şehit olan askerimizin üzerine örtülüyordu.

Oyun, konusu ve muhtevası açısından çok anlamlı idi. Çanakkale’nin bir alayının yaşadıklarını izlemek savaşa dair çok şey anlamaya vesile olur. Özellikle lise çağındaki gençlerimizin savaşı öğrendikleri tarih dersini , görsel hafızanın kuvvetini ekleyerek  öğrendiklerini çok daha anlaşılır kılar diye düşünüyorum. Zira adeta özetidir Çanakkale’nin 57. Alay…

Savaşın, kitaplarda bahsi geçmeyen kısımlarını görmek daha çok anlamlandırmaya da katlı sağlar. Cehpedeki askerlerin susuzluk çekmeleri, sinek istilaları, dizanteri ve daha yaşadıkları bir çok zorluğa ve hikayelere ders kitaplarında rastlayamayacaklar için de istifadeli bir oyun olduğunu düşünüyorum ayrıca.

Oyundaki Selanikli, Diyarbakırlı, Bergamalı, Lapsekili, Dersimli, Manastırlı, İstanbullu, Konyalı, Sivaslı ve ülkemin dört bir yanından gelen askerleri tek ruh olduğumuzu ve olmamız gerektiğini, hepimizin aynı vatanın evlatları olduğumuzu ve kardeş olduğumuzu hatırlatması açısından da önemsiyorum.

Oyundaki mektuplar,  ailelerine,sevdiklerine, yuvalarına karşı özlemleri, henüz 18’ine basıp geçen, bıyıkları yeni terleyen gençlerin cesaretleri de bilinmeye, görülmeye, hatırlanmaya değer karelerdi.

Oyundaki kostümler iyi idi ama fotoğraflarda gördüğüm yıpranmış giysileri aradı gözlerim. Sadece çizmedeki çamurlar o savaşın görünene ne ettiğini anlatmaya yetmiyordu bence.

Oyundaki şarkılar ve müzikler  anlamlı idi. Yaprak şarkıların hiç olmamasını daha çok tercih edeceğini söyledi ki ben askerlerin söylediği türkülerden ve  bir askerin çaldığı kavaldan çok etkilendim. Fakat şarkıların playbackten çalmasına anlam veremedim doğrusu. Keşke canlı söyleselerdi…

Ak güvercini sadece düşlerinde görmüş kahraman ve fedakar atalarımızın düşlerini yaşayan bizlerin barışın, özgürlüğün, bağımsızlığın kıymetini daha çok anlamamız gerektiğini hatırlatan bu oyunda emeği geçen herkese teşekkür ederim. Şehitlerimize de Allah’dan rahmet dilerim. Selam ve barış ile…

Oyundan:

Savaş, seni icat eden olmasın…

Sadece disiplinle bir savaş kazanılmaz, yenmek için kudretin var mı?

İlerlemeden geriledik. İlimde,fende ilerleyebildik mi?

Cephede sevda çekmek mi zor, sevda içinde cephe mi?

Şehit olmak da bir kurtuluştur, dünyanın bu zulümlerinden…

Çok kaybımız var, yapacak hiçbir şeyimiz yok. Dayanacağız!...

İstiklalin temini ve hür bir vatan için ben size ölmeyi emrediyorum.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !