Gaziantep resimleri...
17/11/2009 · Kategori: guncem
Merhaba , blogcunun yeni halinden nefret ettim:) Neyse artık becerebildiğim kadarı ile Antep resimleri. Daha neler vardı ama bu kadar becerebilip yayınlayabileceğim:( Yediğimiz içtiğimiz bizim olursa görüldüğü gibi geriye pek bir şey kalmayacak:)
Günce...
16/11/2009 · Kategori: guncem
Merhaba, blogcuya bir hal olmuş:( Hiç sevmedim yeni halini. Alışana kadar da sevmem herhalde. Teknolojide yeniliği sevmeyenlerdenim ben. Teknoloji ilgimi zaten çekmiyor:)
Meğer günlerdir bloğuma giriş de sorun yaşamamın sebebi yenilikmiş. Neyse ben günlerime geçeyim.
Dün evdeydim. Pazar günü bitiremediğim temizliğime devam ettim:)
Pazar günü de bütün gün evdeydim.Biraz dinlendim biraz iş yaptım Annem hem Çarşamba günü gelecek misafirleri için hem de bayram için beni bir güzel çalıştırdı:)
Cumartesi günü Şazo ,Neco, Necla yenge ve annem , kuzen Nigar abladaydık. Biz çıkarken Ayşe halam da geldi. Akşam Fatma'daydım Saliş,Sevin ve Ülkü ile.
Cuma akşamı da Fatma'daydık Sevin ile. Fatma'nın eşi şehir dışında olunca sözleştik "kalmaya gidelim" diye. Geç saatlere kadar bol muhabbetlizaman geçirdik. Lisede 2 yıl aynı sırayı paylaştığımız 3 sıkı dost olarak arkadaşlığımızın eskimemesi ne hoş.
Perşembe günü evdeydim. Yeliz ve kızı Sıla bizde izledi dizilerini kendi tv'leri bozulmuş da:)
Çarşamba akşamı iş yerindeydim.
Salı akşamı evdeydim.
Pazartesi akşamı da evdeydim:)
Ben kış geldi ya hep evde olurum sanırım:) Olsun bir değişiklik olur bana :)
Kalın sağlıcakla...
Muhteşem Gaziantep gezimizden notlar...
10/11/2009 · Kategori: guncem
Merhaba, Gaziantep’den dün döndük. Yol yorgunluğu,uykusuzluk derken neler yaşadık sıcağı sıcağına yazamadım. Şimdiden söyleyeyim bir güne öyle çok şey sığdırdık ki yazı uzun olacak, ama çok da keyifli okunmaya değerJ
Cumartesi günü sayımız 10 kişi olunca Havaş’ın servisi yerine minübüs kiralamayı uygun bulduk Sabiha Gökçen Havalimanı’na giderken. Aramızda ilk kez uçağa binecek olan 4 kişiden Elmas bizi çok güldürdü. İnanılmaz panik yaptı ve korktu. Yanımdaki kadın “sakinleştirici verin bu bayana ” dediğinde sakinleştirici verdikJ Hem korktu hem de cam kenarında oturmak isteyip sürekli dışarıyı seyrettiJ Saliha “tamam korkuların üstüne gidilmeli ama bu kadar da değil” dese de o dışarıyı izlemekten vazgeçmediJ Sakinleştiricen sonra komik hali ise bizi uzun süre güldürdü. O gün akşam kebap yiyeceğiz diye kahvaltıdan sonra kimse bir şey yememişJ Hepimiz açlıktan deliriyorduk. Otele gitmeden kebap yemeye karar verdik ki bize çok meth edilen İmam Çağdaş’a gitmeyi planladık. Havaş’ın servis şoförü bizi sağolsun merkezde indirmedi ve İmam Çağdaş’a kadar götürdü. Baktık ki kapanmış inanılmaz bir hayal kırıklığı yaşadık ki sağolsun şoför bu kez kebapçıların çoğunlukta olduğu bir sokağa kadar bizi götürdü. İşte ilk anda Antep’in misafirperverliği ile karşılaşmış olduk. Bu kez de hayatın çok erken bittiği Antep sokaklarında hayalini kurduğumuz açık bir kebapçı aramaya başladıkJ Sonunda Köşk Kebap’da önce kübban ekmeğine sarılı ciğer kavurmalarımızı yedik, sonra onların kıyma dediği Adana- Urfa karışımı bir kebap yedik köpüklü ayranlarımız eşliğindeJ Fazla seçeneğimiz yoktu gittiğimiz yerde ama yediklerimiz de enfesti doğrusu. Ardından çaylarımızı içtik, karnımız doyunca hiç kaçmayan keyfimiz daha da bir hareketlendiJ Ardından yandaki Ercan Usta tatlıcısından ismini çok zor ezberlediğimiz Belluriye tatlısı geldi kaymak eşliğinde. Ona da bayıldık. Çaylarımızı getiren Mehmet ağabey , 1 günümüz olduğundan ve çok şey yemek ,içmek ve görmek istediğimizden bütün sorularımızı sabırla cevapladı. Mehmet ağabeyi hiç unutmayacağız hepimiz çok sevdik. Misafirperverliklerinden ve lezzetli ikramlarından dolayı gittiğimiz bu mekandan da çok memnun kaldık. Ardından otelimizin yolunu tuttuk bomboş Antep sokaklarında . Sanki ilk defa gelmemiş gibiydik. Tarif edilen her yeri öyle kolay buluyorduk ki. Bunda yön duygusu gelişmiş Saliha’nın büyük payı var tabiJ Otele vardığımızda hemen kahve aldırıp kahvelerimizi içtik Ülkü’lerin odasında. Geç saatte Ülkü’nün eline kağıt-kalem alıp “sevgili günlük bugün de Gaziantep’teyim” diye başlayan cümleleri ve ardından söylediği birbirinden komik cümleler bizi öylesine güldürdü ki karşı odadaki Ali “sesiniz taa buraya geliyor “diye telefon açınca odalarımıza dağıldık rahat bir uyku çekip ertesi günü çok iyi değerlendirmek amacı ile. Otelimiz de umduğumuzdan çok daha iyiydi. Hiçbir sorunla karşılaşmadık. Hatta fiyatı çok uygun olduğundan aklımıza kötü kötü şeyler bile getirmiştikJ ki her şeyi gayet güzeldi. Hatta kaloriferi yakmışlar aşırı sıcaktı , o gece hiçbirimiz doğru düzgün uyuyamadık bileJ Sabah erkenden kalkıp kahvaltılarımızı yaptık. Ülkü,Zeynep ve Gülay, Gülay’ın kardeşinin askerlik arkadaşı tarafından araba ile alındı ve akşama kadar onlar ayrı gezdiler. Merkezde olan otelimizin arka dar sokakları harika eski taş evlerle doluydu. Önce orada resim çekildik sonra resepsiyondaki Tanju Bey’in tavsiye ettiği yerleri gezmek için yola koyulduk.
İlk durağımız Arkeoloji Müzesi oldu. Antep çok eski ve tarihi bir yer. Bu tarihi, kronolojik olarak bu müzede görmek mümkün. Müzede Zeugma’da bulunan mozaikler ve heykeller ve antik çağda kullanılan eşyalar var. Buradaki baygın bakışlı Çingene mozaiği Zeugma’nın simgesi sayılıyor. Ayrıca savaş tanrısı olarak bilinen , öfkeli bakışlı ve bir elinde mızrak diğer elinde bereketi simgeleyen çiçeğin olduğu heykel de dünyada tekmiş.Bu bilgileri müzede gösterilen slayttan edindik. Müzeden sonra gece yediğimiz tatlıyı çok beğendiğimiz Ercan Usta’nın yerine gidip İst’a götüreceğimiz tatlıların siparişini verdik. Oradan Ali Nacar Camiini ziyaret ettik. Yapılış tarihi tam bilinmemekle birlikte 14. yy.’da yapıldığı sanılan camiinin minaresindeki güneş saati bölgedeki tek örnek.Oradan bir kır kahvesine gidip bölgeye özgü meşhur menengiç kahvesini içtik. Tophane’de içtiğimiz menengiç kahvesine benzemiyordu bu. Biraz acı geldi bizeJ Oradan tarihi Naib Hamamı’nın önünden geçtik ki vaktimiz olsaydı içeri girip keselenmeyi çok isterdik doğrusuJ Ardından Orhun Yazıtları Anıtı’nda resim çekildik. Oradan da Şahin Bey ve 14 şehit anıtının olduğu parka gittik.
Yol üzerinde satılan cevizli sucuk ve bir taş fırınından kübban ekmeği ile tatlı mısır ekmeği almayı da ihmal etmedikJ Oradan Mehmet ağabeyin tavsiye ettiği Mavişler adlı kebapçıya gidip lahmacun yedik. Kebapçıda bizi öyle güzel ağırladılar ki lahmacunun yanında getirdikleri ikramlar da çok lezzetli idi. Otantik mekanda sanat müziği eşliğinde öğle yemeklerimizi yiyip,çaylarımızı yudumladıktan sonra gezi programımıza devam ettik. Gaziantep Kalesi’ne çıktığımızda Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması Müzesi de çok etkileyici idi. Milli mücadele dönemini anlatan kabartmalı resimler, heykeller o günlerin ne denli zor ve büyük bir inançla yaşandığını ve ülkemizin kıymetini çok iyi bilmemizi bir kez daha hatırlattı bizlere. Kaleden indiğimizde wc molası için girdiğimiz Şirvani Camii’nin yapımı ise tam olarak bilinmemekle birlikte 1681 olarak tahmin edilmekte. Antep’te gözüme çarpan camilerin çoğu 15.ve 16. yy’da yapılmış çok eski ve tarihi camiiler. Bu anlamda çok zengin bir şehir. Elbette sonrasında bir çok tamiratlardan geçmiş ama günümüze kadar korunmuş. Yolumuz üzerinde bakır imalatçıların olduğu otantik dükkanların önünden geçip Zincirli Bedesten Çarşısı’nı gezip, Bakırcılar Çarşısı’na gittik. Otantik çarşıyı gezdikten sonra baharatçılardan Antep’in yağ boya karışmamış lezzetli biberlerinden satın aldık. Methini çok duyduğumuz İmam Çağdaş’ın önünden geçerken tıklım tıklım olan mekandan kızlar, çok pahalı olan baklavalardan almışlar azar azarJ Sadece kebap çeşitlerinin olduğunu ve yöresel yemekleri tadamayacağımızı fark edince de orada yemek yeme planımızı iptal etmişler. Oradan Yuşa Beygamberin türbesini ziyaret ettik. Bize bu türbeden bahsedildiğinde çok şaşırmıştık çünkü bu türbe İstanbul’da Beykoz’da da var. Hangisi gerçek bilmiyoruz ama ziyaretimizi Allah kabul etsin. Dönüş yolunda Zeugma adındaki bakırcı imalatçı bir dükkanda durup “çeyizime alcam, bizi turist görmeyin, ben de imalatçıyım kazanırsınız, vs” gibi söylemlerle pazarlık ettiğim Sarı Ahme Usta sonunda “kızım senin işin ne, kaç para alıyosan fazlasını vereyim gel buraya yerleş bende çalış, al bu kartımı patronunla beni görüştür” demesi koltuklarımı kabarttıJ “Kızlara da sakın bunun elini bırakmayın sırtınız yere gelmez” demez miJ Her gittiğim yerden iş teklifi almam çok hoşuma gidiyor doğrusuJ Ama bu kez hedeflediğim rakama vermemeye inat etti. Hedefimden tam 2,5 TL eksiğe aldığım bakır çaydanlık çok hoşJ Ayrıca bakır cezve ve bakır fincanlarım da çok hoş. Bizlere çay ısmarlayan Ahmet usta , yemek için yöresel yemekler yapan Kırkayak Gaziantep Evi’nin tavsiye etti.
Sarı Ahmet Usta'nın ve efendi oğullarının esnaflığı da, misafirperverliği de bizleri çok memnun etti. O bana 2,5 TL'yi indirmese de ben onun reklamını yapayım:) www.zeugmabakir.com
Yemekten önce tatlıcıdan tatlılarımızı aldık. Tatlıcı bize tatlı ikram etti yine. Orada lokmaya Anteplilerin söylediği ismi sadece Ali’ye söyledi tatlıcı. Biz soru cevap eşliğinde bu ismin ne olduğunu terbiyeli Ali’den çok zor öğrendik sonundaJ Daha doğrusu o söylemedi biz tahmin ettikJ Aldıklarımızı otele bırakıp Kırkayak Gaziantep Evi’ne doğru yola koyulduk. Burası cidden tavsiyeye değer bir yermiş. Yöresel yemekler olabildiğince lezzetli sunuluyor. Otantik dekorasyonu, büyük bahçesi ile gözlere de hitap ediyor. Ama bizim midemizdi öncelik verdiğimiz ve hemen siparişlerimizi verdik. Önce yöreye özgü yuvarlama çorbası ile başladık. Fındık lahmacun ve içli köfte deolmazsa olmazdı. Sonra anlatılmaz yenir lezzetteki patlıcan,biber ve yaprak dolmalarını bayılarak götürdük. Tas içinde ve özel kepçeye benzer kaşığı ile sunulan köpüklü ayran da nefisti. Sonra mantar,patlıcan ve karışık kebapları götürdük sonrasını hiç düşünmedenJ Velhasıl midemizde nefes alacak yer kalmadığını nice sonra fark edebildikJ Kebaplar da çok lezzetli idi ki biz diğer yöresel yemekleri tercih edebileceğimiz düşüncesinin neden daha önce düşünemediğimize hayıflandık doğrusu. Mesela yiyemediğim analıkızlı da aklım kaldıJ Yemeklerden sonra ikram edilen çay ne iyi gitti anlatamam. Beni tanırsınız cebimde bir not defteri ile kalem bulunur ve her yerde not alırım . Bu mekanda da not defterime not alırken bana bakan garsona bloğumun olduğunu ve bloğumda bu mekandan da bahsedeceğimi söylediğimde garson mekanın sahibi Nedim Usta’yı haberdar etmiş sanırım ,ayrılırken Nedim Usta yanımıza gelince memnuniyetimizi ona da ifade ettik. Nedim Usta çok misafirperver biri ve de çok mütevazi. Sağolsun öyle çok ısrar etti ki bahçesine oturup güzel Türk kahvesinden içmek zorunda kaldık , zevkle tabiJTeşekkürler Nedim Usta ve çalışanları. İşte Nedim Usta'nın mekanının site adresi: www.gaziantepevi.com
Güzel yemekleri yemiş olmanın keyfiyle biz kahvelerimizi yudumlarken aşırı güldük ve coştuk. Orada bir oyun oynadık. Herkes birbirinin yerine geçti . Ben o an telefonla konuşurken grubumuzun tek erkeği olan Ali düşmüş bana. Ali olmak çok zordu 9 kızın içinde tek erkek olarak kendinin dile getirmediği zorlanmayı fark ettiğimden onun iç sesi oldum ve kızlara teker teker onun demek isteyeceklerini düşünüp söyledimJ Deniz olan Gülay bizi gülmekten kırdı geçirdi. Bu oyunda en başarılı oyduJ Elmas ise Hilal rolünden çok memnunda “oh be Hilal olmak çok güzel, çocuğum var , kocam var, zenginim, ben bu rolü çok sevdim” dedi durduJ Bu oyun bütün gece sürdü ve çok keyif aldık. Ben biraz Ali’nin karizmasını çizdimJ Çünkü o çok ağır çocuk benim taklidimle biraz bu ağırlığını kaybettiJ Ali ilk etapta sadece benim ve Elmas’ın planladığı bu geziye dahil olan 3. Kişiydi. Daha sonra 7 kızın daha geleceğini duyduğunda pişman oldu ama iş işten geçtiJ Ama iyi ki vardı çünkü başımızda bir erkeğin olması onun için zor olsa da bizim için çok iyi olduJ Sokaktaki erkeklerin kötü bakışları bizden çok onu rahatsız etti. Fakat misafirperver ve güleryüzlü esnaf ısrarla onların kendilerinden olmadığını ve civar şehirlerden gelen insanlar olduğunu söyledi. Her yerin iyisi de , kötüsü de vardır. Yapacak bişey yok tabi. Yemekten sonra canlı türkü dinlenebilecek mekan aradık ki maalesef istediğimiz gibi bir mekan bulamamıştık. Zaten çoğu yer kış sezonu olduğundan kapalıydı. Bizde dar,tarihi taş sokaklardan geçerken harika çalan sanat müziğine kapılıp bir yere girdik. Mekan çok hoştu, biz terasında oturduk. Hafif yağmur yağınca şemsiye altında zahter çaylarımızı yudumlayıp,daha sonra da nargile yaktırdık. Yorgunluktan bitap düşmüştük ama olabildiğince günümüzü değerlendirmek için çok çaba sarfettikJ Gezerken bütün gün aradığımız yöreye özgü fıstıklı, kaymaklı katmer tatlısını sabah tüketildiğinden bulamamıştık. Ama peşini de bırakmaya niyetimiz yoktu. Ertesi sabah 6.15 de gelecek Havaş servisine rağmen 5 de kalkıp sokak sokak katmer aradıkJ Fırınlar yeni yakılıyordu ve beklememiz gerektiği söyleniyordu. Sonunda Abdo usta 2-3 tane yapabileceğini söyledi. Siftağını bizimle açan Abdo ustaya umarım ayağımız bereketli gelmiştir. O bizi mutlu etti Allah da onu mutlu etsinJ Hedef belirleyen insanın elinden hiçbir şey kurtulmazmışJ Katmerimizi de yiyip İstanbul yoluna düştükJ 1 güne çok şey sığdırdık, çok keyif aldık, çok da güldük.
Ama Antepli olan Mehmet Barlas’ın değimi ile dünyanın en eski şehri olan tarihi Antep kentinde elbette gezilip görülmeye değer bir çok yer vardı bizim yetişemediğimiz. Ve tadılması gereken lezzetli bir çok yemek tabi kiJ Unutmayacağım hatıralarla dolu bir geziyi daha burada noktalarken, resimleri bilahere yayınlayacağımı bildirir, Aralık’da yapacağım Trabzon gezisinin hayalini şimdiden kurmaya başladığımı da bilmenizi isterimJ Sevgiyle…
Antep yolcusu kalmasın:)))
6/11/2009 · Kategori: guncem
Merhaba, başlıktan da anlaşılacağı gibi Elmas ile birlikte aldığımız Antep biletimizin vakti yarın geliyor. Fakat iki kişiyken sayımız 10 kişi olmuş durumda:) Deniz,Saliş,Hilal,Rukiş,Ülkü,Gülay,Zeynep ve Ali de katıldı bize:) Küçük bir kebap turu düzenlemiş olduk böylece. İnşallah sağ-salim gider döneriz. Kısa bir gün de kebap ve baklava mı yiyeceğiz, yoksa çevreyi mi gezeceğiz bilemiyorum:) Bakalım ne kadarını yapabileceğiz:)
Dün akşam alttaki yazımda bahsettiğim gibi İclal ve Ülkü ile "Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye" yi izledik Reşat Nuri sahnesinde. İclal ile ayrıldıktan sonra hazır Eyüp'ten izin koparmışken Ülkü , İstiklal'e çıkıp yemek yiyelim diye düşündük. Tünel'e çıkarken Salih'in takıldığı cafede Salih'e rastlayınca, orada yemek yemeğe karar verdik. İçeride türkü korosundan çıkanların türkü söylediklerini duyunca hemen yemeklerimizi içeriye taşıyıp bu güzel sesli insanları dinledik keyifle. Salih de bir şiirle katıldı bu güzel dinletiye. En son bir bayan solo olarak benim tarzımda bir sanat müziği seslendirince keyfim doruğa ulaştı. Ülkü'yü evine bırakmak için gidince , orada da bir kahve içip kardeşimle eve geldim.
Çarşamba akşamı kuzen Musti'nin bebişini görmeye hastaneye gittim. Çok şükür bebişimizi annesinin yanına verdiler. Ama hala hastanedeler. İnşallah çıkacaklar . Hastanede tanıdıklarla epey vakit geçirip eve geldik o akşam.
Gelince bol bol Antep'i anlatacağımı umut ettiğimden yazmadığım gün kalmasın istedim. Hadi şimdilik bana musade şekerler. Malum yolculuk var hazırlanmam lazım:) Gelince görüşürüz:)Selamlar...
Hişt! "Meral İçin Öyle Bir Hikaye" yi izledim...
6/11/2009 · Kategori: seyrettigim tiyatrolar

Merhaba , dün akşam İclal ve Ülkü ile izlediğimiz ,Rahmetli Savaş Dinçel'in, edebiyatımızın önde gelen hikayecilerinden Sait Faik Abasıyanık'ın anılarından ve hikayelerinden uyarladığı "Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye" adlı oyunu Naşit Özcan'ın oyunculuğunda izledik. Sahnede Özcan'a Ömer Göktay müzikleri ve efektleri ile eşlik etti. Bu benim ikinci izlediğim tek kişilik oyundu. Diğeri de Yahya Kemal'in hayatının işlendiği "Kendi Gök Kubbemiz" adlı oyundu. Toron Karacaoğlu'nun oyunculuğu ile o oyuna da hayran oldum ki bu oyunda da Naşit Özcan'ın oyunculuğuna hayran oldum. Oyunun içine öyle bir çekti ki beni, oyun süresince mest olmuş yüz ifademle ve bütün dikkatimle izlerken inanılmaz bir keyif yaşadım. Edebiyatı okul yıllarımda çok seven ve o derste çok iyi olan ben bile tiyatro da öğrendiklerimle bu yazarları çok daha iyi anladığımı farkettim. Bu tür oyunların çoğalmasını can-ı gönülden dilerim.
Bu oyunu defalarca izleyebilirim. O denli beğendim. Bu sezon izlediğim en güzel oyundu. Gerçi sezon yeni başladı ama bakalım bu beğenimi geçecek bir başka oyun olacak mı. Oyun bitiminde sahnede duran Abasıyanık'ın büstü çekiliş ile seyircilerden birine hediye ediliyordu. Bana çıkmasını çok istedim ki malesef büstü başkası kaptı:) Oyunu ilk sergiledikleri gün 65 yaşında emekli bir bayan öğretmene çıkmış büst, ki kadın tir tir titremiş sahnede büstü almaya çıktığında. Neden bu kadar heyecanlandığını sorunca Özcan, "15 yıl evvel Savaş Dinçel oynarken bu oyunu 7 kez büst bana çıksın diye geldim ama çıkmadı. Şimdi ilk gelişimde çıkınca çok şaşırdım" demiş:) Bu anı çok hoşuma gitti.
Oyunda Abasıyanık'ın bir hikayesinde rahat etmek için insanların hapise girmek isteyişini yazmasından dolayı dünyayı toz pembe görüyorsun suçlamasıyla para cezasına çarptırılması ve başka bir hikayesinde kestane satan bir çocuğu birinin tekmelemesini yazması sonucunda karakola çekilip tekmeleyen adamın sorulması ve o çocuğu getirin okutalım denmesi ağlanacak halimize trajikomik anlatımdan dolayı esefle güldüm. Ah ülkem bu gibi ne anılarla dolusun değil mi:) Abasıyanık bir gün yurt dışına çıkacağında pasaport kontrolünde mesleği sorulduğunda "yazıcıyım" demiş, ispat istendiğinde eserleri bunu ispat olarak kabul edilmediğinde çalıştığı yayım şirketi firma yazar olduğunu onaylamayınca meslek hanesine "yok" yazılması da ayrı bir trajikomedi. Bir gün yabancı bir adam "Monşer sizin ülkenizde mesen (sanatçı dostu) yok" dediğinde "var efendim olmaz mı benim mesenim var" dediğinde adam şaşırarak kim olduğunu sormuş ve Abasıyanık "Anam" cevabını vermiş:)Ömrü boyunca yazarlığı annesi tarafından desteklenen ve hayatını sadece yazı yazarak geçiren Abasıyanık'ın bu durumu Haldun Taner'in edebiyatımızda başka iş yapmak zorunda kalmadan sadece yazarlık yapan tek isim olarak göstermesine sebep olmuş .Kısacası bu oyunu herkes mutlaka izlemeli efendim. Benden şiddetle tavsiye olunur:)
(Savaş Dinçel`in ya da Sait Faik`in diliyle... Hayatın önünden telaşla geçen bigane kalabalıklar!.. Siz martının dilinden anlamaz, köpeğin hikâyesini bilmez insancıklar... Siz hüznü neşe ile yormasını bilmeyen bezgin taifesi... Siz, bihaberler!.. Hişt!.. E, hişt!..)
Sevin'deki buluşmamız...
4/11/2009 · Kategori: guncem
Merhaba, Cumartesi'yi ayrı yazacağımdan bahsetmiştim alttaki yazımda. İşte o güzel gün:
Önceden sözleştiğimiz üzere Sevin'de buluşacaktık ki o gün yağmur çok şiddetli yağıyordu. Hava da çok soğuktu. Kesin dedim kendi kendime firemiz çok olur bugün. Öngörümün isabetsizliğini ise gidince anladım:) Çocuğundan dolayı pek aramıza katılamayan Fatma o havada geldi mesela. Gerçi eşi Baki araba ile bıraktı bizi sağolsun ama yine de gelmesine çok sevindim. Yazı Antalya'da geçirdiğinden uzun zamandır da görmemiştim, çok özlemişim.
Sevin'e vardığımızda Edirne'de yaşayan Büşra'nın tatili fırsat bilip İst'a geldiğini ve aramıza katılacağını duyduğumda çok şaşırdım. Uzun zamandır kendisini ilk kez görecektim. Sonra daha da şaşırdığım durum Esra'nın da katılacağını öğrenmem oldu. Esra biraz uzak oturduğundan hiç bir toplantımıza katılmamıştı çağırmamıza rağmen. Böyle bir havada gelmesi "bizlere niye gelmedin" diye sık sık ona kızmamıza sebep oldu:) O gün en çok yüklenilen kişiydi kendisi. Onu da yıllar var ki görmemiştim. Sonra İzmit'de oturan fakat en vefakar arkadaşımız Özge'de her şeye rağmen yeni doğmuş bebeciğini alıp gelmişti. Asım beyimizi de ilk kez görmenin mutluluğuna eriştik o gün.Çok tatlı maşallah. Küboşcuğum en erken gelenimizdi. Oğluşu Semih beyimiz her zamanki gibi formundaydı o gün:) Diğer çocukları epey hırpaladı sağolsun:) Grubumuzun iki canlısı Ayşe ile Meryemciğim de tüm sıkıntılarına rağmen gelmişlerdi. Yol ve hava şartları gelene kadar epey yormuş onları canlarım benim. Saliha'da o gün başka programları olmasına rağmen katılınca çok az fireli kalabalık bir gün geçirdik. Sevin cidden çok kısmetliymiş. Sevin'in ablası Sevinç ablanın yaptığı cevizli,bulgurlu ve kıymalı börek günün favori yiyeceğiydi. Herkes çok beğendi. Aslında her şey birbirinden güzeldi. Sevinç ablamın, Sevin'in ve annesinin ellerine sağlık. Sevinç abla da daha sonra aramıza katıldı ve övgülerimizi kendisine de bizzat iletebildik.
O günün en çok konuşulan konusu doğum ve çocuklar idi. Eeee annelerin ve anne adaylarının bulunduğu bir grupta bu muhabbetin geçmesi kaçınılmazdı. Ben her türlü muhabbete katılabilirim hem çenemin düşüklüğünden hem de çok bilmişliğimden:) Ama Sevinciğim yazık hep sessiz kaldı bu durumda:) Neyse ev sahibesi olmak kolay değildi. Fakat kendisine 10 üzerinden 10 verdim. Cidden bizleri çok güzel ağırladı. Artık seni everebiliriz Sevin:) Gözüme girdin şekerim:) Şaka bir yana her şey için çok teşekkür ederim can dostum.
Her zamanki gibi bu buluşmaların ardından sizin de aşina olduğunuz cümlemi tekrar edeceğim ben. Yine hiç bir şey anlamadım çünkü. Ay kızlar cidden ben sizleri çok seviyorum ve bu buluşmalar bana yetmiyor yaaa:( Hiç doyamadım yine size, ama sizlerle olmak çok güzeldi. Şu buluşmaların arasını biraz sıkı tutsak diyorum, Ne dersiniz?
Ayşeciğim oldu mu şekerim, için rahat etti mi bu arada:)) Sevildiğini biliyorsun değil mi:) Yeğenime iyi bak tamam mı. Öpüldün kocuman...
« Önceki ::



















